Hamdi YILMAZ & HAYAL KIRIKLIĞI

Aşağıda 2012 yılının Ocak ayında yapılmış bir değerlendirmeyi bulacaksınız. Arada geçen sekiz yılın değerlendirmesini ise Romanya’da yaşayan herkes yapabilir.

***

Şimdilerde herkes Romanya ve Bulgaristan’ın AB üyeliğinde geçen beş yılını değerlendiriyor. Değerlendirmenin ortak noktasını ise her iki ülke halkının yaşadığı hayal kırıklığı oluşturuyor.

Paris’teki Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi uzmanı François Roche’ye göre, AB, hak etmedikleri, üyelik seviyesinden çok uzak oldukları halde iki ülkenin Birliğe kabulü doğru bir karardır. Fransız Uzman, üyeliklerin kabulü için ‘zaten politik ve stratejik bir karardı” diyor.

Bulgaristan’ın kişi başı milli geliri 4460 euro, Romanya’da ise milli gelir 6440 euro. Öte yandan bu rakam Fransa’da 34.000 euro, Polonya’da 9480 Euro. Görüldüğü gibi iki ülke AB’nin en yoksul ülkeleridir. AB’ye üyelik gündelik hayatta çok az bir düzelmeye vesile olabilmiş, ancak her iki ülkenin de kararlılığı Fransız Uzman’ı şaşırtıyor.

Aslında iki ülke de hazır olmadıkları halde 1999 yılında Kosova’daki savaşa verdikleri destekten dolayı AB’ye alınarak ödüllendirilmişlerdi. Ancak yolsuzluk ve organize suçlarla mücadelede Avrupa Komisyonu tarafından bir izleme mekanizmasına tabi tutulmaktadırlar.

AB fonlarında emilim Bulgaristan’da Romanya’ya göre daha iyi. Romanya’da fon emilim oranı yüzde 3,5 iken, Bulgaristan’da yüzde 18. AB’nin bu iki ülkenin sahip oldukları fonlardan faydalanması için önlem alma ve organize etme konusunda hiç niyeti yok. Fransız’a göre AB Yürütme ve Mücadele Ofisi, ciddi bir role sahip, ancak çaba sarf etmiyor.

Fransız Uzamana göre iki ülkenin ciddi bir imaj sorunu da var. Batı basınında genellikle fuhuş ve suç bağımlısı olarak algılanıyorlar. Batı Avrupa’daki Romanların yerleşim yerleri de bunun ciddi bir kanıtı.

***

Romanya ve Bulgaristan sayesinde ayağını Karadeniz’in sularına sokan, burada stratejik olarak söz sahibi olan AB, ‘Büyük Ağabey’ rolüne rağmen işi oluruna ve iki ülkenin kaderine bırakıyor, üzerine düşeni yapmıyor. “Kendini düzelt, yolsuzlukları önle, adaleti reorganize et gel” diyor.

İyi de nasıl yapacaklar, küçük rüşvetlerle gündelik hayatını sürdürmeye alışmış halk nasıl değişecek? Değişemiyor, adalet sistemi de isteğe rağmen kendiliğinden yoluna girmiyor.

Burada asıl soru şu olmalı, Doğu Almanya’yı bünyesine alıp kendi standartlarına yükseltebilmiş Almanya örneği niye AB tarafından dikkate alınarak, benzer bir uygulama Romanya ve Bulgaristan için yapılmıyor?

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir