SERPİL YILMAZ & Kolay Yaşamak

Yaşamın altın kurallarından biri ne istediğini bilmek; bunu hayatımızın bütün alalarında belirleyebiliriz. Ne istediğimizle orantılı olarak da ne yaptığımız önemlidir. İnsan aradığı bir şeyi nerede bulacağını çok iyi bilir.

Aradığı şeyi bulamayanlar büyük ihtimal doğru yere bakmamış veya tam olarak ne aradığını bilemeyenlerdir.  

Önce ne istediğini anlamak; kendini tanımayla başlar.

Hayatın zor olduğuna dair genel bir kanı vardır. Özellikle de insan ilişkilerinde. İlişkiler üzerinde güzel bir söz vardır, herkes dengi dengine olmalıdır diye. Bu sözü her ne kadar onaylasak da insan yaşamında bunu nasıl uygulayabilir? Diye sormadan da edemez.

Öyle dengini bulmanın, denk olmanın güzellik, statü, ekonomik güç falan filan ile hiç alakası yoktur. İnsanın “kumaşı”, ruhu uymalı birbirine. Bakın görün o zaman hayat nasıl kolaylaşıyor.

Sevdin mi bir şeyi sadece ruhuyla sevmek, olduğu gibi kabul etmek, değiştirmeye çalışmadan yargılamadan sevmek elbette müthiş bir deneyim ve bunu öğrenmek öyle kolay olmuyor…

Hayat nasıl kolay yaşanır?

Eğer bir dostunuz, arkadaşınız, eşiniz, sevgiliniz, izlediğiniz film, okuduğunuz kitap, gittiğiniz kurs vb sizi iyiliğe, barışa, güzelliğe, hayırseverliğe, bilgiyi sevmeye, saygıya, huzura, sohbete, nazikliğe, nezakete, anlayışa, hoşgörüye, neşeye, ciddiyete, vefaya davet etmiyorsa, derhal onları aldığınız yere geri iade etmekte fayda var.

Ruhunuza iyi gelmeyen her şeyden uzak durmak ve ruhu beslemek; manevi yönden insanı güçlü kılarak hayatını kolaylaştırır. Maddeye olan bağımlılığı azaltır. Hayatınızın ve ilişkilerinizin yönetimini ele geçirirsiniz.

Ömür, birilerinin “kurtarıcı meleği” saçmalığını oynamayla geçirilecek kadar uzun değil…

Her birimiz kendi deneyimlerimizi yaşamak ve gelişmek üzere buradayız.

İç sesini dinlemek, telaşa kapılmadan olayları gözlemlemek, huzurlu bir yaşamın kapısını aralar.

Şu basit soru her şeyi çözmeye yeter “ben kimim ve aslında kiminle olmak, ne yapmak istiyorum?”

Daima içsel dengeye odaklanıp, soğuk ve sıcağı dengeleyip, ılık kalabilmek ne büyük bir kolaylıktır…

Unutmamalıyız: kimin üzerine maddi ve manevi çok yatırım yapar ve onu onarmak için haddinden fazla çaba gösterirseniz ilk fırsatta ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz.

Sıkılır sizden, çünkü bazı insanların yeterince iyi olan şeylere tahammülü yoktur. Bazen de karşı taraf kendini ezik, beceriksiz ve muhtaç hissedebilir bu da anlaşılabilir bir durumdur.

Haklıdır da; her insan kendi hayatının sorumluğunu almalıdır. Kişiye kendisi olma fırsatını vermeyen her işini yapan birinin daima yanında bulunması kendini yetersiz hissetmesine neden olacaktır.

Son zamanlarda öğrendiğimiz başka bir şey de; “yardım isteyene” yardım etmek de altın kurallardan biri bence.

Hayat nasıl kolay yaşanır?

Sizce?

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir