TÜRKİYE’DE BATARYA ÇALIŞTAYI

KAYSERİ / ÜMİT BATMAZ

Tüm dünyada iklim değişikliği ve onun tetiklediği enerji krizi önemli dönüşümleri gündeme getiriyor. Türkiye de bu kapsamda büyük adımları henüz atmamış olsa da gelişmenin temelini oluşturacak oluşumlara başlamış bulunuyor. TOGG’un milli ve yerli olup olmadığı tartışmasını bir kenara bırakıp Türkiye pazarına doğrudan elektrikli otomobili sunmasının ne kadar büyük bir gelişme ve değişim olduğuna odaklanmak daha anlamlı olacaktır. TOGG çok görünür bir girişim konumunda. Onun kadar kamuoyunun gündemini işgal edemese de Türkiye’de elektrikli araç dönüşümüne doğru başka ve önem taşıyan işler yapılıyor. Bu girişimlerin bir kısmını geçen yazılarımızda özetlemiştik. Sadece araç imalatını değil aracın kalbini oluşturan bataryası ile ilgili bir gelişmeyi paylaşacağız bu kez.

Geçen haftalarda Türkiye’de iki önemli çalışmaya katılma imkanı buldum. Bunlardan ilk olarak bahsetmek istediğim Kayseri’de 30 Ekim – 2 Kasım 2022 tarihlerinde gerçekleşen 7. Pil Çalıştayı olacak. Bu organizasyonun ev sahipliğini ASPILSAN Enerji A.Ş yapıyor. Yedincisi olduğunu da bir kez daha vurgulayayım çünkü firma yeni fabrikasını devreye aldığı için yapılan bir halkla ilişkiler çalışmasından uzak olduğunu, yedi senedir aralıksız düzenlediklerini bilmek de fayda var.

ASPILSAN Kayseri merkezli ve aslında kuruluş hikayesinin de topluma mal olmuş bir öyküsü var. Firmanın kendi internet sitelerindeki tarihçe bilgisinde verildiği gibi Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın (TSKGV) yüzde 98 hisse ile sahibi olduğu ASPİLSAN Enerji, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası yaşanan tecrübelerden yola çıkılarak Kayserili hayırsever vatandaş ve kuruluşların yaptığı bağışlarla 2 Nisan 1981’de kurulmuş. 1985’te yaptıkları ilk işler ASELSAN’ın ihtiyaç duyduğu bataryaları üretmek olmuş. Bu üretilen bataryalar savunma sanayinin ihtiyaçlarına yönelik teknolojileri içermiş ve lityum-iyon yatırımına girilmemiş. Daha sonra 2016’da isimlerini ASPILSAN Enerji olarak değiştirmişler ve firmanın lityum iyon yatırımı da daha sonrasında gerçeğe dönüşmüş. Bugün savunma sanayi dışında büyümeye yönelen firma yeni bir vizyonla Türkiye’nin ilk ve tek lityum iyon pil hücresi üretim tesisini 2022 yılında devreye almış bulunuyor.

Çalıştay üç gün süren bir çalışma platformu ve sektörün önemli temsilcilerinin yanısıra akademik çevrelerden de etki katılım olduğu görülüyor. Ele alınan konular arasında aşağıda yer alan başlıklar vardı:

Enerji Krizi ve Kaynak Yönetimi

Teknolojideki Gelişmeler ve Alternatif Enerji Çözümleri

Teknolojideki Gelişmeler ve Alternatif Enerji Çözümlerinde Hammadde Tedariki

Pil Geri Dönüşümünün Önemi ve Kaynak Tedarikindeki Anlamı

Hidrojenin Enerji Krizine Etkisi ve Hidrojen Üretimindeki Sorunların Çözüm Süreci

E-mobilite Sektöründeki Gelişmeler ve Askeri Araçlarda Elektrifikasyon

Havacılık Sektöründeki Gelişmeler ve Bunun Çevre Sorunlarına ve Enerji Çözümlerine Katkısı

Diğer Sektörlerde Pil ve Batarya Kullanımı ve Bunun Pil Teknolojisine Etkileri

Dikkat çeken başlıklar bunlar aslında ve içeriğine baktığınızda kimisinin gerçekten Türkiye’de gelişmeye başladığını kimisinde ise yeterince ilerlenemediğini gördük. Örneğin pil geri dönüşümü konusunda, paydaşlar bu iş kolunun bir toplama faaliyetinden çok endüstriyel bir aktiviteye dönüşmesi gerektiği konusunda aynı görüşteler. Sadece elektrikli otomobillerin değil, lityum iyon pillerin tümünün (burada taşınabilir bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler, ölçüm cihazları, oyuncaklar, kablosuz el aletleri, mutfak cihazları vb.. devreye giriyor) geri dönüşüm için uygun biçimde tasarlanması gerekliliği öne sürülüyor. Ayrıca kullanım sonrası sağlıklı geri toplama ve lojistik maliyetlerini de düşürmek çok kritik. Sonucunda Türkiye’de lityum iyon pilleri tamamen geri kazanma çalışmalarının başarılı laboratuvar örneklerinin var olduğu anlatılıyor. Bu alanda Türkiye’de faaliyet gösteren EXITCOM firması Genel Müdürü Murat ILGAR ve EKOVAR firmasını temsilen Betül AYHAN geri dönüşüm için sahip oldukları imkanların ne denli ilerlemiş olduğunu paylaştılar. Aslında batarya geri dönüşümü çok önemli başlık ve bunu bir başka yazıda ele almak isterim. Türkiye’deki en büyük batarya dönüşüm problemi en azından şu an için, yeterli sayıda geri dönüştürülecek batarya olmaması. Neden derseniz zaten elektrikli araç sayısının az olmasını hemen öne sürmek gerekir.

Pil teknolojilerinin geleceğinin ele alındığı oturumda Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Doç. Dr. Emre BİÇER gelecekte beklenen pil teknolojileri hakkında görüşlerini paylaştı. Buna göre bugünkü sıvı hal lityum iyon pillerinden katı hal pillerine geçişin önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde gerçekleşmesi bekleniyor. 2050 yıllarına gelindiğinde sodyum iyon veya magnezyum iyon pillerin bir çok alanda kullanım imkanı bulabileceğini belirttiler. O tarihlerden sonra ise lityum hava ve lityum sülfür pillerin geliştirileceğini düşünüyor Emre Biçer.

Bu çalıştayda lityum iyon pil teknolojisini yanı sıra hidrojen teknolojisi de tartışıldı. Alternatif kaynaklar arasında yer alan hidrojen için katılımcıların önemli kısmının çok büyük beklentileri söz konusu. Hızla hidrojen elde etme maliyetinin düşmesi gerektiği belirtildi. Bugünkü durumda hidrojenin genel kullanımda kendine hızla yer bulabilmesi zor görünüyor. Ancak gerek üniversitelerin, gerek araştırma kurumlarının gerekse de girişimci firmaların çalışmalarına hız verdiklerini  tespit ediyoruz.

Otomotiv dışındaki sektörlerin batarya konusunda maalesef daha geride kaldığını söylemek gerekiyor. Özellikle bataryanın ömrü, ikinci hayatı veya geri dönüşümü konusunda otomotivciler çok hızla ilerliyorlar. Kamuoyunun dikkati batarya imalatına yoğunlaşmış olsa da otomotiv sektörü temsilcilerinin batarya minerallerinin çıkarılması, işlenmesi, pil hücresi imalat teknolojileri, sosyal etkiler ve geri dönüşümde değer üretme üzerine yoğun çalışmalar yürüttüklerini anlattılar. Anlaşılan otomotiv sektörü bu dönüşümü batarya konusunu derinlemesine çalışarak hazırlıyor. Ek olarak motor numarası veya şasi numarası gibi bataryanın dijital kimliği hakkında düzenlemelerin hazırlıkların yapıldığı belirtildi. Bu şekilde bataryaların takibi yapıldığı gibi üzerinde yapılan değişikliklerde kayıt edilebilecek.

Benim tespitim enerji depolama ve alternatif enerji üretimi alanında Türkiye’deki akademik çalışma yürütenlerin laboratuvar çalışması aşamasında zor da olsa kaynak bulabildikleri yönünde. Ancak laboratuvar çalışmasından bir iş modeline geçişte önemli zorlukları oluyor. Bunları aşmanın yolu sanırım endüstri ile işbirliğinin teşvik seviyesinden işbirliği seviyesine taşınması olacaktır. Yani sadece araştırma aşamasının desteklenmesi yeterli değil. Endüstriyel firmaların içerisine entegrasyonlarının yapılması gerekiyor. Bu arada tabii kafa yapısının değişmesi için başarılı örneklerin öne çıkarılması yerinde olacaktır.

Çalıştay inisiyatifi yedi yıldır aralıksız üstlenen ASPILSAN’ın bu daldaki ısrarının ses getirdiğini ve benzer paydaşlarla bir araya gelerek PilDer: Pil, Batarya Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği’nin kuruluşunu yaptıkları da açıklandı. ASPILSAN Genel Müdürü Ferhat ÖZSOY’un yaptığı açıklamaya göre derneğin kurucu üyeleri şu şekilde listelendi :

ASPILSAN Enerji San. Ve Tic. A.Ş. (Kayseri) / Ferhat ÖZSOY

ALTINAY Elektromobilite Ve Enerji Teknolojileri A.Ş. (İstanbul) / Emin Mert UYGUN

BATARYASAN Enerji Ve San. Tic. Ltd. Şti. (Kayseri) / Mehmet Fatih KAYA

BATKON Batarya Kontrol Teknolojileri A.Ş. (İstanbul) / İlker AYDIN

BİRİKİM Pilleri Batarya San. Tic. Ve Ltd. Şti. (İstanbul) / Kadem USTA

PİLSAN Elektronik San. Ve Tic. Ltd. Şti. (İstanbul) / Gökhan YALÇIN

POMEGA Enerji Depolama Teknolojileri A.Ş. (Ankara) / Osman Şahin KÖŞKER

TÜNELSAN San. Ve Tic. Ltd. Şti.(Ankara) / Erol TUNCAY

Ferhat ÖZSOY’un açıklamasına göre ” PilDer;” Pil, batarya üreticilerinin ve bunların tedarikçilerinin, üretim ve işletmede verimlilik, yeni teknolojiler, pazarlama, markalaşma ve tanıtım alanlarını içine alan tüm konularda sektörün ihtiyacı olan hizmetleri kümelenme faaliyetleri ile sağlamak amacıyla kurulmuş.”” Bu tür girişimlerin Türkiye’nin hem kendisine hem de çevre ülkelere yeni enerji düzenine geçişte büyük yarar sağlayacağını düşünüyorum. Yeni gelişmekte olan bir sektör ve bu sektörde aktörlerin katkıları çok önemli. Firmaların aynı platformda bir araya gelerek sektörün ihtiyaç duyduğu imkanları kamuoyuna duyurmalarını sağlayacaktır. Ayrıca sektörün standardlarının tespiti açısından katkılarının birarada olması yapıcı olacaktır.

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir