HAMDİ YILMAZ & İNSANLIK ZOR ZENAAT!

10 YIL ÖNCE

Romanya’nın Buzau ve Vrancea illeri soğuk hava ve aşırı kar yağışının en çok etkilediği bölgelerin başında geliyor. Nedense sel felaketleri de hep bu bölgeleri vuruyor, can ve mal kayıplarına yol açmasa da; depremler de bu bölgelerde oluyor.

Soğuktan donarak ölenlerin sayısı ülke genelinde yüz kişiye yaklaşmış.

Hele bugün Romanya baskımızda yer alan bir haber var ki, insanın tüylerini diken diken ediyor. Teleorman’ın bir kasabasında 63 yaşındaki bir adam kapısız ve penceresiz evinde yalnız başına yaşarken donmuş. Ölmemiş ama hareket kabiliyetini yitirmiş. İnsanlar donarken hareket halinde oluşlarına şaşılacak fareler, hareketsiz baygın düşen adamın parmak uçlarını ve kulaklarını kemirmişler. İhtiyarı “Üç günden sonra” fark eden komşular ambulans çağırmışlar.

Romenler de bizim gibi çilekeş insanlar. 2006 yılında bir keresinde bir iş adamı ziyaret ettiğim fabrikasında işçilerini kast ederek, “100 dolar maaş veriyorum ama nasıl geçiniyorlar bilmiyorum” demişti.

***

Romanya’da ne zaman bir felaket olsa, Türkler hemen harekete geçer. Karınca kadarınca Allah ne verdiyse felaketzedelerin yanında olur.

Pazar günü de böyle bir davranışın tanığı olduk. 

Azerbaycan Büyükelçiliği öncülüğünde Romanya’da faaliyette bulunan Azerbaycanlı kurumlar topladıkları 7 ton gıda ve yardım malzemesini Romen yetkililere teslim ettiler.

Bükreş’te Askeri Akademinin arka tarafında askeri araçlar kapılarını açmış bekliyorlardı. Halkın yapacağı yardımlarla dolan araçlar hemen acil ihtiyaç bölgesine doğru yola çıkarılıyordu.

***

Halkın yardımı ne olacak?

Öyle ama damlaya damlaya göl oluyor.

Hava soğuk ve dışarıda beş on dakika dahi durulacak gibi değildi. Bir taraftan da kar yağıyordu.

Yaşlı bir kadın dikkatimi çekti. Ne kadarlık bir mesafeden oraya kadar geldi bilmem. Elinde bir naylon poşet vardı. İçindeki beş veya altı ekmek sayılabilecek kadar görünüyordu. Yetkililere teslim etti ve geri gitti.

Orada bulunduğum süre içinde, hatta daha sonra bile hep o kadının davranışını düşündüm. Beş- altı ekmekten ne olur?

Atalar boşa söylememişler, “Damlaya damlaya göl olur”. Doğrusu, imkanının sınırlılığı belli olan o kadındaki dayanışma ruhuna hayran oldum.

(Bu yazı 14 Şubat 2012 tarihinde yayınlanmıştır)

NOT: Düzce’mize geçmiş olsun. Anadolu Ajansı’nın servis ettiği dünya basının da kullandığını gördüğüm çocuk ve yaşlı kadının yer aldığı kareyi unutmayalım (HY)

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir