SERPİL YILMAZ & ATEŞ DÜNYASI

Efsaneler, insanın sadece görünen fiziksel dünyada yaşamakla kalmadığını iddia ederler. Daha evvelden bahsedildiği gibi yaşam, gezegenin üç âleminde aynı anda cereyan eden bir süreçtir. Bu üç boyut tam bir işbirliği içerisindedir. Birçok dünyevi olgu evvela yüksek âlemlerde meydana getirilmektedir. Sıklıkla olaylar fiziksel dünyada görünür hale gelmeden önce yüksek boyutlarda yaratılmaktadır. Kadim yazıtlar, gerçekte manyetik çekim oluşturmakta olan, fizikötesinde inşa edilmiş göksel şehirlerden bahsederler.

Her şey evvela ateş dünyasında yaratılmakta, sonra süptil formlara indirilmektedir. Dolayısıyla yeryüzünde yaratılanlar, ateş dünyasının gölgeleridir. Yaratıcı düzen bu sırayı takip etmektedir.

Ateş dünyasında yaratılanların birçoğu henüz fizikse formlara inmedi aslında.

Temel kozmik kuvvetler, görünmez bir surette yaratıyorlar. Evren, fiziksel gözler için saklı kalan ateş tarafından inşa edilmektedir. Her dünyevi olgunun ardında potansiyel kuvvet şeklinde görünmez bir sebep yatar. İnsanlar sonuçları görürken süreç, görünmeyen yanda kalır.

Evren, görünmez realitelerle tıka basa dolu bir yerdir. Görünmez âlemler her şeyde içeriktir. Onlar bizi gözetlemektedir. Görünür ile görünmez, bir bütünün parçalarıdır.

Ateş dünyası, varlığın hedefidir. Onu kaderimiz olarak tasavvur etmeliyiz. Ona ancak duru, net bir zihin halinde ulaşabiliriz.

Ateş dünyasına yaklaşmanın başlangıcı, hayatın esaslarının öğrenilmesi ve anlaşılmasıyla olacaktır. Çünkü ateş dünyasına yaklaşmak demek, aslında ona uygun özellikleri sergilemek demektir. Merhamet, şefkat, duygudaşlık, aşk ve tüm iyi niyetler, yüksek enerjilerle bağ kurmada kullanacağımız mucizevi yollardır. Bu aydınlık özellikleri yüksek âlemlere götüren gerçek birer araç olarak görmeyi öğrenmeliyiz. Ateş dünyası uğruna zihnimizi sağaltabilir, kalbimizi aydınlatabilir ve iyiliği düşünebiliriz.

Süptil dünyada düşünce tek geçerli motor olacaktır. Peki, düşünce ile hareket etmek basit mi? Bu tür hareketler için düşünmeyi bilmeli ve düşünsel faaliyetleri sevmeliyiz. Her bir meşgale, düşünsel gelişim için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Aynı zamanda egonun doğurduğu düşünceyi bütünsel hayra yönelik düşünceden ayırt etmelidir.

Zihnimizi sürekli olarak süptil ve ateş dünyasına uyumlu olacak şekilde eğitmeliyiz. Kesintisiz bir çaba, sonsuz ve yorulmak bilmez bir emek vermek için hazırlanmalıyız. Böylesi bir zihinsel yoğunluk seviyesi, süptil dünya için olağanüstü yarar sağlayacak.

Oysa insanlar genelde sonsuz yaşam için değil de bir tatili hak etmek için çalışıyorlar.

Tam da bu sebeple kendilerini süptil dünyada ebediyetin önünde bulduklarında akli karmaşaya düşüyorlar. Ateş dünyası için tıpkı bir uçurumun kenarını aşar gibi cesurca ileriye gitmeyi öğrenmeliyiz. Tehlikenin önünde göstereceğimiz cesaret ve yüksek otokontrol, bizleri ateş kürelerine ulaşma yolunda gerekli hazırlığa ulaştıracak.

“Ateşe yanıcı elbiselerle girmeyin, ateş mutluluğunu yükseltin.” denmiştir. Bu nasihat, ateş dünyasına nasıl yaklaşılması gerektiğini özetler mahiyettedir. Yükselmenin mutluluğu, dünyasal mutluluktan daha yoğun olmalı, onu aşmalıdır. Işığıyla parlamalı ve diğer insanların yürüyeceği yolu aydınlatıp ona işaret etmelidir.

Çiçeklere sevindiğiniz, onların harika şekillerine, küçük tohumuna zihnen derinleştiğiniz, taze kokularının kıymetini bildiğiniz zaman süptil dünyaya yaklaşmaktasınız. Ateş dünyasının kapısını aralayacak sevinç ve mutluluğu her yerde bulabiliriz: dünyasal renklerde de kuşların rengârenk tüylerinde de gökteki gizlerde de onu keşfedebiliriz. Dünya ortamı, bundan böyle tüm âlemlere uygun parçaları bulmamız gereken bir yere dönüşmelidir.

Süptil dünyaya geçişte, o anda olup bitenleri düşünecek zamanımız olmayacağı gibi, sevinç ve mutluluğun etkisinde anlık bir aydınlanma olmasını bekliyoruz ve öyle de olacaktır. Böylece zihin, kaplandığımız bu sevinç duygusu tarafından korunacaktır. Bu bağlamda şu anda yeryüzün de yapmamız gereken şey, vakit yitirmeden her bir çiçeğe sevinmeyi öğrenmektir.

Çünkü ateş dünyasının yolu kalpten ve güzellikten geçmektedir. Yüksek âlemin, Dünya yaşamındaki en önemli ve en harika şey olduğunu bilmek suretiyle kalbimizde ona saygın bir yer açalım.

Dünyasal olgular arasında yer alan aşk ve sevgi duygularıyla sanatsal yaratıcılık coşkusu, yüksek âlem kavramıyla en yoğun ve en yakın paraleldeki kavramlardır. Dünya hayatımızdaki en güçlü yönümüzün aşk hissi olduğunu farz edersek, yüksek âlemlerde o daha da güçlü olacaktır. Ateş dünyasına beslenen aşk, onun en güçlü mıknatısıdır.

Ateş dünyasına doğru ilerlerken, tüm âlemleri bağlayan vasıtanın kalp olduğunu unutmayın. Bizleri ateş dünyasına götürecek olan onun rehberliğidir. Ona dehşet, korku hissi yüklemeyin; ateş dünyasına bu hislerden arı surette yaklaşın. O alanın ritmik titreşimine maruz kalmak kaçınılmaz olduğu için ürperebiliriz, ama bu ürperti dehşet değil, coşku hissini verir.

Kaynakça: Yedi Büyük Kozmik Sır / Nıcholas Roericch

0 Paylaşımlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir