HAMDİ YILMAZ & MOSKOV, KRAŞOV, TGRT, CIA, FRIEDMAN, ADEVARUL vs

Cumartesi gününün önemli bir kısmını, Adevarul gazetesinin “Moskova’da Türkiye’yi tehdit eden konuşma” barlığından sonra konan üst üste iki noktadan sonraki cümleyi anlayabilmek için geçirdim.

Cümle aynen şöyle:

“Dacă vor să testeze pe pielea lor puterea armelor noastre, atunci să încerce”.

Yani, Türkler kast edilerek, “Silahlarımızın gücünü DERİ’lerinde test etmek istiyorlarsa, denesinler.”

Haberi Türk tarafında aradım, birkaç yayın mecrası kullanmış ama, yukarıdaki cümlenin karşılığı “Krasov, ‘Rus ruhunun ve silahlarımızın gücünü test etmek istiyorlarsa, bırakın denesinler’ dedi.” şeklindeydi.

Öteden beri ABD ile şaibeli ilişkileri olduğu ileri sürülen TGRT, ‘Gölge CIA’ olarak anılan Stratfor’un 2009’da paylaştığı ‘2050 Türkiye Etki Alanı’ haritasını yeniden gündeme getirmiş. Ama bu Rumen gazetesinde TRT 1 olarak aktarılıyordu.

ABD istihbarat birimi CIA’e ait olduğu iddiasıyla tekrar gündeme getirilen harita hakkında Rusya Devlet Duması Savunma Komitesi Birinci Başkan Yardımcısı Andrey Krasov da, “Rus ruhunun ve silahlarımızın gücünü test etmek istiyorlarsa, bırakın denesinler” şeklindeki sözlerle başlayan üfürüğünü savurmuş.

Türk basının yumuşatarak verdiği Kraşov’un konuşması başkaları tarafından aynı hoşgörüye tabi tutulmamıştı.

Konu ile ilgili haberler, “Rus vekilin sözleri, Stratfor’un kurucusu George Friedman’ın 2009’da yayınladığı “Gelecek 100 Yıl: 21. Yüzyıl İçin Öngörüler” kitabında yayınlanan “2050 Türkiye’nin Etki Alanı” haritasının tekrar gündeme girmesinden sonra geldi.” şeklinde sonlandırılmıştı. 

Hakikaten “DERİ’lerinde” kelimesi Moskof Kraşov’un ağzından çıkmış da Türk medyası mı bu kelimeyi yutmuştu? Yoksa, Rumence’nin azizliği miydi bilmiyorum.

Neyse gelin ben sizi 10 yıl öncesine götüreyim:

ZAMAN TÜNELİ YAZISI: 25 KASIM 2010

ASİMİLE OLMAYAN TÜRK KORKUSU!

Yaşı onsekizi geçtikten sonra Türkiye’den ayrılan bir Türk’ün ‘asimile’ olmayacağını yani yaşadığı topluma karışıp kaybolup gitmeyeceğini bilmek için “Gölge CIA” kurucusu olduğu ifade edilen George Friedman olmaya gerek yok.

Hazret, Türklerin Rusya hakkında ne düşündüğünü anlamak için gerçekleştirdiği Türkiye gezisinin ardından yazdığı yazıda bu görüşünü daha doğrusu kaygısını dile getirmiş. Kendileri bugünlerde de Romanya’ya gelecek. Bakalım Romenler ile derdi neymiş, göreceğiz.

Friedman diyorki, “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana birçok Türk Avrupa’ya göç etti, ancak yeni ülkelerinde asimile olmadı. Özellikle 11 Eylül sonrası dönemde bu durum Batı’nın Türkiye algısını belirleyen en önemli faktörlerden biri.”

Almanya’da bazılarının “Türkler uyum sağlayamadı” diye durduk yerde kuyruğuna basılmış kedi gibi viyaklamasının nedeni ABD’li Hazret’in ağzından böylece dökülüverdi.

Pasaportumuz ABD’den, adımız da “George” olmadığı için yazıp çizdiklerimize itibar edilmese de biz yine düşündüklerimizi aktarmaya devam edeceğiz.

Batı’da 19 yılını tamamlamış bir gazetecinin gözlemi olarak ifade etmem gerekirse, Friedman bu kaygısını gideremeden bu dünyadan ayrılacaktır. Çünkü, yaşı 18’i geçen bir Türk’ün eğitim seviyesi ve işi ne olursa olsun, etnik kökeni ne olursa olsun, siyasal anlayışı ister komünist ister milliyetçi, ister liberal olsun, inanç açısından ister dindar, ister dinsiz olsun, hiç önemli değil. Hiçbir Türk asimile olmamıştır, olmayacaktır da. Kuş kadar beyinleri varsa, Türkleri asimile etmek yerine dostluklarını kazanmayı denesinler. Birincisi bu, böyle biline. Bizim bu açıdan belimiz berk.

İkincisine gelince; Bizim belimizi kıran, boynumuzu büken, elimizi kolumuzu çelik kelepçelerle bağlayan Türkiye’de doğduğu halde o havayı ciğerlerine doldurup sindiremeden Türkiye’den ayrılan yavrularımızla yaban ellerde doğan çocuklarımızdır.

Eğitimi, siyasal fikri, inanç durumu, etnik aidiyeti ne olursa olsun kendisini koruyan Türkler ne acı ki, çocuklarını koruyamamakta ve zürriyeti kesilen Batı’ya kaptırmakta, onlara devşirme olarak vermektedir. Üstelik de bunu acı çekerek yapmaktadır.

Amaçlarını daha doğrusu taktiklerini bilemem ama, aslında Friedman hedef saptırıyor. Bunu bilmemesi mümkün olamaz. Friedman’dan Merkel’e kadar herkes bu uyum işine abandığına göre ortada ciddi bir şeyler var.

Dünya canına, namusuna ve malına zarar verilmediği sürece hiçbir yerde kimseyle uyum sorunu olmayan Türk’e razı değil. Bütün mesele de bu galiba.

0 Paylaşımlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir