HAMDİ YILMAZ – YENİ OSMANLICILIK

BUNDAN TAM 10 YIL ÖNCE: 27 KASIM 2010

İyi mi, kötü mü bilmem! Derdim, yeni Osmanlıcılık üzerine ahkâm kesmek değil. Hem bu işi yeterince yapan var. Hem de tartışmaya katılmanın güçlüğü ortada. Amacım, dünyadaki yeni algılamayı sizlere aktarmak.

“Türkiye nereye koşuyor?”

George Friedman, “Türklerin Rusya hakkında ne düşündüğünü anlamak için Türkiye’ye geldim” diyordu. Mehmet Ali Birand da, ABD’nin AKP hakkında ne düşündüğünü anlamak için Washington seferindeydi. Kaç gündür ABD’nin kaygılarını aktarıyor.

Merkel’in gizli, Berlin Belediye Başkanının açık desteği ile Almanya “Dersim olaylarını sorguluyor” Cengiz Çandar’dan haberleri alıyorsunuz zaten. Düğün değil, bayram değil ama Dersim Almanya’da sorgulanıyor.

TSK’yı sindirmeye giden yol da bundan 10 yıl önce Batı’daki otel salonlarındaki tartışmalarla başlamıştı.

ABD’de yeni bir Türk Düşünce Kurumu oluşmuş, AKP karşıtı imiş. Başındaki kişi, “Biz hiç bir hükümete bağlı değiliz. Kimseden yardım almıyoruz. Gönüllü beş altı kişinin oluşturduğu Atatürkçü bir kurumuz” diyor. Ama nedense onlara mikrofon uzatan tek kurum da “Amerika’nın Sesi” Portalı oluyor.

Ben de bir düşünce kuruluşu oluşturmak istiyorum ama nedense beceremeyiyorum. Çünkü önce geçim işini halletmem gerekiyor. Ama halledemiyorum. Aç ayı oynamaz diye atalar boşa söylememişler. Gördüğünüz gibi muhalifleri bile ABD finanse ediyor.

Bizim Bükreş bürosunda çalışan şoför bile “Türkiye’nin Imparatorluk hayallerinden” kaygılı. “Yok öyle bir şey” diyorum. İnanmıyor, Türkiye’nin şimdi ekonomik olarak güçlendiğini, bir süre sonra da ordusu ile bölge ülkelerinin tepesine çullanacağı gibi bir kaygısı var.

Bosna kökenli bir Alman beslemesinin “Türkiye Balkanları kontrol altına almak istiyor” diye yine otel salonunda yaptığı toplantıyı daha önce size aktarmıştım. Başbakan da maşaallah yangına körükle gidiyor. Lübnan gezisi ortada. Şimdi de başımıza bu çıktı. Türkiye’nin bir imparatorluk hayali beşinde olmadığını anlatmak da bize düşüyor.

Komşularla sıfır sorun darken bakın nereye geldik. Siz içeride nasıl yaşarsanız yaşayın, kimse onu anlama derdinde değil. “Türkler geliyor” korkusu ile tepemize çullanmışlar da haberimiz yok. Neyse ki, dostumuz (!) İngiltere var. Onlarda bir kaygı sezilmiyor. Neden acaba? Ben İngilizlerin dostluğundan pek korkarım da.

(Bu yazı 27 Kasım 2010’da yayınlandı)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir