Sanatçı Ibram: Kolektif hafıza zamansızdır

*Seramik sanatçısı Yıldız İbram, “Bireysel hafıza tek bir hayatın deneyimlerine dayanır, kolektif hafıza ise zamansızdır” dedi

‘Arta Fara Frontiere’ Romen-Türk Derneği Başkanı ve Sanatçı Yıldız İBRAM, Romanya’nın başkenti Bükreş’te, Romanya Ulusal Edebiyat Müzesi ve Carol I Merkez Üniversitesi Kütüphanesi tarafından Romanya-Türkiye kültürel ilişkilerine yönelik bir düzenlenen sempozyumun açılışında bir konuşma yaptı.

Sanatçı İbram’ın konuşması aynen şöyle:

“Değerli konuklar, sayın ekselanslar, tarih ve kültür alanlarının konuşulacağı bu değerli etkinliğin saygın organizatörleri; Ait olduğum iki ülkenin, Romanya ve Türkiye’nin tarihi ve kültürü bakımından bu denli önem taşıyan etkinliğe partner olarak katılmaya davet edildiğim için onur ve heyecan duyuyorum.

İstanbul’da ve ardından doğduğum şehirde, Cernavoda’da kurduğum iki sanat derneğini temsilen katılıyorum.

Derneklerin üyeleri, Romanya ve Türkiye’den gösteri sanatları, küratörler, koleksiyonerler, görsel sanatçılar, dijital sanatçılar, müzisyenler, yazarlar ve yönetmenlerden oluşuyor. Kendim de bir sanatçıyım. Eğitimimi Bükreş Ulusal Sanat Üniversitesi’nde tamamladım.

Bilim, her insanın bireysel bir hafızaya ve ortak bir hafızaya sahip olduğunu söyler.

Dobruca’ya ait Türk kökenli bir ailenin ferdi olduğum dolayısı ile çocukluğumdan beri Osmanlı kültürüne duyduğum büyük ilgiyi, kuşaklar boyunca oluşan bu kolektif hafızaya bağlıyorum. Bireysel hafıza tek bir hayatın deneyimlerine dayanır, kolektif hafıza ise zamansızdır. Ortadoğu’ya yerleşmiş nesillere aitim. Romanya, ait olduğum etnik kültürel kökenime ve yaşam biçimime bu toprakların kültürlerini işledi.

Kendimi bildiğimden beri Osmanlının ışıltılı yaşamına yakınlık duydum, hayal dünyamda masallarını kurdum. Kolektif hafıza küreselleşme henüz tanımlanmadan önce dünyamızın sınırsız olduğuna bu geç çağda tanıklık etmemi sağladı.

Üç asır önce İstanbul, yaşadığımız kıtaların ekonomik, kültürel ve siyasi merkeziydi. Sosyal yaşam ve eğlence, lüks ve moda veya müzik için referans şehri olarak gösterilirdi.

İstanbul kendi kolektif belleğine eski Bizans İmparatorluğun ışıltısını ve ihtişamını taşıyarak moda, lüks, güzellik gibi birçok tutkuların Bursa’da dokunurdu. Ayrıca hepsi değerli taşlar ve incilerle süslenirdi, saçakları altın veya gümüş ipliklerle işlenirdi. Renkleri her biri için özgüydü. Renklerin tamamının kullanıldığını görsek te, kaftanlarda parlak kırmızı, yeşil veya mor renkleri hakimdir. Derin sembolik anlamlarından ötürü ise lale ve karanfil motifleri en sık görülenlerdir. Romen beylikleri için dokunan kaftanlarda genellikle Hıristiyan motifleri hakimdir.

İstanbul’da yaşamaya başladığımdan beri kolektif hafızanın çift yönlü işlediğinin farkına vardım. Ortadoğu’nun yanı başında Tuna nehri ile deniz arasındaki bölgede yaşayan halkımın zaman içerisinde biriktirdiği hatıraları beni burada da takip ediyor. Seramik çamurundan şekillendirdiğim ve renklendirdiğim kaftanlar çalışarak onlara tarihin bir bölümünü hatırlatmak istiyorum.

Türk-Romen sanat derneklerini kurmuş olmam, kurumsallaşmanın ihtiyacı olarak iki ülkeye aidiyetimi tanımlamak adına bir teşekkür ihtiyacından başka bir şey değil. İki ülkemin hem kolektif hem bireysel hafızası olarak.”

0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir