HAMDİ YILMAZ & AVRUPA KARALAR MI BAĞLADI?

Geçen ağustos ayında Almanya’da, korona virüs salgını ile ilgili alınan önlemleri protesto eden bir grup, düzenledikleri gösteri sırasında Federal Parlamentoya girmeye çalışmıştı.

ABD’deki Kongre baskını Almanların korkusunu tetikledi.

Sonuç itibarı ile Federal Parlamento binasının (Reichstag) güvenlik önlemlerini artırma kararı alındı. Bild am Sonntag gazetesinde çıkan bir habere göre Meclis Başkanı Wolfgang Schäuble, milletvekillerini konu hakkında bilgilendirdi.

Öte yandan DW’nin aktarımına göre, Landeszeitung gazetesi ABD’ye karşı kışkırtıcılık yapmakla kalmıyor ve “Demokrasi buna karşı koymalı. Cumhuriyetçiler öz saygılarını tekrar kazanmak istiyorlarsa azil sürecini başlatmalı. Trump’ın görevde kaldığı her gün çok fazla. Sadece görevden alınmamalı, elindeki uzaktan kumanda da alınmalı. Bütün sosyal medya kanallarının yasaklanmasının faydası olacaktır.” diyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinde yer alan bir yorumda ise “Başkan Biden’ın müttefiklerin güvenini kazanması uzun sürmeyecek” ifadesi kullanılıyor.

Yani hiçbir şey olmamış gibi ABD horozluğa devam edecek. Bu mümkün mü?

Aynı yorumcu devam ediyor:

“Zira Pekin ve Moskova’dakilerin, Capitol binasından yansıyan görüntüleri Amerikan demokrasisinde tek sefere mahsus bir zayıflık olarak görmesi olasılık dahilinde değil.”

İyi de diğer başkenttekilerin Pekin ve Moskova’dakiler kadar aklı yok, gözleri kapalı mı?

Arada doğru şeyler de söylüyorlar, “Başkanlığın şok ve utancı belki birkaç güne geçecektir ancak Amerika öylesine bölünmüş halde ki bir yarı Tanrı bile onu birleştirmekte zorlanır.”

***

“Başkan Biden’ın müttefiklerin güvenini kazanmasının uzun sürmeyeceği” müttefikleri arasında yer alan Romanya’da en ciddi gazetenin sürmanşetini üç haber birlikte süslüyor.

Haberlerden birincisi Ortodoks Kilisesi ile devlet aygıtının gerginliği:

“İnananlar için kalıcı soru şudur: devlet bizi hastalıktan korumak istiyor mu? yoksa bizi Kilise’den ve dolaylı olarak Kurtuluş’tan uzaklaştırmak mı istiyor? Bu sorunun cevabı büyük ölçüde vatandaşın devlete, tıp bilimine ve hatta Tanrı’ya olan inancına bağlıdır.”

İkinci haber ise şu:

Yüzyılın soygunu başlıklı haberde Londra’da kulaklarındaki 5 bin sterlinlik küpelerin çalıntı olduğu gerekçesi ile hâkim karşısına çıkartılan Rumen kadın Maria Meşter’in kendini savunurken, “Ben bunları cinsel ilişki karşılığı Arap müşterimden aldım” şeklindeki sözleri aktarılıyor.

Üçüncü haber de sıra ABD’ye geliyor ve Beyaz Saray muhabiri, Trump’ın durumu hakkında: “Kendi yönetimi tarafından görmezden geliniyor. Demokratlar tarihi bir prosedür başlatmaya hazırlanıyor.” şeklinde haber veriyor.

Yazar Dan Sultănescu ise “Romenlerin yüzde 55’inden fazlası Amerika Birleşik Devletleri’ne güveniyor. (Yaklaşık yüzde 66’sının NATO’ya güvendiği, yüzde 52’sinin Almanya’ya ve yalnızca yüzde 15’inin Rusya veya Çin’e güvendiği bağlamında).” bilgisini aktardıktan sonra ilave ediyor:

“Romenlerin yüzde 58’i Romanya’da Batı nüfuzunun artmasını istiyor, Rumenlerin yüzde 30’undan azı Batı etkisinin azalmasını tercih ediyor.”

***

Görüldüğü gibi kendilerini ABD’li sanarak akıl hocalığı yapan Alman yorumcular ile Rumenlerin ABD’ci oluşunu rakamlarla ortaya koyan Rumen yorumcular arasındaki amaç birliği tartışılmaz.

Fakat, o güzelim türkünün “Sandım kan damlamış karın üstüne / Karalar mı giymiş alın (kırmızı) üstüne?” şeklindeki mısraları akla geliyor.

Nedense Avrupalı yorumcular gözüme “al üstüne kara giymiş” giymiş gibi gözüküyor. Malum, kara yani siyah rengi matem rengidir.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir