Hamdi YILMAZ & Resmi heyet kahveleri

SEKİZ YIL ÖNCE

Geçenlerde bizim gazetenin “taze” yazarlarından Deniz Cebekan Çelik yazmıştı.. Deniz’in, “Korkmuyor olsam neler yapardım?” başlıklı yazısının son paragrafını aynen veriyorum:

“Bu gün bir değişiklik yapın ve kendinize sorun: Korkmuyor olsam neler yapardım? İçinden eleyecekleriniz olacaktır mutlaka, eleyin ve eşinizle, arkadaşınızla paylaşın. Paylaşmak, konuşmak bile yükünüzü hafifletecektir. Ortaya çıkanlar sadece sizin isteklerinizi değil, aynı zamanda kaygılarınızı, geleceğe dair beklentilerinizi de görmenizi sağlayacaktır ve belki de bazı şeylerin tam vaktidir. Bir şeye zorlanmak yıpratıcıdır, uygun ortamda, planlı olarak kendinizi değişime teşvik edin. Son anı beklemeyin. Elbette kendiniz için gerekenleri bilirsiniz ve yaparsınız ama ufak değişimler olmadan iyi olamazsınız.”

Son günlerde bu soruyu kendime sıkça soruyorum.

“Korkmuyor olsam neler yapardım?”

***

Bundan üç beş yıl önce, bizim elimizde çıkması halinde 5-6 bin satan bir gazetenin yaşatılabileceğini, hovarda bir genel yayın müdürünün elinde yapılan bir gazetenin ise 15-16 bin satılması halinde yaşayacağını söyledikten sonra bir dostuma sormuştum, “Durum böyle iken insan 120 bin satan bir gazetesini niçin kapatır?”

Aldığım cevap, “Kaybedecek bir şeyi olan insan korkar!” şeklinde olmuştu.

Demek ki, Deniz Hanım’ın sorusu bazı pozisyonlarda tek başına yeterli değil. Bazen, “Kaybedecek neyim var?” diye de sormak gerekiyor.

Üstelik bu soruyu “Korkmuyor olsam neler yapardım?” sorusundan önce sormak gerekiyor.

***

Bundan yıllar önce yaşadığım ve kaçak işçi çalıştırmanın 10 bin euro cezası olan ülkede, bizim ilk okul mezunu ve kenarından hemşehrimiz lokantacı, lokantayı polis bastığında kaçak olarak çalıştırdığı turist garsona göz işareti yaptığını, onun da kaçtığını, polisin ise “Bul getir o kişiyi” dediğinde, “Polis olan sensin, sen bul!” cevabını verdiğini anlattıktan sonra eklemişti, “Eğer ben azıcık mürekkep yalamış olsaydım, bunu yapamazdım!”

***

Demek ki, insanın “Korkmuyor olsam neler yapardım?” sorusundan önce bir başka soru daha sorması gerekiyor kendisine. O sorunun ne olduğunu anladınız elbet!

Yerimiz bitti ama bizim yazının başlığı havada kaldı. Başlığı attıktan bir saat sonra yazıya başlayınca böyle oluyor. Belki bir gün anlatırım. İsterseniz onu da Batı’da görev yapan resmi memurlarımıza ve resmi heyet üyelerimize siz sorun.

Ben şimdilerde “Korkmuyor olsam neler yapardım?” ya da “Korkmuyor olsam neler yazardım?” sorusunun cevabı ile meşgulüm.

O kadar çok ki, insan nereden başlayacağını şaşırıyor.

(Bu yazı 21 Ekim 2013 tarihinde yayımlanmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir