HAMDİ YILMAZ & ŞER LOBİSİ İŞ BAŞINDA

Daha önce de yazdım. Dünya’nın çeşitli merkezlerinde Türkiye’yi önce ekonomik, sonra siyasi olarak dize getirmeye ant içmiş yığınca ‘yeminliler grubu’ var. Bırakın Türkiye’yi dize getirmeyi, Türk’ü Anadolu’dan silme gönüllüleri, fanatikleri var.

Bu merkezlerden birinin Bükreş olduğu, burada Türk malını ve Türkiye’yi kötülemeyi iş edinmiş bir lobinin varlığını defalarca gördük.

Sonuncusunu da geçen hafta başında yaşadık.

Gazete Balkan arşivi böyle lobilerin faaliyetleri ile ilgili onlarca haberle dolu.

Ha, şunu da söyleyerek bir hakkı teslim etmeliyiz. Romanya’da yaşayan Türkler Romanya’yı ne kadar seviyorsa, Türkleri ve Türkiye’yi o kadar seven milyonlarca da Rumen dostumuz var. Türkiye aleyhtarı lobiciliğin başını da zaten Batılı ülkelerin buradaki maşaları ile bizim hain tayfası çekiyor.

Geçen gün bir iş adamımız kendisini ziyaretimiz sırasında, “Benim iki ülkem var. İkisinin de zarar görmesini istemem, ikisine de ihanet etmem” dedi ve uzunca bir süre bu konu üzerine konuştu.

Bu iş adamının konuşması bana yıllar önce Romanya’nın üst düzey görevlerinde bulunmuş soydaş bir aydının konuşmasını hatırlattı.

Güzel bir yaz gecesi katıldığımız etkinlikten evlerimize yürüyerek gidiyorduk. “Hiç Romanya’ya ihanet etmedim, edene de fırsat vermedim” demişti.

Ne var ki, her zaman organize azınlıklar organize olamayan çoğunluklara baskın çıkmıştır. Bu gerçeği bilmeli ve ona göre organize olmalıyız.

Yeterli veya yetersiz Türkçesi ile Gazete Balkan’ın internet sitesini, sosyal medyasını takip eden yüzlerce Rumen dostumuz, arkadaşımız var.

Zaman zaman gösterdikleri tepkilerden sizler de görüyorsunuz. Şimdi Rumence bir sitemizi devreye sokarak büyütmeye çalışıyoruz.

Sizlerin desteği ile kısa bir süre sonra bu şer odaklarına gecikmeli değil anında tepki verecek konuma geleceğimize inanıyoruz.

Bizi yakından tanıyanlar, tanıyalım ya da tanımayalım haksızlığa uğrayan her Türk firmasının hatta her Türk vatandaşının yanında olduğumuzu bilir.

Neyse uzatmayalım.

Daha önce bir yazımı, “Yoksa gelecekte bedelini ağır öderiz. Türk malı alacak Romen kamu görevlisi bulamayız.” diye bitirmiştim.

Aynı sözlerimi yinelerken, o günlerden bugünlere kadar en azından ne yapılması gerektiğini düşünme noktasına geldiğimizi görüyorum.

Bu da bir gelişme olsa gerek.

***

İKİNCİ YAZI

AMERİKA KAÇ ROMANYA EDER?

BİR ZAMAN TÜNELİ YAZISI: 22 EKİM 2010

Yazının başlığını oluşturan sorunun tuhaflığının farkındayım. Biraz sabredin, izah edeceğim.

Romanya ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi kriz öncesinde yani 2008’in ilk 8 ayı itibarı ile 5,5 milyar dolardı. Bugün bu rakam yarı yarıya azalmışsa da, 2008’in bu aylarında aynı yıl beklenti 7 milyar dolardı. Kısa süreli yıllık hedef ise 10 milyar dolar olarak belirlenmişti. 2008 beklentisi gerçekleşti. Yanlış hatırlamıyorsam, yarım milyar dolar civarında da beklenenin üzerinde oldu. Demekki, küresel kriz ile karşılaşılmasaydı bu rakam bugün 10 milyarın bile üzerinde olacaktı.

Bu kriz ilelebet kalıcı olmadığına göre, o günler mutlaka gelecektir. Bugünü bilmiyorum ama iki yıl evvel bu aylarda, Türkiye’nin Balkanlardaki en büyük ticari ortağı Romanya’ydı. Karadeniz Bölgesi’nde de Rusya Federasyonu’ndan sonra ikinci sırada yer alıyordu. Kriz geçici olduğuna göre bu değerlendirme önemli.

İstanbul Bükreş’e kaç dakikalık mesafede? Uçakla 55 dakika.

Pekiyi, Türkiye’nin mal satmak için gereğinden fazla efor sarfettiği, muteber (!) müttefikimiz Amerika Birleşik devletleri ile olan ticaret hacmimiz ney? 10 milyar dolar. Biri dünaynın devi, jandarması filan. Öteki, 27 üyeli AB’nin en fakirlerinden. Birinin nüfusu 250 milyonun üstünde ve zengin, diğeri 22 milyon ve fakir.

Buraya kadar aktardıklarımızdan hareket edersek, ABD ile ticaret hacmimizin bugün 80 milyar dolar olması gerekiyor.

Elma ile armutları topluyorsun diye düşünenlere itirazım var. Ben Türkiye’nin mal satmak için enerjisini nerelere harcaması gerektiğine dikkat çekmek istiyorum.

İhracatı artırmakla görevli bakanlardan Başbakan yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan ile Dış Ticaretten Sorumlu Bakan Zafer Çağlayan yanlarında da 80 işadamı ile birlikte önceki gün ABD’deydi. Oysa, Burada yani Bükreş’te 5 yıldır iki bakanı bir arada görmedik. ABD’ye mal satmak için harcanan enerji daha kolay mal satabileceğimiz Romanya gibi ülkelere harcansa ne olur? Zeytin sezonu açıldı. Verilen bilgiye göre Romanya’ya olan ihracatımız yüzde 60 oranında azalmış. Pazarı Yunanistana kaptırmışız. Fransa’ya da kaptırabilirdik. Yani Dimyat’a prince giderken evdeki bulguru kaybettiğimizi görmeliyiz.

Bir ABD yayın organı diyor ki, “Türkiye-ABD Ticaret İlişkisi Platonik Aşk Gibi’. Oysa gerçek aşk Türkiye’nin burun diplerinde. Haa, “ABD’ye de mal satmalıyız” diyorsanız, eyvallah, Amerikalı gelirse satın. Japonya seviyesine siz gelirseniz, çabalayın, enerjinizin tamamını harcayın. Şimdi o enerjiyi iyi sarf ederseniz, ABD’ye satacağınızın on katını satmanız mümkün.

(Bu yazı 22 Ekim 2010 tarihinde yayımlandı)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir