Hamdi YILMAZ & Uyanmak çok zor

“Uyku baldan tatlıdır” demiş atalar. Ki, bir bildikleri vardır herhalde. Hele bir de “gaflet uykusu” var ki, tam bizlik. Tarih boyunca, bu uykuyu bizim kadar seven millet olmamıştır. Uyandığımız zaman dünyayı ayağa kaldırmaya yeltenir, çoğunlukla becerirsek de bizi mahveden dünyadaki en lânet uykudur bu. Gaflet uykusu!

***

Yıl 1873’tür.

Bakü’de petrol işçisi Cevad ile üniversite öğrencisi Miri’nin içlerinden işçi olanı işinden edecek bir tartışmaları vardır. Tartışma konusu da “Biz kimiz?” sorusudur.

Cevat diklenir, Miri’nin cahilliğine hayret eder:

“Ne demek, biz kimiz. Neler saçmalıyorsun? Sen bizim kim olduğumuzu bilmiyor musun? Biz Müslümanız. Anlı şanlı Müslümanlarız.”

Genç Miri cevap verir, “saçmalamıyorum. Biz kimiz derken yalnız senden, ailenden, ya da kendimden söz etmiyorum; tüm bu kentte, ilçeleri ve köylerinde, daha doğrusu tüm ülkede yaşayanları kastediyorum. Bak petrol üretim bölgesinde bizimle birlikte çalışan Gevork, Ermeni; Ustabaşı Alek, Rus; İşveren temsilcisi İstvan, Macar; Baş mühendis Schumann ise Alman… Anladın mı ne demek istediğimi?”

Tartışma, Miri’nin Müslümanlık bir din. Hristiyanlık da bir din. Bak onların hepsi Hristiyan ama adları başka, dilleri başka, yaşama biçimleri bile başka. Ya biz?

Biz nece konuşuyoruz?”

Cevad, “Müslümanca diyecektim ama yanlış olduğunu anlıyorum” dedi.

Miri doğruladı; “Evet haklısın yanlıştır. Oysa hep söylerler, ilginç bir toplumuz biz, adımız yok. Yitirmişiz adımızı. Bizden söz edenler Müslümanlar deyip geçiyor. Kimisi de ad uyduruyor bize.”

***

Yukarıdaki bölümü İldeniz Kurtulan’ın “Amcam Hamlet” adlı belgesel romanından aldım.

Yüz elli yıl önce kendilerinin kim, ya da adlarının ne olduğunu bilmeyenlerimiz vardı. Esaret bunu öğrenmelerine izin vermedi. Adlarını bilenler de utanç içindeydi. Adlarının övünülecek veya taşınacak matah bir ad olmadığı psikolojisi içine sokulmuşlardı.

Henüz Romanya’da yaşayanlarımız belki söylemiyorlar, söylemeye niyetlenenleri var ama buradaki “İşveren” sıfatımız karşımızdakinin niyetlerini bastırıyor.

Geçen hafta Romanya’nın Deva adlı kentindeki bir otelin resepsiyon memuru yaşadığımız küçük tartışmanın ardından bana, Romence bilmeyişime bakarak, “Burası Avrupa” dedi.

Bu cesareti kendisinde buluşuna şaştım.

Batıdakiler de çokçası, “Siz hiç Türk’e benzemiyorsunuz” derler. Bunu size sınıf atlatma lütfunda bulunuyor edası ile yaparlar.

Belki de doğru söylüyorlar. Biz hiçbir zaman kendimize benzemedik, kendimiz olamadık ki…

(Bu yazı 20 Eylül 2012 tarihinde yazılmıştır)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir