Hamdi YILMAZ & “Vur Ziar’a abi”

 *Bu yazı 8 Eylül 2008 tarihinde yayınlandı

Cumartesi günü Köstence’deydim.

Geçenlerde yazmıştım. 1869 yılı yapımı tarihi Hünkâr Camii zor günler geçiriyor. Cami’ye hemen bitişik arsada başlatılan inşaat faaliyetlerine dayanamayan Camii’nin duvarları çatlamıştı.

Romanya Müftüsü Yusuf Murat, “Romen yasalarına göre, tarihi eserlere 300 metre mesafeye inşaat yapılamaz” diye haykırıyordu.

Üstelik, Camiye 3 metre mesafeye kadar izin alan arsa sahibinin işi 1 metreye kadar indirdiğini söylüyor, iş sahibini Camiyi kurtarmak için kendilerine 400 metrekarelik arsayı 4 milyon 500 bin euroya satmak istemekle suçluyordu.

Şu Hünkâr Cami olayını da yakından göreyim istedim.

Bizim Kumkapı restoranlarını aratmayan incecik ve daracık bir sokak. Fast Foodcular ve lokantamsı yerlerle dolu. Sol yanı bakkal, sağ yanı Müftülüğe ait restoran olan giriş kapısından Müftülüğe çıkılıyor.

Restoran bitişiği de Hünkâr Camii.

Eski milletvekili Metin Çerkez, ibadethane ve okullara 500 metre mesafedeki alanlarda içki içilemeyeceği ile ilgili bir yasaya rağmen buralarda içki içildiğini, üstelik sarhoşların da gelip cami duvarına küçük abdestini yaptığını söylüyordu.

Baktım bu mekanlarda bira içiliyor ama, daha fazlasını gündüz olduğu için görmedim.

Cami bitişiğindeki inşaatta beton dökülüyor, tepkiler üzerine duraksayan inşaata yeniden hız verildiği, hafta sonu rehavetinden de faydalanıldığı anlaşılıyordu.

Caminin ve bitişiğindeki inşaat arsasının etrafını garip duygularla defalarca dolaştım. Beynimde Mehmet Akif’in toparlayamadığım yığınca sözleri uçuşuyordu.

İnşaat yapan Makedon Caminin ve Müftülüğün hemen karşısında “Cın Cın Pizza” adlı bir işletmenin sahibiydi. Belli ki, buranın Müslüman Türklerini iyi tanıyor, zafiyetlerini biliyordu. İnşaat levhasında da aynı isimli bir şirket adı yazıyordu.

Dönüp geldiğimde hafta sonu olduğu için kapalı olan Müftülüğün giriş eşiğinde iki kişi oturmuş Sprite içiyorlardı. Üst tarafı çıplak olan belli ki beni uzunca süre izlemiş, gazeteci olduğumu da öğrenince, eliyle para işareti yaparak ve inşaat sahiplerini de kastederek, “Bunlarda para çok. Her şeyi yapıyorlar. Buraya otel yapacaklar. Bizimkiler burada dua edecek” diyerek elleri ile dua işareti yapıyor, ardından “Onlar bitişikte böyle böyle yapacak” diye yine elleri ile cinsel ilişki tarifi yapıyordu. Para ile her şeyi yaptıklarını, Müslümanları da satın aldıklarını söylüyordu. Bunları anlattıktan sonra Türkçe’nin ırzına geçilmiş Dobruca şivesi ile “Vur ziar’a abi” diyordu.

Ziar dediği gazete kelimesinin Romence karşılığı. Adını sordum, söyledi. 43 yaşında Köstence doğumluydu. Ne iş yaptığını sorduğumda “Fakirim” dedi. Fakirliğin bir meslek olmadığını bilerek şaşıran benim gibi cahili aydınlattı. “Sakatım” dedi. Sakatlığı doğuştanmış. Bu gerekçe ile aç olduğunu söyleyerek para istemeyi de ihmal etmedi. Yanındaki “Sprite arkadaşı” Romenle cami bitişiğine otel yapılamayacağını, ibadet yerinin hemen bitişiğinde başka şeylerin yapılamayacağı sohbetini yapıyorlar, ikide bir de, “Vur ziara abi” diyordu. Sonra, denize nazır İbis Otel’in balkonunda gördüklerimi beynimde Mehmet Akif’in bir türlü toparlayamadığım sözleri eşliğinde değerlendirmeye çalışırken, iki yüz metre ilerimde Karadeniz’deki gemide dalgalanan Amerikan bayrağına bakarak dalıp gitmişim.

(08 Eylül 2008 tarihinde yayımlanmıştır)

Bu yazı yazıldıktan üç yıl sonra mahkeme bahsi geçen inşaat ile ilgili iptal kararı verdi. Şimdi yapının yıkımı ile ilgili mücadele devam ediyor.

Geçen gün bir arkadaşım, Müftü Yusuf Murat’ın Rumen ulusal tv kanallarından birisinin muhabirine Hünkar Cami duvarlarındaki çatlağı gösteren ve hükümetten yardım isteyen videosunu göndermiş, izledim izleyince de bu yazıyı hatırladım.

0 Paylaşımlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir