Hamdi YILMAZ & TÜRK’ÜN EN MUHTEŞEM KİTABI

Başlık bana ait değil, Azerbaycanlı yazar Şahnaz Kamalova’ya ait. Yazarın Adalet gazetesindeki 21 Aralık 2012 tarihli yazısının başlığı bu adı taşıyor.

Dilerseniz önce bu ‘En muhteşem kitap’ olarak nitelendirilen kitabın yazarının kendisini anlattığı satırları okuyalım.

“Ben Türklerin en çok danışanlarından, en açık anlatanlarından, en doğru anlayanlarından, asil ve en iradeli olanlarından, en iyi silah kullanan savaşçılarından birisiyim. Hemen hemen bütün Türk illerini gezip, karış karış dolaştım. Türk’ün, Türkmen’in, Oğuz’un, Çigil’in, Yağman’ın, Kırgız’ın dillerini, deyimlerini tamamı ile zihnime nakşettim. Bu konuda o kadar ileri gittim ki, her boyun lehçesi benim tarafımdan en mükemmel surette elde edilmiş oldu.

Böylelikle bu kitabımı bu kadar uzun inceleme ve araştırmadan sonra en süslü tarzda en anlaşılır bir üslupla yazdım. Dünyaca, adımı dünya sonuna kadar yad ettirmek, ahirete bitmez-tükenmez bir azık olması maksadı ile Cenabı-Hak’tan inayet dileyerek meydana getirdiğim bu kitaba Kitabü Divani Lüğat-it-Türk adını verdim.”

Şahnaz Kamalova, XI’inci asırda yaşamış Kaşgarlı Mahmud’un kitabının Araplara Türkçe öğretmek maksadı ile kaleme alındığını ancak, Türk boylarının yaşam tarzı, adet-ananeleri hakkında zengin bilgi veren bir kaynak olduğunu belirtiyor.

Yazıda 1074 yılında el yazısı ile yazılan eserin 1266 yılında basılı hale getirildiğini de öğreniyoruz.

Kitabın bugüne ulaşmasının macerası Ali Emiri Efendi adında eli öpülesi bir Türk’ün sahaf Burhan’dan 33 liraya (Azeri Türkü Yazar ‘Kızıl Lira’ ifadesini kullanıyor) satın alması ile başlıyor. Ziya Gökalp kitabı görmek ve yeniden basımını sağlamak için çırpınıyordu. Ne varki, Ali Emiri Efendi kitabı sadece Kilisli Rıfat’a gösteriyor, başka kimseye vermiyordu. Araya sadrazam Talap Paşa sokuluyor, kitap bastırılıyor.

Olayla ilgili kısa bir anekdot da şöyle anlatılıyor:

Kitabın neşir çalışmaları başlar başlamaz, Talat Paşa Ali Emiri Efendi’ye 300 lira hediye gönderdi. Ali Emiri Efendi bu hediyeyi kabul etmeyerek şunları söyledi: “Lütfunuza, kadirşinaslığınıza teşekkür ederim. Fakat parayı kabul edemem. Çünkü, kabul edersem, vatani, milli bir ufacık hizmet mukabilinde para almış olacağım. Bu ise vicdanıma ağır gelen bir şeydir. Bundan dolayı, size teşekkür ile beraber parayı da iade ediyorum. Siz parayı muhtaç olan birkaç namuslu aileye dağıtırsanız, ben size müteşekkir kalacağım gibi Cenabı Hakk da memnun olur. Bu sadakanın adı da Divan-ı Luğat it Türk sadakası olsun.”

Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi’nin hayatını internette bularak mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Ali Emiri Efendi adı da Kaşgarlı Mahmud adı gibi kıyamete kadar yaşamalıdır.

(Bu yazı 27 Aralık 2012 Perşembe tarihinde yayımlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir