HAMDİ YILMAZ & ‘İhracatı Değerlendirme Birimleri’

Yıllardır yazıp, çizip dururuz. Türkiye’deki ilgili kurumların ilk yapacakları iş, kademeli olarak ithal ve ihraç kalemlerimizi masaya yatırmaları konusu olmalıdır.

Biraz önce bir haber ajansında gördüm, bir özel sektör firmasının genel müdürü 2021 yılındaki ihracat politikalarını anlatıyor.

ABD’ye ürün satmak için yapabileceklerini anlatıyor. Hem de uzun uzun. Komşu ve Balkan ülkelerini es geçmemek için ‘Hatırın kalmasın Hacı Emmi’ anlayışı ile “Eski Doğu bloku ülkelerine olan ihracatımız da devam edecek” diyor.

Oysa, firmayı biliyorum Romanya’ya olan ihracatlarının yanında Amerika’nın esamesi okunmaz. Amerikalılarınki para da Rumenlerinki pul mu?

Bu ABD sevdasının sebebi nedir? Romanya’yı ürününle doldurdun, bitirdin pazarı doyurdun da mı ABD’ye yelken açma sevdasına düştün?

Türk firmaları bu yanlıştan kurtulmalıdır.

İhracatı daha kolay artırabileceğimiz ülkeler dururken niçin Ferhatlığa soyunup Şirin bile olmayanın aşkına demir dağları delmeye kalkıyoruz?

***

Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında hammadde konusu geliyor. Son iki aydır işyerleri ziyaretlerinde edindiğim izlenim sonucu, iş adamlarımıza bir iki kalemde hammadde işine yönelip yatırım yapmaları gerektiği konusunda konuşmaya başlayınca, “Benim gücümün üstünde” diye kestirip attı. Sadece o da değil. Başka iş adamlarımız da aynı şeyi söylüyor.

Anlaşılıyor ki, bazı alanlara devletin el atması gerekiyor. Devlet hammadde üretimine soyun demiyoruz, ancak devlet yönlendirici olmalı. Teşvik edici olmalı.

Yabancı tekeller ve Türk ihracatının içinde yekûn teşkil eden kalemler küresel çete esaretinden kurtarılması konusuna ağırlık verilmeli.

Sevindirici olan husus ise Türkiye içerisinde bu konuda bir uyanışın başladığı şeklinde gelen haberler.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir