SERPİL YILMAZ & Kurtuluş Kültürdedir

Yaşamın arınıp dönüştürülmesinde etken olacak en önemli kavram, tabii ki insanlığın kültür olarak addettiği varlık ve değerlerin toplamıdır.

Yeni Çağ ancak kültür temelinde inşa edilebilecektir. Gezegenin yeniden doğuşu kültür yolunda olacaktır. Gerçek tekâmül ancak ve ancak Bilgi ve Güzellik esaslarında gerçekleşebilecektir.

Kültürel birikime sahip olmadan tekâmülden bahsedilemez. İnsanlık kültürün önemini idrak etmeden güzelleşmez. Eğer kültür yoksa, uluslararası anlaşmalar ve karşılıklı anlayış da sağlanmaz.

Kültür neredeyse barış da oradadır. Barış halini de hatırlatmalı; bu kelime insanlara tüm yollarda eşlik etmelidir. Kültürün olduğu yerde en zor sosyal sorunlarda dahi doğru kararlar verilir.

İnsanlık her derde deva olan kültürden daha üstün bir şey görmedi, bilmedi ve bilmeyecektir çünkü kültür, Ateş yaratıcılığının tüm muvaffakiyetlerinin bir toplamıdır. Kültür, içten içe başlayan çürümeden kurtaracak tek koruma ve yegane bağışıklık unsuru olarak lanse edilecektir. Özellikle de günümüz insanlığı, acilen kültürün bilgisine rücu etmelidir.

Bilginin kurtuluş olduğu üzerine insanlar daha çok düşünseydiler eğer, ıstırapları sona ermiş olurdu. İnsanlığın tüm acıları cahilliğinden ileri gelmektedir. Bizler, bilginin acılara son vereceği gerçeğinde ısrar etmeye devam edeceğiz.

Bilginin geniş yayılımı dünyayı kökten değiştirecek, bilgi mucizeler yaratabilecektir. Bu yüzden onun her şeyden üstün olduğunu söylüyoruz.

Arılar nasıl balı topluyorsa siz de bilgiyi öyle toplayın! Bilgiyi her yerde toplayın. Şimdiye dek bilgi çeşitli dallara bölünürdü ve bazıları komple yasaklanır, kuşku duyulur veya görmezden gelinirdi.

İnsanların, önyargılarını aşacak cesaretleri yoktu. Bilim insanının öncelikle var olan her şeye karşı açık ve önyargısız olması gerektiğini unutuyorlardı. Bilim insanı için yasak, tabu diye bir şey olamazdı.

Kardeşlik, peşin hükme sahip olmayan bilgiyi salık verir. İnsanların sınırsız bilgiyi hedeflemeleri gerekir. Bir insana bilmemesi emredilemez ve mükemmelleşme hakkı zapt edilemez.

İnsanın gerçek bilgisi, Tek Hakikat ile uyumunu kesintisiz şekilde sürdürecektir. Beşeri tekâmülün her aşamasında Işık Öğretisi ile doğrulama yapmalıyız ve evrensel görüşün, olası tek Hakikati takip etmesi karşısında sevinç duymalıyız. Ancak bunun için esaslar ile beşeri eylemleri sürekli kıyaslamalıyız.

Doğal olarak hakiki bilimin, değişmez yasalarla bir çatışması olamaz, dolayısıyla yeni araştırmalarımızda Esasların Ahitlerini zihin ve kalbimizde sürekli korumalıyız ki onlar, kendini sınırlamadan ve bütünün hayrına dürüstçe çalışıp ilerleyen bilim insanını, hiç dinmeyen bir hayranlığa düşürecek. O, ışık dalgalarını hissedecek ve titreşimlerin arasında süzülen yeni enerjileri yakalayacak.

Bilim insanlarına şunu söylemelidir: nasıl ki Einstein’ın teorisi Öklid formüllerini reddetmiyor ve içeriyorsa, nasıl ki üçüncü boyut, iki boyutun yasalarını inkâr etmiyor ve ondan çok daha genişse, ruhsal bilginin yasaları da tüm diğer bilgilerimizden daha geniştir ve onları kapsamaktadır. Bizler de bilim insanlarının başarılarını inkâr etmeyip çoğaltmayı istiyoruz, değil mi?

Bilim yasak, önyargı, batıl inançla uyuşmaz. Bilimin ne iç ne de dış zorbalıkla kısıtlanması, kesinlikle prangaya vurulmaması gerekir. Özgür bilgi yasaklanamaz ve böyle bir yasak getirilmesi cehalete delil olur. Düşünsel önyargı ağır bir yük oluşturur ve bizim için belirlenmiş olanı almamızı önler. Akan tesirlerin karmaşıklığını kim betimleyebilir? Muhteşem geleceğin nasıl hazırlandığını bilmektesiniz ve o basit olamaz, dolayısıyla bizler için aşikâr olan ama henüz herkesin göremediği yükselişlere hazırlanmalıyız.

Bilgi o denli hızla artmaktadır ki yöntemlerimizi sürekli yenilememiz gerekmektedir. Yeni olan en eskisidir ve tam da bu sebeple imkânsızdan korkmamalıyız. Her şey mümkündür çünkü her şey zaten varlık halindedir, yaratımın fakir-fukara olacağı hiç sanılmasın.

Bilimsel genişlemenin temelinde sürekli bir bilinç genişlemesinin yattığının bilinmesi gerekir. Eğer bilim insanı dünün koyduğu engelleri aşmazsa, iyisi mi bilimle uğraşmayı bıraksın. Yeni bilimsel keşiflerin, geleceğin gereksinimleriyle uyumlu olması şarttır.

Şu anki asrımız Atlantis’i andırmaktadır. Atlantisliler dengeyi bulmayı başaramamışlardı ama bugün mevzuyu bilen bazı daha enerjik halklar onu sağlayabilirler. Denge ve uyumun başlangıç noktasının ne zaman idrak edilebileceğini görüyoruz. O, yaşam sarkacının durulduğu yerde değil de en hızlı sallandığı yerde olacak. Çünkü bütünün hayrının önemini orada anlayacaklardır.

Başarı, kişisel çıkar hedefleriyle yan yana yürümez; o kolektif yarara giden adımlarla birliktedir. Toprak, emek enerjisiyle zenginleşirse hasat beklenebilir ve aksi mümkün değildir.

Kaynakça: Nicholas Roerich

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir