SERPİL YILMAZ & Fizikötesi Dünyaların Esasları

Her insanın üç ana düşünsel akışı vardır. İlki maddi bedenle taşınan, kaslardaki yansımalarla ilintili ve dışsal yaşamda belirgin olan akıştır. İkincisi, kalbi ve hassas hislerle ilgili olup onların iyileşmesiyle, refaha ermesiyle ilgilidir. Ve son olarak zihnin derinliklerinde öz fedakârlığın alevi doğmaktadır ve o yer, ateş dünyasına yakın olacaktır.

İşte bu şekilde insanın zihni, tüm dünyaların toplandığı yerdir. Ses dalgalarında, vizyonlarda ve duyumsamalarda tüm âlemler birbiriyle yakınlaşırlar. Üçlü palimpsest, üç dünyanın işaretlerinin üst üste binmesiyle ilgili iyi bir örnektir.

Kozmogonik anlaşmanın yazılı olduğu bir parşömeni hayal edelim, sonra bu parşömen bir aşk sonatı için kullanılmış ve en sonunda üzerine deri ve kumaş adetleri yazılmıştır. Parşömende yazılı olan görünürdeki hesap-kitapların arasında işlenmiş aşk itiraflarını okumak kolay değildir ama bundan beteri de var: bu iki yazı yüzünden en mühim mesele olan kozmogonik yasayı okumak neredeyse imkânsızdır.

Üç dünyanın hiyeroglifleri ile de aynı şey söz konusudur. Ancak deneyimli bir bilim insanı en karmaşık el yazılarını okuyabilmekte, aydınlanmış zihin yüksek dünyanın işaretlerini çözüp anlayabilmektedir. Karman çorman pazar tezgâhı hesaplarını, evrensel yasalar sanmak hatasına düşmeyelim.

Daha eski bir parşömenin üzerine yazılmış kadim bir el yazısı.

En ufak şeylerde yüksek dünyanın mevcudiyetini tanıyabilenler, artık yükseliş yolunda seyredenlerdir. Her ne yapıyor olursak olalım, her alanda ve her tür meşgalemiz de yüksek boyutlarla örüntü içinde bulunalım. Böyle bir bağlılıktan mahrum olmamız yolu meşakkatli kılıp, fesini artırabileceği için bulunduğumuz en kaba ortam ve şartlarda bile, bir şekilde yüksek dünyaya yönelik olalım ve böylece bu harikulade diyarla mesafeleri aşalım.

Ruh, henüz Dünya bedeninin koşulları içindeyken yüksek dünyaya bağlılığı öğrendiği takdirde, kendini tıpkı muhteşem anayurduna dönüyormuş gibi hisseder. Yerkürede memleket özlemi vardır; ebedi vatan hasreti ve ona duyulan çekim hissi, bundan çok daha yoğundur.

İnsanlar uzun bir yolculuğa çıkmaya karar verdiklerin de normalde cazip, çekici bir şeyler görmeyi umuyorlar ve bilirler ki bulmazlarsa seyahatten tat alamayacaklardır. Süptil dünyaya ve uzaktaki göksel cisimlere gitme fikrini de işte bu uzun, maceralı gezi fikrini benimsediğimize benzer bir şekilde benimsemeliyiz. İnsanlar çıktıkları bu uzun seyahatin üstesinden hakkıyla geleceklerine dair kendilerine daha yapıcı telkinlerde bulunmalıdırlar. Onlar düşünce dünyasına adım atacaklardır ve o yerde harika düşünenlere katiyen zarar gelmez!

Alacakları güzel hediyeleri sezinleyerek, Baba Evine girdikleri gibi içeriye girecekler.

Ateş âlemini düşünmelisiniz. Onu en canlı, en güçlü yönetici olarak tasavvur etmelisiniz. Ateş dünyasını hem aklınızla hem de kalbinizle kabul etmelisiniz. İlhamın o yandan aktığını hissetmelisiniz. Dürüst sanatçılar ve zanaatkârlar, en doğru kararların o yandan geldiğine şahittirler. Ateş dünyası güçlü bir dinamo misali en başarılı formüllerden yağmurlar yağdırmaktadır. Bizler de bu aşkın âleme kalp ateşimizle bağlanabiliriz.

Bu üç âlemi iyice kavramadan, düşünceyi yeni bir seviyeye yükseltmek mümkün değildir. Üç dünyanın idrakine varmadan ileriye gitmek olanaksızdır. Hem de tıpkı güneşin ışığını kabul edip onay verdiğimiz kadar doğal bir kabule varmak gereklidir.

Yüksek dünyayı doğal, normal ve yaşamımıza eşlik eden bir şey olarak tasvip etmeli, ateş dünyasını gerçek ve yaşamı besleyen bir amil olarak kabullenmeliyiz. Böylece ateş dünyasını insanların tasarlandığı yegâne plan olarak tahayyül etmeye alışacağız.

Kaynakça: Nicholas Roerich/Yedi Büyük Kozmik Sır

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir