HAMDİ YILMAZ & YABANCI İŞADAMI OLMAK

13 TEMMUZ 2012

Yirmi yıldır Batı’da yaşayan bir gazeteci olarak gözlemimi aktarmam gerekirse; Türklerin gerçekten çok nazik insanlar olduklarını söylemek boynuma borç olur.

Mesela, bakalım Romanya’ya; bu ülkede pek çok Türk bakan ile Romen mevkidaşlarının görüşmelerine şahit oldum. Büyükelçilerimizin Romen makamlarını ziyaretlerini gözlemledim, Türk İşadamları Derneği başta olmak üzere pek çok sorumlu Türk yöneticilerle Romen bakan ve bürokratlarının gürüşmelerinde bulundum. Sayısız kamuya açık toplantıları izledim. Ülkeye misafir olarak gelip gidenler, misafir olarak burada hizmet yürütenler misafir olduklarının sorumluluk duygusu ile hareket ettiler. Muhataplarını incetmeden, büyük bir nezaket içinde işlerini yürtmeye çalıştılar.

İşadamı olarak bu ülkenin kalkınmasına diğer ülke işadamlarından daha çok katkı sunanlar, hatta bence Romanya’da toplumun sosyal denge unsuru olanlar her seferinde “Romanya bizim ikinci vatanımız” dedilerse de, bir misafir nezaketi ile ev sahibi konumundakilerin onurunu incitecek söz ve davranışlardan kaçındılar.

Ya diğerleri? Mesela Yabancı Patronlar Birliği Başkanı Hollandalı? Romenlerin yüzlerine karşı “Rüşvet almaktan vazgeçin, memurlarınızı vazgeçirin, başka ülkelerde de rüşvetin olması Romanya’da rüşvetin olmasını meşru kılmaz” minvalinde konuşmaktan, hakaret etmekten hiçbir mahzur görmedi.

Yine Batılı ülke elçileri, “Braşov’da villa, altında lüks araba meraklısı gümrükçülerinize nasıl güveneceğiz de sizi Schengen alanına alacağız?” minvalinde beyanatlar verdiler.

Böylesine hatır gönül sahibi, bir kahvenin kırk yıl hatırını gözeten iş adamlarımızın muhatap oldukları, sineye çektikleri yüzlerce örnek de verebilirim. Yedi küsür yıldır onlarla birlikte yaşıyorum çünkü.

Alın size Voluntari’deki son yangın olayı. Türk işadamının 2 milyon euroluk 5 bin metre karelik deposu içinde Türk ve Çinli yedi işadamının milyonlarca euroluk malları ile kül olurken, bir Türk işadamı yüzbinlerce euroluk malının yandığını görüp kalp krizi geçirip hastahaneya kaldırılırken, Bükreş ve Ilfov’dan gelen 20 itfaiye aracı olayı seyretmekle yetindi. Kendilerinden yangına müdahele edilmesi istendiğinde de telefonla jandarma çağırdılar. Görgü şahitleri böyle aktarıyor.

Hortumları delik, teknik ekipmanı sıfır, su bulamayan, işadamının diğer deposundan su alma teklifini reddeden itfaiyeciler ile hicap duyması, özür dilemesi gereken saygısız, küstah belediye başkanı da sırtını yangına dönmüş televizyon kameralarına konuşuyor; “Zaten buranın ruhsatı yok. Ben de ilk defa görüyorum” diyor.  Türk işadamı da biraz sonra altında bunu diyen kişinin imzaları olan ruhsat ve izin belgelerini gazetecilere gösteriyor. Ama, insanlar televizyonu başlarında ilk olarak bu saygısız adamın sözlerini duyuyorlar ve bizimki daha sonra aradan kaynayıp gidiyor.

Ne diyeceksiniz, yabancı işadamısınız işte.

(Bu yazı 13 Temmuz 2012 tarihinde yayınlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir