HAMDİ YILMAZ & Güvenilen dağlara kar yağıyor

Romanya, 2008 küresel krizi geldiğinde ülkeye giren ve ekonominin motoru haline gelen yıllık yaklaşık 8 milyar Euro civarındaki yabancı sermayeyi kaybetmişti.

Dönemin Cumhurbaşkanı Traian Basescu, 2007-2013 Bütçesi’nden AB’den teorik olarak alacakları 33 milyar Euro’yu kast ederek, “Bu para bizi dört yıl götürür, sonrasına Allah kerim” diyordu.

Öyle olmadığı, Romanya’nın fon emilimini zamanında ve gereği gibi gerçekleştiremediği görüldü.

Bunun yerine IMF ve yine AB kaynaklarından 20 milyar civarında kredi alındı. Çalışanların maaşı yüzde 15, emeklilerin maaşı yüzde 25 oranında düşürüldü. Ağır bedeller ödendi.

2020 Küresel salgın krizi ile benzer bir türbülansa daha girildi.

Şimdi de AB’nin 2020-2027 arasındaki 80 milyar Euroluk vaadine güveniliyor.

Bunun 33 milyar dolarlık ilk kısmının alınması için hazırlanması istenen Ulusal İyileşme ve Dayanıklılık Planı (PNRR) yapılarak AB’ye verildi.

Gelen haberlere göre 12 AB üyesi ülke bu plan çerçevesinde kullanacakları paranın ilk dilimini aldı.

Romanya’da ümitler Brüksel’in bu planı onaylamasına bağlandı. Önce 15 Eylül şimdi de Eylül sonu deniyor.

Fakat, kazın ayağının öyle olmadığı anlaşılıyor. Onay için Romanya’dan bakın neler isteniyor:

-İnşaatta ayrıcalıklı teşvik kaldırılsın, emekli maaşı hesaplama ve endeksleme formülü değiştirilsin.

Ayrıca, kamu sisteminde yeni bir ücret politikasından ve kamu yönetimindeki yönetim pozisyonlarını doldurmak için sınırlı yetkilerden söz ediliyor.

Ayrıca, emekli maaşlarının GSYİH içindeki payının artması durumunda Hükümetin gelirleri artıracak önlemler alması gerektiği de müzakere edilen hususlar arasında yer alıyor ve destan gibi yeni şartlar sıralanıyor.

Özellikle gelir vergisi, kâr ve sosyal katkılar için aşırı çarpıklıkların ve mali teşviklerin aşamalı olarak azaltılması gerekiyor.

Madenlerin kapatılmasına yönelik emirnamenin başlıkları bile birkaç sayfa tutuyor.

Taşımacılıkta tonajdan mesafe yaklaşımına geçiş ücreti politikasının değiştirilmesi isteniyor.

Eğitimde, sağlıkta, yerel yönetimlerde dizi dizi yeni talepler Romen hükümetinin önüne konuyor.

Hükümette bunları Brüksel ile müzakere ederek asgariye indirtecek enerji ve güç var mı?

26 Eylül sabahı hangi sıfatla uyanacağını bilmeyen başbakan ve bakanlarla AB ile müzakere yapılabilir mi?

Hem hükümet koalisyonunun büyük ortağı parti hem de bakanlarını hükümetten çeken ve gensoru veren eski hükümet ortağı partide genel başkanlık seçimleri var.

Ana muhalefetin görmezden gelmesi ile hükümet krizi derin dondurucuya konuldu.

Görelim Mevla neyler, herhalde neylerse güzel eyler.

Önümüzdeki bu dönem Romanya’daki Türk yatırımlarını nasıl etkiler? Kafa yoran var mı?

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir