Nazım Turan & 12 Adaları Lozan’da Verdik Yalanı
Geçtiğimiz günlerde ailemle Ege’nin güzide kasabalarından birinde tatildeydik. Karşı kıyıda, hemen iki kulaç ötede duran Yunan adalarına baktık. Hepimizin içi burkuldu:
“Keşke bizim olsaydı… Şimdi pasaport, vize ya da yurt dışı çıkış pulu ödemeden gider dolaşırdık.”
Tam bu sırada, grubumuzda malum partiden siyasete girmiş bir arkadaş, bilgiç bir eda ile:
“Lozan Antlaşması’nda verilmeseydi, şimdi giderdik” dedi.
Ben de “Yanlış biliyor olabilirsin” dedim ama ısrarla “Hayır, Lozan’da verildi. Hepsi öyle diyor. 12 Ada da Lozan’da gitti” diye ekledi.
Amacı belliydi: Etrafında konuya hâkim olmayanları etkilemek, İsmet İnönü’yü ve Cumhuriyet’i kötülemek, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olan Lozan’ı karalamak. Yani tipik bir siyasi manevra.
Oysa gerçek bambaşkadır. İşte bu noktada, eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu’nun kaleme aldığı yazıyı aynen aktarıyorum:
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu: “Hangi Lozan?”
12 Adaları 1912’de verdik… Nerede mi? Lozan şehrinin Ouchy semtinde.
Şu Lozan’da adaları verdik deyip oku emrinden uzak güruh’un meydanlarda Lozan’da verdik deyip algı yaratması bundan. Araştırmayan halk da “ulan savaşı kazandık adaları verdik”e inandırıldı…
Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya’ya bırakıyor. Sene 1912, Uşi Anlaşması’dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya’ya bırakıyor fakat geçici olarak. Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti’ne geri verilecek. Fakat şartlara uyum sağlanmıyor. Bu yüzden 3 yıl sonra yani 1915’te Londra’da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya’ya bırakılıyor. Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok. Adaları İtalya’ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı’na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı’nı yapıyoruz.
Yani 12 Adalar önce Uşi’de, sonra da 1915 Londra’da İtalya’ya verilmiştir.
Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey’dir. Bu adam kim mi? Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye’yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye’nin karşısına Damat Ferit’in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur. Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır. 12 Adaları İtalya’ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardı.
Şimdi asıl olaya gelelim… Uşi Anlaşması’nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912’de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani 1923’te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.
İşte arkadaşlar, sahte kiralık tarihçiler, yani “fesli sahtekâr” Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve 12 Adaların Lozan Anlaşması’nda gittiğini söylüyorlar.
Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka. Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan Barışına düşman ettiler.
Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması’nda ise bilakis Ege’de birçok ada Türkiye’ye geçmiştir.
Türkiye’ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise, son 10 yılda Yunanistan’a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir…
Umulur ki bol bol paylaşılır, gruplara atılır, milletimiz bilgilendirilir.
— Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu
Son Söz
Evet, gerçek budur. 12 Adalar Lozan’da değil, Osmanlı döneminde kaybedilmiştir. Lozan ise Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının, onurunun ve tapusunun belgesidir.
Ne acıdır ki; tarihi gerçekler çarpıtılarak, Lozan sanki bir kayıpmış gibi gösterilmekte, oysa bu söylemler Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarına vurulmak istenen bir darbedir.
Bugün “fesli sahtekâr” Kadir Mısıroğlu ve benzerlerinin yaptığı gibi; tarihi çarpıtarak Cumhuriyetimizin en önemli değerlerini ucuz siyasetin malzemesi haline getirmek, milletimize yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir.
Cumhuriyetimizin değerlerini; sahte tarihçilerin ucuz oyunlarına değil, milletimizin vicdanına ve geleceğine emanet etmeliyiz.
Sağlıcakla kalın

