SERPİL YILMAZ & Öz Benlik

Aklınıza bile gelmeyen şeyler frekansınızı düşürebilir. Olaylara bütünsel olarak baktığımız da fiziksel ve ruhsal enerji boyutlarında konuyu ele alırsak; besinlerden teknolojiye, mekanlardan, düşük enerjili insanlara kadar pek çok faktör, frekansı düşürebilir. Aynı zamanda kullanılmayan eşyalar, kıyafetler, dağınıklık gibi etkenlerde frekansı düşürür.

Titreşimi düşüren şeylerin en başında da bilinçli veya bilinçsizce istemediğimiz ama ondan bir türlü kurtulmayı beceremediğimiz düşünce ve sorunlar gelir.

Gelecek için kaygılanmak, hastalık ve ölüm korkusu, geçmişte kalmış olsa bile bu gün hala utanç duygusunu hissediyor olmak veya bir şekilde geçmişe tutunma çabaları.

  • Kıtlık bilinci, güçsüzlük, adanmışlık veya kurban edilme-olma gibi sınırlayıcı inançlar
  • Kendini ve başkalarını eleştirme, yargılama, kendini beğenmeme ve değersizlik hissi
  • Karamsarlık, kendine ve yaşadığın dünyaya güvenmemek

Bunlar gibi daha birçok şeyi sayabiliriz. Herhangi bir sorunla karşılaşıldığında soruna odaklanmak insanın önceliğidir. Çoğu zaman soruna karşı savaşmayı seçiyoruz. Ama bu aynı zaman da yanlış yöne gitmeye de yol açıyor. Çünkü neye karşı savaşsak, enerji vererek güçlendiriyoruz. Titreşimimizi savaşmakta olduğumuz eşleşmeyle birlikte düşürüyoruz.

Herkes barıştan bahsediyor ama barışı savaşarak elde etmek istiyor. Huzur arıyor ama huzur için kavga ediyor.

Savaşa uyum sağlamak ve karşılık vermek; savaş düzeyinde etkileşimi getirir.  Bir şeye karşı değil, bir şey için “olmak” önemlidir. Barış isteyen, barışçıl olmalıdır.

Sevgi isteyen, sevgi dolu olmalıdır. Güzel haber şu ki, her an nasıl hissettiğin ve nasıl titreştiğinden sorumlu olduğunu anladığın anda, düşük titreşimini yükselterek bambaşka bir gerçeğe ulaşabilir bunu hayatına yansıtabilirsin.

Bu nasıl mı olacak?

Kendinle sürekli bağlantıda kalarak.

İçsesinle veya öz benliğinle bağlantıyı kaybetmemek.

Biraz daha açıklamak gerekirse, ruhun, zihnin ve bedenin üç ayrı şey ama hepsi bir bütünün parçaları, seni sen yapan muhteşem üçlü. Biri olmadan diğerleri ile asla bağlantı kuramayacağın anlamına geliyor.

Zihnimiz yani zeka ve aklımız, bizi insan olma vasıflarımızı yerine getirirken bir yandan da toplumsal hayat içerisinde birey olarak var etmeye yarayan en önemli aracımız.

Zekamız, bilim insanlarının bir kısmını daha yeni keşfedebildiği büyük bir gizem. Akıl ise içsel bilgeliğimiz; zekadan tamamen bağımsız ve doğduğumuz anda atalarımızdan, ruhsal tarafımız dan beslenen diğer yanımız. Bir de ruhsal tarafımız var ki diğer ikisinden bağımsız, hisseden ve sezen tarafımız.

Beynimiz üzerinden açıklamak gerekirse, sağ lobumuz, duygusallığımız, hayal gücümüz, yaratıcılığımız ve sezgilerimizdir. Araştıran, analiz eden, matematiksel bakan kısım da beynimizin sol lobu.

Bu ikisini eşit kullanabilmek hayatımıza dengede olmayı getirir. Ancak muhteşem araçlarımızı nasıl kullanıyoruz?

Hissettiklerimizi veya sezgilerimizi ne kadar açığa çıkarıyoruz? Yoksa duymazdan mı geliyoruz, bastırıyor muyuz, sesimizi mi kısıyoruz?

Bastırdığımız, duymazdan geldiğimiz, söylemediğimiz her şey sorun ve hastalık olarak geri dönüyor.

Temel sorunu unutmaya çalışarak, görmezden gelerek, ortadaki sorunun etrafında dönmekten başka nedir ki?

Zihnimiz muhteşem bir makine, bizi hayatta tutabilmek için stres veya travma yaratan tüm faktörleri hemen arkalara itiyor. Yani bilincimizin en derin noktalarına gönderiyor. Biz de onların yüzünden uyuyamıyor, kaygı bozukluğundan dolayı kendimizi uyuşturmak için ilaçlar alıyoruz.

Sağlık sorunumuza sebep olan asıl nedeni öğrenmek yerine yan etkileri daha fazla olan ameliyatlar olmaya dahi razı oluyoruz. Bizi gerçekten acıtan o düşünceye bakmaya dahi katlanamıyoruz. Kafamızı başka yere çeviriyor, gözümüzü kapatarak, karanlıkta bırakıyoruz kendimizi. Durumumuzu ve gerçeğimizi görmezlikten gelerek; aslında özümüzle olan bağlantımızı kesiyoruz.

Öz ile olan bağlantıyı kaybediyoruz. Kaybettikçe hastalıklarımız artıyor.

Dengemizi kurabilmek ve bu dengeyi koruyabilmemiz için zihnimiz ve ruhsal tarafımızla olan bağlantımız çok önemli.

“Özünle iletişimi kaybetme.”

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir