Sanatçı ve Düşün İnsanlarının Gözünden: Yaşlılık ya da Yaş Almak

* Nazım Turan

Beş eski şey vardır derler ki, her biri değerlidir:

         •        Bilge ve yaşlı insanlar,

         •        Görüşmek için eski arkadaşlar,

         •        Isınmak için eski yakacak odun,

         •        İçilecek eski şaraplar,

         •        Okunacak eski kitaplar.

Bu beş unsur, Émile A. Faguet’in belirttiği gibi, yaşamın derinliğini ve zenginliğini sembolize eder. Yaş aldıkça deneyimlerimiz artar, bilgelik kazanırız ve tıpkı eski dostluklar gibi, hayatın gerçek değerini daha iyi anlarız. Ancak, yaşlanmak sadece bedensel bir süreç midir? Yoksa zihinsel ve ruhsal bir boyutu da var mıdır? Bu soruları cevaplarken, Gabriel Garcia Marquez’in, Ingmar Bergman’ın ve diğer büyük düşünürlerin sözlerinden ilham alabiliriz.

Düşünürler, yazarlar ve bilginler, yaşlanmanın ve yaş almanın farklı boyutlarını derinlemesine ele almışlardır. Onların sözleri, bizlere bu sürecin sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal bir yolculuk olduğunu hatırlatır.

Gabriel Garcia Marquez yaşlanmayı büyük bir dağa tırmanmaya benzetir: “Tırmandıkça gücünüz azalır ama bakışlarınız daha özgür, vizyonunuz daha geniş ve dingin olur.” Gerçekten de, yaş almak bizi fiziksel olarak zayıflatabilir, ancak bu süreç aynı zamanda hayatı daha geniş bir perspektiften görmemizi sağlar. Bu, hayata dair daha derin bir anlayış ve kabul geliştirmenin bir yoludur.

Ingmar Bergman ise, “Yaşamın ilk kırk yılı bize metni verir; sonraki otuz, yorum.” diyerek, hayatımızın başlangıcında öğrendiklerimizi, ilerleyen yaşlarda daha derinlemesine anlamaya ve yorumlamaya başladığımızı ifade eder. Bu süreç, olgunlaşmanın ve gerçek bilgelik kazanmanın temelidir.

Arthur Schopenhauer, “Yaşlılar gençlere güvenmiyor çünkü onlar bir zamanlar gençti.” derken, yaşlıların gençlere dair şüphelerinin, kendi gençlik deneyimlerinden kaynaklandığını belirtir. Yaş almanın verdiği en büyük hediyelerden biri, hayata dair bir derinlik ve anlayış kazanmaktır.

William Shakespeare ve Oliver Wendell Holmes gibi düşünürler, gençliğin kuralları bildiğini, yaşlıların ise istisnaları bildiğini, gençlikte öğrendiğimizi, yaşlılıkta anladığımızı belirtirler. Yaş almanın verdiği en büyük hediyelerden biri, hayata dair bir derinlik ve anlayış kazanmaktır.

Ancak, yaş almak her zaman yaşlanmak anlamına gelmez. Marie von Ebner Eschenbach’ın da belirttiği gibi, “İnsanın olgunluğu, çocukluğunda oynadığımız dinginliğe kavuşmasıdır.” Bu, genç ruhlu olmanın ve içsel huzuru bulmanın bir yolu olabilir. Yaşlılıkta bile genç kalmak, hayata pozitif bakmak ve meraklı olmak mümkündür.

Bizden bir yorum, Mevlana Celaleddin Rumi, “Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim. Bugün bilgeyim, kendimi değiştiriyorum.” sözüyle, yaşlanmanın ve olgunlaşmanın kişisel dönüşümle nasıl iç içe geçtiğini anlatır. Bu, gençken dış dünyaya odaklanırken, yaş aldıkça içsel dünyamıza yönelmenin değerini anlatır.

Yine bizden devam edelim, Türk edebiyatımızın usta yazarlarından Yaşar Kemal ise bu konuda şunları söylüyor:

“İnsan hayata hep genç başlar, yaşlandıkça hatıralarını, acılarını ve sevinçlerini biriktirir.”

Bu sözle Yaşar Kemal, yaş aldıkça hayatın birikimlerinin bizi nasıl olgunlaştırdığını ve her dönemin kendine özgü değerlerini vurgular.

Yaşadığımız ve yaş aldığımız ülkenin de bu konuda bize kattığı değerler var. Romen atasözü “Bătrânețea este coroana de aur a vieții.” (Yaşlılık, hayatın altın tacıdır.) der. Bu atasözü, yaşlılığın hayatın en değerli dönemi olduğunu ve bir ömür boyu biriken tecrübelerin ve bilgeliklerin simgesi olduğunu ifade eder.

Son olarak, Ernest Hemingway’in “En yaşlı ağaçlar en tatlı meyveyi verir” sözü, yaş almanın getirdiği olgunluk ve deneyimin değerini vurgular. Yaş aldıkça, hayatta karşılaştığımız zorluklar bizi daha güçlü ve bilge yapar. Bu bilgelik, hayatın her döneminde kıymetlidir.

Özetle, yaş almak sadece fiziksel bir süreç değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal bir olgunlaşmadır. Her ne kadar zaman hızla akıp gitse de, her yaşın kendine özgü bir güzelliği ve değeri vardır. Yaşımız ne olursa olsun, genç kalmanın sırrı içsel huzuru bulmak, merakımızı kaybetmemek ve hayata pozitif bir bakış açısıyla yaklaşmaktır. Yaş almak, bize hayatın gerçek değerini ve anlamını daha derinlemesine kavrama fırsatı sunar. Bu yolculukta, her anın tadını çıkararak ve deneyimlerimizden öğrenerek ilerlemek, hem genç hem de bilge kalmanın anahtarıdır. Hayatın her anını dolu dolu yaşamanız ve her yaşın getirdiği bilgelik ve zenginlikle genç kalmanız dileğiyle…

0 Paylaşımlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir