HAMDİ YILMAZ & ABD BAŞKANINI AZARLAYAN RUMEN KRALİÇESİ

Bu yazının yazıldığı saatlerde Amerika Birleşik Devletleri (ABD), tarihinin en sancılı Başkan devir teslim törenine hazırlanıyordu.

Kongre Binasında güvenliğin sağlanması için neredeyse askerlerden senatör ve milletvekillerine yer kalmadı.

Yaşadığım Romanya ise tarihi Rus zulmüne karşı bugün ABD’ye kayıtsız şartsız kaderini teslim etmiş bir ülke.

Ama gelin 102 yıl öncesine gidelim:

11 Kasım 1918 tarihinde Birinci Dünya Harbinden hemen sonra Romanya’nın sınırları genişledi.

1 Aralık 1918’de Basarabya ve Bukovina’dan sonra Banat ve Transilvanya da Romanya’ya katıldı. Böylece “Büyük Romanya” doğdu.

Ancak, bu yeni devletin başta Batılı devletler olmak üzere diğer devletler tarafından tanınması gerekiyordu.

Bu amaçla Paris’te Barış Konferansı yapılıyordu.

Fransa Başbakanı Clemenceau, Kral Ferdinand’ın Bükreş Barışını Merkezi Güçler’e onaylatmadığını bahane ederek ‘Büyük Romanya’yı’ tanımaya ve Romanya’yı öncelikli müttefik olarak kabul etmeye pek istekli görünmüyordu. Bu tutum üzerine Romanya Başbakanı ve Rumen heyetinin Başkanı I.C. Brătianu, Paris’i terk etmişti.

Gelişmeler üzerine “Sarayda sadece bir kişi var ve o da Kraliçe” diyen Fransa’nın Bükreş Büyükelçisi Kont Saint Aulaire, popülaritesi çok yüksek olan Kraliçe Maria’nın Barış Konferansı’nın gerçekleştiği Paris’e gitmesini önerir ve Kraliçe görevi coşkuyla kabul eder.

Dünya Savaşı sırasında cephede siperden sipere hastaneden hastaneye koşarak yaralı askerlerle ilgilenmesi Kraliçe Maria’nın halk nezdindeki popülaritesini artırmıştı.

Halk kendisine “Asker Kraliçe” diyordu.

Kraliçe Maria’nın bu çabası Batılı devlet adamlarının da dikkatini çekmişti.

Kraliçe Maria, 6 Mart 1919’da Fransız başkentine gider.

Kraliçe Maria, Paris’te kendisinden önce ulaşan şöhreti sayesinde sıcak bir ilgiyle karşılanır.

Fransa Başbakanı Clemenceau, daha ilk karşılaşmada açıkça Kraliçe Maria’ya “Başbakanınızı sevmiyorum” der.

Rumen tarihçilerinin anlatımına göre Kraliçe Maria cilveli bir şekilde cevap veriyor: “Belki beni daha hoş görürsünüz”.

Sonuçta, Kraliçe Maria, Fransız Büyükelçisi gibi Fransa Başbakanını da “Büyüler”. Paris Barış Konferansı Başkanı Raymond Poincare, Başbakan Clemenceau’nun Kraliçe Maria’nın Paris’e gelişinden sonra Romanya’ya yönelik tutumunda bir değişiklik olduğunu da not ediyor.

Kraliçe Maria, Paris’te yalnızca bir hafta kalır ve ardından akrabaları Kral V George ve Kraliçe Mary’yi ziyaret etmek için İngiltere’ye geçer.

Romanya’nın Mary’si Büyük Britanya’da, Krallık’taki en etkili insanların birçoğuyla- Lord Curzon, Winston Churchill ve Nancy Astor ile bir araya geliyor.

Kraliçe, Paris’e döndüğünde, Konferans için orada bulunan ABD Başkanı Woodrow Wilson’ı etkilemekte başarısız olur. Kraliçe Maria ABD Başkanı’na yönelik sözleri ile Rumen heyet üyeleri gibi Konferansı diledikleri gibi yönetmeye çalışan diğer yetkilileri de şok ediyor.

Ve ABD Başkanı Wilson’a, “Önemli değil, beni erdemlerimin hatalarıyla kabul etmeye alışmalısın” diyor.

“Başkan Woodrow Wilson, Rumen Kraliçesini sevmemiş olabilir, ancak sözleri aklında kaldı.” şeklinde not düşüyor tarihçiler.

Sonuç itibarı ile Batı’nın Bolşevizm’in yayılmasını önlemek için bir tampon devlete ihtiyacı vardı.

Kraliçe Maria’nın resmi olmayan Paris ziyareti beklenen istenen başarıyı getirdi:

Versailles ve Saint-Germain ile Trianon anlaşmaları ile ‘Büyük Romanya’ tanındı.

Rumen halkı Kraliçe Maria’ya bu başarısından dolayı Braşov’daki Bran Şatosu’nu hediye etti.

Rumenler ülkenin önemli bir hastanesine de “Regina Maria” adını vererek cephede siperden sipere koşarak yaralılarla ilgilenen Kraliçelerinin adını ölümsüzleştirdi.

Kraliçe Maria’nın önce cephe siperlerinde sonra diplomasi masasında ABD başkanını azarlayarak tanıttığı “Büyük Romanya” Stalin despotu tarafından Moldova ve Dobruca’nın bir kısmı kopartılarak bugünkü coğrafi halini aldı.

Kraliçe Maria (Fotoğraf sahibi: Ovidiu Drugă)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir