SERPİL YILMAZ & DEMETER

Mevsimlerin hepsini severim ama ilkbaharın yeri bambaşkadır gönlümde. Tabiat ananın uyandığı gözümüzün gönlümüzün şenlendiği bu güzel günlere tanıklık ettiğimiz için çok şanslıyız. Çok eski zamanlarda doğadaki her olayı bir tanrı ve tanrıça ile ilişkilendiren mitler, masallar ve efsaneler dünya var olduğundan beri anlatılır.

Doğa olaylarını yöneten bu tanrı ve tanrıçaların isimleri farklı kültürlerde değişmiş olsa da günümüzde bu isimlere aşina sayılırız. Bunlar arasında en çok bilinenlerden biri ana tanrıça Demeter’in başından geçenlerdir.

DemeterYunan mitolojisinde tarımın, bereketin, mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçasıdır. Antik Çağ yazarı Homeros‘un destanlarında, “güzel saçlı kraliçe” ya da “güzel örgülü Demeter” diye anlatılır. İnsanlara toprağı ekip biçmesini öğreten bu tanrıçadır. Ekinleri, özellikle de buğdayı simgeler. Demeter’in kızı Persephone’yi kaybediş öyküsünün anlatılış yönünden farklı versiyonları olduğu bilinmektedir.

Tabiat ana olarak da bilinen Demeter’in, efsaneye göre Persephone adlı güzel bir kızı varmış. Bir gün çayırlarda koşup oynamakta olan Persephone sevimli bir çiçeğe rastlamış ve onun sevimli yüzünü avuçlamak için uzanmış. Birdenbire yer sarsılmaya başlamış ve toprak dev gibi zigzaklar çizerek yarılmış. Yeryüzünün derinlerinden yukarıya doğru Hades, Yeraltı Tanrısı çıkmış. Hayalet görünümlü dört atın çektiği simsiyah bir arabada, uzun boylu ve güçlü bir şekilde dimdik ayakta duruyormuş.

Hades, Persephone’yi yakalayıp arabasına almış. Persephone”nin peçe ve çarıkları uçuşuyormuş. Atlarını aşağıya, yeryüzünün içine en derinlerine doğru sürmüş. Yeryüzündeki yarık sanki hiçbir şey olmamış gibi kapanırken, Persephone’nin çığlıkları da giderek duyulmaz olmuş.

Çığlıklar atan kızın sesleri dağların kayalarında yankılanmış, denizin altından gelen bir su gümbürtüsü gibi çağıldamış. Demeter taşların çığlık attığını işitmiş. Suların ağladığını duymuş ve sonra toprağın her yanına korkunç bir sessizlik ve ezilen çiçeklerin kokusu sinmiş. Demeter ölümsüz saçlarından çelengini çıkarmış, kara örtülerini omzundan fora etmiş ve büyük bir kuş gibi toprakların üstünde uçarak kızına seslenerek kızını aramış.

O gece bir mağaranın kıyısındaki yaşlı bir kocakarı, kız kardeşlerine o gün üç çığlık işittiğini anlatmış; biri dehşetle çığlıklar atan genç bir sesmiş, biri hüzünlü bir çağrıymış ve üçüncüsü de ağlayan bir annenin sesiymiş.

Persephone hiçbir yerde bulunamamış ve böylece Demeter’in, sevgili çocuğunu bulmaya dönük çılgınca ve aylarca süren arayışı başlamış. Demeter kızmış, ağlamış, bağırmış, sormuş, her yeryüzü oluşumunun altını, içini, üstünü araştırmış. Merhamet dilemiş, ölmek istemiş, ama ne yaparsa yapsın canı kadar sevdiği çocuğunu bulamamış.

Böylece her şeye sonsuza dek büyüme gücü veren o, üzüntüyle bağırarak dünyanın bütün üretken tarlalarına lanet etmiş: “Ölün! Ölün! Ölün!”

Demeter’in lanetinden dolayı çocuklar doğmamış; ekmek için buğday, şenlikler için çiçek, ölüler için dallar büyüyememiş. Her şey kurumuş bir halde yatmış, kavrulmuş toprak.

Demeter’in kendisi de artık yıkanmıyormuş. Elbiseleri çamura bulanmış, saçları büklüm büklüm olmuş sarkıyormuş. Yüreğinde sarsıcı bir acı varmış, ama teslim olmaya niyeti yokmuş. Hiçbiri sonuç vermeyen yığınla soru, yakarış ve hadiseden sonra nihayet tanınmadığı bir köyde bir duvarın dibine çökmüş. Ve sancıyan bedenini duvarın soğuk taşına dayarken bir kadın, daha doğrusu kadın gibi biri görünmüş. Ve bu kadın kalçalarını cinsel ilişkiyi çağrıştıran bir şekilde oynatarak ve göğüslerini sallayarak, Demeter’in yanına kadar dans ede ede gelmiş. Ve Demeter onu gördüğünde hafiften gülümsemekten kendini alamamış.

Dans eden kadın aslında düpedüz büyülüymüş, çünkü hiçbir şekil de başı yokmuş, gözleri göğüs uçlarında, ağzı da vulvasındaymış. Bu sevimli ağız sayesinde Demeter’i bazı güzel, ilgi çekici şakalarla eğlendirmeye başlamış. Demeter gülümsemeye başlamış ve sonra karnından gelen koca bir kahkaha atmış. Ve iki kadın birlikte gülmüşler, küçük karın Tanrıçası Baubo ve güçlü Anne Yer Tanrıçası Demeter.

Demeter’i depresyondan kurtaran ve kızını aramaya devam etmesi için ona enerji veren de sırf bu gülme olmuş. Bu arayış, Baubo’nun kocakarı Hekate’nin ve güneş tanrısı Helios’un yardımıyla sonunda başarılı olmuş. Persophone annesine kavuşmuş. Dünya, topraklar ve kadınların karınları tekrar serpilip büyümüş.

Bu efsaneye göre her yıl Persephone ve Demeter’in kavuştuğu bu dönemde tabiat ana tüm cömertliği ile yer yüzünü cennete çevirir ve ilkbahar gelir.

Kaynakça: Clarissa P. Estes

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir