HAMDİ YILMAZ & İnsan olmak zor zenaat!

Şairin “Eller tatlı uykuda, ben senin derdindeyim” dediği saatlerde bu yazıyı yazmak için oturdum. Yazının başlığını attığımda, kendi kendime “26 yıldır Batı’dasın, olmayan Türkçe’ni de unuttun. Şu ‘zenaat’ kelimesini bir kontrol et,  yarın rezil olma” talimatı verdim.

Zenaat kelimesini doğru yazıp yazmadığımı gogol amcaya sorunca, karşıma gecenin kör vaktinde “Zenaat Destanı” adlı türküsü ile hemşehrim, Rahmetli Şemsi Yastıman çıktı. Nasrettin Hoca fıkralarını aratmayacak bir türkü, boş vaktinizde mutlaka dinleyin.

***

Önceki gün yoksullara günlük yemek veren Marathon Vakfında yaşlı ve yoksul insanların fotoğrafını çekerken, koltuğumun altında oturan adamın yüzünün görünmesini istemediğinden başını hemen çevirdiğini fark ettim..

Yüreğim cız etti. Anlamıştım amcayı..

***

O günkü adı ile Sanat Enstitüsü ilk sınıf öğrencisiyken, yarım gün fiili atölye dersi olduğundan imkanı olmayan öğrencilere ücretsiz öğle yemeği verirlerdi.

Benim de adımı yazmışlar. İlk yemeği asla unutmadım. Peynirli makarnaydı, yanında da üzüm hoşafı..

Yemekhane başıma yıkılmıştı, ücretsiz yemek yiyecektim, nasıl utanmıştım. Hakkım olmayan bir şeyi yiyormuşum gibi hissediyordum kendimi. Yaşadığım, bu zannın utancıydı anlaşılan…

Uzun zaman hiç içime sindiremedim. Sonra Teknisyen Okulu’nu kazandım, Kırşehir’den Kayseri’ye üç yıl yatılı okumaya gittim. Sonra fakülte yılları,,

O zaman da ilk sömestre notlarım yeterli olduğu için burs verdi devlet. Aylık 500 liranın 250’sini ev kirası, 75 lirasını belediye otobüsü için öder, kalan 175 lira ile de bir ay geçinirdim..

1973 yılında kurulan MSP- CHP Koalisyon hükümetinin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ’ın başkanlığını yaptığı 9. Milli Eğitim Şurası’nın aldığı kararlarla Türkiye kendi istikbalini kararttı.. Bu kararlardan birisi de yatılı öğretime son verilmesiydi.

Pırıl pırıl vatan evlatları aileleri yoksul olduğu için sümüklü Fetulalh gibi küresel taşeron din tüccarlarının kucağına, ocağına düştü..

Yaşlı Romen amcanın utancından fotoğraf makinesine karşı başını çevirişi, neleri hatırlattı bize..

***

Bir şeyi daha hatırlattı:

Bir bahar sabahı saat 5-6 sularında sokakların bom boş olduğu bir saatte Kayseri’de Mimar Sinan Camisi karşısındaki büroma gidiyordum. Önümde yavaş yürüyen yaşlı teyzenin varlığını yanından geçerken kendi kendine “olmaz olaydım, olmaz olaydım” diye sızlanışı ile fark ettim. Dilenci değildi.. Kendisi ile konuştum ama şimdi hatırlamıyorum. Hafızamda sadece perişan yüz ifadesi ve o sözleri var..

İnsan olmak, insan olarak kalmak zor zenaat vesselam!

(Bu yazı 16 Kasım 2017 tarihinde yayınlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir