SERPİL YILMAZ & KARMA BORCU

Efsane, hiçbir şeyin iz bırakmadan geçip gidemeyeceğini anlatır. İnsanın attığı her bir adım, söylediği her bir kelime, her bir dileği ve hatta düşüncesi (bizim için) görünmez yazıtlara damgalanır. Her şey insanın er veya geç sorumlu tutulacağı “Yaşam Kitabı”na yazılır.

Böylece insanı bizzat hak etmediği hiçbir şey yaralayamaz ve bellek ile bilgisinin noksanlığı yasanın uygulanmasına mani olamaz. Eğer hak etmediyse hiçbir surette cezalandırılamaz.

Karma olarak tabir edilen şey dışarıdan gelmez, insan insanı zarara uğratırsa, evvela kendisini uğratır. Neden bunca talihsiz insan var? Onlar bedenlenen ihanetçiler, hırsızlar, katillerdir ve şimdi artık geçmiş borçlarını ödemeleri gerekmektedir.

Köle olarak satılan bilge bir filozof “Teşekkürler! Görünüşe göre eski borçlarımı ödeyebileceğim.” demiştir. Altın İmparator olarak bilinen hükümdar “Şaşaa peşimi bırakmıyor, borçlarımı ne zaman ödeyebileceğim?” diye dehşete düşmüştür. Bilge insanlar borçlarını en hızlı nasıl ödeyecekleri hususunda telaş ederken, geçmiş yaşamlarında borçlanmadan yaşamadıklarının apaçık bilincindeydiler.

Genellikle hafif karma ağır bir sınav demektir çünkü refah içinde geçen bir yaşamın ardından bir sonraki ruhsal basamağa çıkmak neredeyse imkânsız görünmektedir. Ödemek almaktan yeğdir, her bir ödeme geçmişe son vermekteyken alma ona yeniden bağlayabilmektedir.

İnsan doğru bildiği gibi yoluna devam edebilir. Her kim doğru yolda giderse hedefe ulaşacaktır ve yoldan her sapma onu doğru yoldan uzağa koyacaktır. Böylece çalılıkların arasında kaybolan yolcu birçok engeli aşmak durumunda kalacaktır. Aşırı izzetinefis ve yetersiz bilgi sonradan ödenmesi mecburi olan birçok hataya yol açar. Ve kozmik yasaları ihlal etmenin yanlışlığı anlaşılıncaya dek her bir hatayı mutlaka acı takip eder. İnsanlığın en önemli öğretmeni acıdır.

Kozmik yasaları bilmeyen kişi onlara riayet etmez, bencil niyetlerinin güdümünde kendisine sırf kahır getirecek olan davranışlara yönelir. Kozmik yasalardan bihaber olması insanın sürekli acı duymasının kaynağıdır. Yasayı bilmedikçe ve ihlal etmeyi sürdürdükçe kötü karma yaratacak ve tabii ki acı duymaya devam edecektir.

Tüm dünya insanlarının hayatlarını tahlil ettiğimiz takdirde çoğu yaşamın daha fazla “kötü” karmayla yüklendiğini söylememiz abartılı olmaz; başka bir deyişle yer yüzünde ağır koşullardaki çalışma ve keder, esenlik içindeki emek ve sevinci aşmaktadır. Beşeri evrimin bugünkü aşamasında memnuniyet, tatmin ve sevincin toplamı, kederden azdır. Denge kötü tarafın lehine bozulmuştur çünkü geçmiş yaşamlarımızda bilgeliğin yönetmesine izin vermedik ve birilerine zarar verip vermediğimiz umurumuzda bile değildi ve bencil bir yaşam sürmeyi yeğledik.

Karma, bireysel olduğu kadar kolektif de yaratılmaktadır. İnsan kendi karmasını oluştururken aile, millet, ırk gibi farklı grupların üyesi olarak diğer insanlarla bağ kurmaktadır. Bu grupların bir üyesi konumunda kolektif karmaya dahil olmaktadır. Dolayısıyla kendi kişisel karmik yükünün yanında aile, grup, parti, millet, devlet ve beşeri karmaya da sahip olabilir.

Kolektif karma bir ailenin, toplumun, sınıfın, siyasi partinin hedefi doğrultusunda koştuğumuzda meydana gelir. Karmik düğümlerin çözülebilmesi için benzer bir karmanın yaratımında rol alan herkesin sadece zarar verdikleri hasımlarıyla değil, kendi aralarında da karşılaşmaları ve ödeşmeleri gerekir. Örneğin halk ve devlet gibi büyük grupların karması halkları savaş vb. büyük ölçekli kolektif felaketlere sürükler.

Kaynakça: Nicholas Roerich

0 Paylaşımlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir