Hamdi YILMAZ & Sivas’ı severim ben

Köyleşmiş kentleri değil ama kentleşmiş köyleri severim.

Doğduğum kenti saymazsam, Kayseri, Ankara, İzmir, Erzurum, Düsseldorf, Duisburg, Amsterdam, Rotterdam ve Bükreş isteyerek ya da istemeyerek kısa veya uzun süre ikamet etme mecburiyetinde kaldığım kentler oldu.

Bunların her birinin kendisine has özellik ve güzellikleri olmasına rağmen Ankara’dan sonra Düsseldorf’un bende ayrı bir yeri vardır.

Düsseldorf, kentleşmiş köy özelliklerinin bütün sosyal unsurlarını taşır. Adı da zaten Türkçeleştirirseniz, Dereköy anlamına gelir. Burnunun dibindeki Neuss gibi tarihin derinliklerinden gelen aristokratik bir kenti sollayıp geçmiştir Düsseldorf.

Uçaktan inince içinden geçtiği kasabalara bakarak ülke yorumlaması ile tanınan İngiliz gazeteci bu sefer Esenboga Havaalanından inince yol üzerindeki kasabalardan birine bakarak Türkiye hakkında hüküm vermemiş. Biraz daha zahmete katlanarak Sivas’a kadar gitmiş.

Ve bir buçuk yıl kadar önce Sivas’ı, ‘Türkiye’nin dört yol ağzındaki kenti’ başlıklı haberi ile Financial Times gazetesinin uluslararası haberler sayfasına taşımıştı.

Sivas’taki siyasi manzarayı aktarıyordu..

Muhabire göre, Atatürk’ün kurduğu devletin doğum yerindeki siyasi tablo, ülke çapında laik soldan dindar sağa kayışın bir örneğini teşkil ediyordu. Muhabir, ‘Türkiye’de bir kent muhalefetin kalesi olacaksa, bu Sivas olmalı ama Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet bu kentte zemin kaybediyor’ diyordu. Habere göre, bir zamanlar Sivas’ı kalelerinden addeden CHP artık ziyadesiyle gölgede kalmış haldeydi.

İçinden dahi geçmeyeli on yıl olmuş Sivas ile ilgili ahkâm kesecek değilim. 

İngiliz muhabirin Sivas gezisi bana adını şu an hatırlamadığım ama Sivas Kongresi sırasında Mustafa Kemal ile mülakat yapmak için Sivas’a giden Amerikalı yani bir başka yabancı gazeteciyi hatırlatmıştı.

Mustafa Kemal’i uzun uzun dinleyen Amerikalı gazeteci, “İyi de Paşa hazretleri, bütün bunlar başarmanız halinde olabilecek şeyler. Başaramazsanız sizin kelleniz gidecek. Başarı da pek ihtimal dahilinde gözükmüyor” şeklinde bir şeyler söylemişti.

Mustafa Kemal de, şahsına yönelik söylenenleri diplomatik bir dille millete mal ederek, “O zaman, böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evlâdır” demişti.

Sivas’ı severim ben. 12 Eylül darbesinin ardından 1 gün ansiklopedi pazarlamaya çalıştığım şehir ve üniversite yıllarındaki en yakın arkadaşımın kenti olması bir yana, milletimizin “Harap ve bitap” düştüğü noktada kararlılık sergileyen bir kenttir Sivas..

(Bu yazı 9 Ocak 2019 tarihinde yayımlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir