Mehmet Fuat ERGÜN & KÂİNATIN Anahtarı Elinde Olsa Ne Yazar

İster otuz yaşında ol ister yetmiş.

Bir geçmişine bak.

Gözünün önünde saniyeler gibi geçip gitmiyor mu?

Filim şeridi diyeceğim ama o da yine belleğimizde bir şeyler bırakıyor.

Hayatımda on üç sene orta ikiye kadar Adana’da, iki sene Gaziantep’te, iki sene Muş’ta.

Lise iki bitti.

Lise üç Bursa’da ve İTÜ.

İstanbul beş sene.

Burada duralım. Buraya kadar geçmişine bir bak deseler inanın dün gece gördüğüm saniyelik rüya.

Şu ana kadar ömrümün en güzeli hayal dolu günlerim.

Türkiye’nin en genç makina mühendisi olduğum o günden sonra yedek subaylık, evlilik, çocuk sahibi olma, ülkemizin en önde şirketlerinde yöneticilik, ailemle her günü güzel günler, tek amaç evlatlarımız ve sonunda Romanya Asil Nadir dönemi Vestel Romanya genel müdürü.

Sene 1993.

Geçti mi otuz bir sene.

Ben de kalan rüya olsa yine iyi, puslu bir hayal.

Romanya tamı tamına aralıklarla yirmi yedi sene.

Yakın zaman olmasına rağmen en verimli çağlarım Romanya’da hatırladığım saniyeler.

Oldu mu yaş yetmiş.

İnanın bu eskiden kalan laflardı. Yaş yetmiş iş bitmiş.

Şimdinin sloganı yetmiş yolun yarısı.

Eskiden kırklı yaşlarda biri öldüğünde ne mutlu gününü gördü derdik.

İnanın öyle.

O, şu, bu derken geçti mi bize göre koca, ışık hızı seneye göre bir saniye bir yaşam.

Üstelik ben ölürüm onlar ölmez dediklerimin, beni binlerce, hatta milyonlarca mal varlıklarıyla satın alacak kişilerin, genç, yaşlı demeden toprak oluşları.

Lafı nereye getireceğim.

Rahmetli Manisalı Şekerci Hüseyin Dede anlatırdı.

Manisa’da seneler önce bir mazlumun sokaklarda dolaşırken “ölümde var” demesini.

Yine geldik rüya gibi saniyeler geçen ömrümüzün sonuna.

Ölüm de var.

Peki bu inanan, inanmayanların üzerine karabasan gibi çullanan ölüme.

Evet ölüm. Dünya nimetleri yanında çırpınıp, mal mülk, şan şöhret, çoluk çocuk, makam mevki, para, şehvet, servet peşinde yani dünya düşüncesiyle bir hiç uğruna koşarken aklımızın ucuna getirmediğimiz ölüm.

Hele bir de hepimizin ders alması gereken Covit efendiye.

Önüne geleni zengin, fakir, doktor, profesör, en yüksek makam, siyasetçi demeden önüne katarak toprakla buluşturan korona.

Söyleyeceğim o ki,

Şimdi bakıyorum Covit hayatımıza yeni bir şekil verdi.

Ne restaurantlar, ne seyahatler, ne bar, partiler, ne evine bir ekmek götüremeyenler varken, karidesli, havyarlı, hatta altın varaklı sunulan yiyecekler.

Ölümde var unutma.

Manisalı Hüseyin Dedenin yirmi otuz metre karelik kiralık kitapçı dükkanında günde dört yüz ekmek ihtiyaç sahiplerine dağıtılırdı.

Bir gün bana “Fuat Bey sen biliyor musun dört saatlik yürüyerek bir ekmek için gelenleri”

İşte yaşantımızın gerçekleri.

Beyler, canlar, arkadaşlar, dostlar ister inanma tek dünyalı ol. İster inan iki dünyalı.

Bırak şu madde dünyasını. Corona senin aklını başına getirmediyse başka ne bela getirecek?

Haydi hiçbir şey yapma mal, mülk, para, servet varlığının kırkta biri demiyorum, yüzde biriyle bir ihtiyaç sahibinin gönlü al.

Bak gör o zaman kalbinin sevinç ve mutluluktan pır pır atmasını.

Yeni yılda bir garibanın gönlünü alarak huzura kavuşmanız dileklerimle.

UNUTMA HAYIR YAP ÖMRÜN UZASIN.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir