HAMDİ YILMAZ & YABANCI AJANS YADA GAZETE MUHABİRLİĞİ

TARİH: 13.06.2013

Bundan bir kaç yıl önce Anadolu Ajansı’nda görevli bir arkadaşımızla konuşurken, kendisine uluslararası bir haber portalının iş teklif ettiğini, teklif edilen işe karşılık verilen aylık ücretin ise üç bin euro olduğunu söyledi.

Bu ücretle bizim gazeteci bulunduğu ülkede üç ayrı aileyi krallar gibi geçindirebilirdi. Ama o kabul etmemişti. Gerekçesi de haber portalının yabancı bir ülkeye ait oluşu idi.

22 yıla yakın bir süredir Batı’da gazetecilik yapmamıza rağmen, maddi olarak zorda olduğumuz her dönemde aklımıza gelen bu yabancı gazete veya ajans muhabirliği düşüncesini hemen kovmaya çalıştık. Kaygılarımız yukarıda bahsettiğim arkadaşla üç aşağı beş yukarı aynı idi.

Er veya geç yabancı kurumun çıkarları ile bizim ülke bazlı çıkarlarımızın çatışma ihtimali vardı.

Son Gezi parkı olayları ile ilgili bu tip tartışmalar yeniden bizzat Başbakan’ın, Ankara Büyükşehir Belediye başkanı’nın ağzından gündeme geldi. Melih Gökçek, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir BBC muhabirini İngiliz ajanı ve vatan haini olmakla suçladı.

Başbakan Erdoğan da, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada aynı konuya değindi ve şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası bir basın kuruluşunun çalışanı tweet atıyor ‘Duran adam değil durduran adam olalım. 6 ay tüketmeyelim, bizi dinleyeceklerdir’ diyor.

Bir insan kendi ülkesine karşı böyle bir komplonun içinde yer alabilir mi? Buna gazetecilik denilebilir mi? Bu bulunduğu gemiyi batırma girişimidir. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı böyle bir çağrı yapabilir mi?

Mesele Gezi Parkı değil. Mesele demokrasiyi, Türkiye’yi, ekonomiyi, turizmi durdurmak. 10,5 yıl bunu defalarca yaptılar. Ekonomi kötüye gitsin de Türkiye ne olursa olsun, düşüncesindeler.”

Başbakan Erdoğan ardından da sordu, “Buna gazetecilik denilebilir mi?”

Erdoğan’a yanıt BBC Türkçe Bölüm Başkanı Murat Nişancıoğlu’dan geldi:

“Evet.” Buna gazetecilik denebilirdi.

Bu tartışmaya katılıp katılmamak, katılınırsa kimden yana tavır almak gerektiği konusunda sayısız yorumda bulunmak yada, Nasrettin Hoca gibi tarafların ikisini de haklı bularak işin içinden sıyrılmak da mümkün.

Ama galiba en iyisi hiç bulaşmamak çünkü iki tarafta samimi değil. Tartışmayı başlatan ve Başbakan’a da empoze ettiği anlaşılan Melih Gökçek’e de, BBC’ye de söylenecek çok şey var.

Başa dönersek, daha bu işler yokken, aa muhabiri arkadaşımızın da bizim de kaygılarımızda ne yazık ki, haklı çıktığımızı somut olarak gördük. Bunu da yabancı gazete, Tv veya haber portalında çalışan nice vatansever insanları tenzih ederek söylemek istediğimizi belirtmek isterim.

Komünizm moda iken Fransız Koministleri “Önce Fransız’ım sonra Koministim” derlerdi.

Girift bir iş vesselam.

(Bu yazı 30 Haziran 2013 tarihinde yazılmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir