RUMEN GÖZÜYLE KAPODOKYA

Otobüse Esenler ilçesinden biniyorum. Kapadokya’ya doğru gidiyorum. Otobüs içinde ayni istikamete giden insanların yüzlerine bakıyorum. İstanbul’dan uzaklaştıkça, her adımda dolaşık bayırlar meydana geliyor.

Bu yerlerin sonsuz güzelliklerine dair bu sıraları yazacağım.

Otobüs hızını arttırıyor.  Günün gürültüsü toprak topakları gibi parça parça oluyor ve yerine olumlu bir sessizlik seriliyor. Pencereden gördüğümüz manzara olağanüstü güzel. Otobüsün hareketinden, gökte bu ilâhî gibi ışıldayan ayı görüyorum. Etrafında yıldızlar bir düğünde kızlar raks ettikleri gibiler.  İlkbahar gecesinin sessizliğini gürültücü bir sürü karga düzenini bozuyor.

Birkaç martı, sevinç sesleri çıkartarak, bir evin çatısından uçup gidiyorlar. Bu seyahatı yıllardır canıma yakın olan insanlar bana verdikleri mutluluktan sonra yeniden görüşebilmemizin sevinciyle yapmaktayım.

Otobüs, zamanın bir şarkısının ritmini tutarak, Allah’tan yeni bir gün veren güneşe ve parlak ışınlarıyla göğe yükselişine selâm vermekte.

İstanbul’dan Kapadokya’ya mesafe bayağı var, fakat ben tozlu yağmur damlaların izini taşıyan pencereden bakarak zaman geçiriyorum. Manzara fevkâlade güzel. Yorgunluk beni sarıyor, çok az uyukluyorum ve Ortahisar’a vardığımızı bildiren şoförün sesi beni uyandırıyor. Nevşehir ili, Ürgüp ilçesindeki küçük bir şehirdir. Bir mağaranın içinde inşaa edilmiş bir otele yerleşiyorum.

Sonra Ortahisar’daki kaleye gidiyorum. Kendimi zorlayarak tepesine çıkıp, güneşin ışığında gülümseyen Periler Bacası Vadisinin manzarasını seyrediyorum. Başımı çevirdikçe, karla örtülü bir bekçi gibi dikilen görkemli yanardağı görüyorum. Erciyes, ufuk çizgisinde bir masal gibi şekilleniyor. Ürgüp ve Avanos arasında açık havadaki, rüya bölgesinde bulunan müzeye gidiyorum.

Bu vadi, manzaranın güzelliğiyle nefesleri kesen, olağanüstü bir yer. Yani, Müslümanlar ve Hristiyanların terk ettikleri mağaralar köyü.

Meşhur Turasan şaraphanesine varıyorum ve bana bir bakirenin göz yaşı gibi şeffaf bir bardak şarap ikram ediliyor.

Bu manzaraya “İlâhi Doğa”nın mükemmel şekilde ifa ettiği bir resme bakar gibi bakıyorum.

Doğa, şafak vaktinde, zamanla bir araya gelerek maziden özlemle ve gelecekten heyecanla bahsetmektedirler.

Asla bitmesini istemediğim bir masal içinde hissediyorum kendimi!

Yazar: Mirela Makaveiu

(www.ttvnews.ro’dan Türkçe’ye çevrilmiştir)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir