HAMDİ YILMAZ & Vatan sevgisi, para ve iman

Falih Rıfkı Atay ile en azından çeyrek asır geç tanıştım. Gerekçesi de ilk gençlik yıllarımda yazdığı şiirlerin birisinin içinde geçtiği söylenen “Kabe Arab’ın olsun / Çankaya bize yeter” sözlerini okumamdı. Bu sözleri yazan yada söyleyebilen birisi ile işim olmadığını düşünerek hiç okumadım Atay’ı.

Günün birinde bir arkadaşımın kitaplığında O’nun bir eserine rastladım. Ardından da eserlerinden ne kadarı elime geçtiyse okudum. Hepisinden de faydalandım, almam gereken dersi aldım. Atay’ın bir insanı putlaştırmayacak bilgi birikiminde ve olgunlukta olduğunu anladım.  Çeyrek asır sonra.

İkinci benzer yanılgım da Nazım Hikmet içindir. Bugün şiirlerini severek okuduğum, hatta bazen pek milliyetperver bulduğum şiirlerin yazarına Romanya anılarının anlattığı güne kadar sıcak bakmadım.

1957 yılında Bükreş’te kendisinin Camiye götürülmesini istemesi, ramazanlık bir bahar akşamı gittiği camide teravih namazı öncesi gelen cemaate, “Ben bir komünistim ama aranızda olmaktan çok mutluyum” demesi sadece oradaki Türklerle çok büyük bir tehlikeyi göze alarak beş on dakika görüştükten sonra cami çıkışında kalp krizi geçirmesi “aydın ızdırabı”nın tipik bir göstergesidir.

Yukarıda yazdığım duygularımı pekiştiren bir başka önemli şey ise bir zamanlar  Bükreş’e gelen Azerbaycanlı yazar Anar Rızayev’in “Nazım’ı biz Türklüğün simgesi olarak görüyorduk” demesi ve o’nunla ilgili anlattıkları oldu.

Aydın Güven Gürkan ile E.K.’da benim için yukarıdakilere benzer duygulardan sonra saygı duyarak benimsediğim insanlardan birileridir. Batılı ülkelerin birisinin Dışişleri Bakanlığı’nda Türkiye masasına bakan bir görevlinin detayına girmeyeceğim ama sonucunu söyleyeceğim şu anlattıklarına bakın;

“Aydın Güven Gürkan ve E.K. bizde eğitim gördüğü halde, bizim çıkarlarımıza hizmet etmeyi kabul etmeyen iki Türk’tür!”

Aynı masaya otursaydık, belki de çok az müştereğimizin olacağını düşündüğüm Aydın Güven Gürkan’a bu sözleri duyduğum günden beri yüreğimde sonsuz bir muhabbet besledim. Kendisini hep saygı ile andım. Gürkan ile hiç karşılaşma fırsatım olmadı. Olumlu yada olumsuz pek fazla bir şey söyleyecek konumda da değilim. Ama vatanseverliğinin derecesini biliyorum. Bu yüzden de yıllardır adı geçtiği her yerde bu hikayeyi anlattım ve vatanseverliğinden övgü ile söz ettim. Nur içinde yatsın.

Bundan bir kaç yıl önce, bizim gazeteye abone olunmaması şeklinde avanelerine akıl veren grubun lideri konumundaki kişiye gitmiştim. O kişi, böyle verilmiş bir kararlarının olmadığını verdiğim örneklerin fevri kararlar olduğunu belirttikten sonra eklemişti; „Hem siz Türkiye’ye zarar vermiyorsunuz ki..”

Türkiye onlarındı ve kimin zarar verip vermediğinin takdiri de onlara aitti. Bugün o grubun kendi can derdinde olduğunu, „Organize terör örgütü” olarak nitelendirildiğini de belirtmek isterim.

“Para ile imanın kimde olduğu bilinmez” şeklindeki ata sözümüze bir kelime daha eklesek olur. Bir de vatan ve millet sevgisinin kimde olduğu bilinmez..

(Bu yazı 22 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir