CCIB’nin Amerika ve Karayipler Çıkartması- 7

Like it?
0 Liked   0 Didn't like

Yazan: Ercan Çölmekçi

Premier Group CEO’su • CCIB Başkan Danışmanı

Ekonomik Misyonu Notları-19 Kasım 2025

Barbados’ta Bir Gün: Okyanus, Tarih ve Ada Ritmi

Barbados’taki resmî görüşmeleri ve imza törenlerini tamamladıktan sonra, bu kez adayı masa başından değil, sahada tanıma zamanıydı. Bugünü özellikle ajandasız bıraktık. Çünkü bir ülkeyi gerçekten anlamak için bazen kravatı gevşetip ritmine uymak gerekiyor.

Otelimiz okyanusun hemen kıyısındaydı. Palmiyelerin arasından uzanan altın rengi kumlar, Kasım ayının son günlerinde bile yazı aratmayan bir güneş… Denize inip biraz durmak, Karayip havasını içine çekmek insana iyi geliyor. Barbados daha ilk anda “acele etme” diyen bir ada.

Adayı Yolda Tanımak

Adayı dolaşmaya, Romanya Konsolosluğumuzun bizim için tahsis ettiği küçük bir minibüsle çıktık. Yanımda;

CCIB Başkanımız Iuliu Stocklosa,Odanın Executive Direktörü Gabriela,eski Başbakan danışmanı Antonel, iş insanları Răzvan, Ionuț ve Aurel bey  vardı.

Bu bir turdan çok, dostlarla yapılan bir yolculuk gibiydi. Barbados’u haritadan değil, kıyı şeridini takip ederek gezdik. Okyanus bir tarafta, palmiye ağaçları diğer tarafta… Adanın farklı bölgelerinden geçtik; sahil boyunca uzanan plajlar, yerleşimler ve günlük hayatın ritmi yol boyunca bize eşlik etti. Zaman zaman durduk; küçük dükkânlardan hediyelikler aldık, el işi ürünlere baktık, ada insanıyla sohbet ettik. Masada konuşulanla sokakta hissedilenin her zaman aynı olmadığını burada bir kez daha gördüm.

Tarih, Rom ve Barbados’un Hikâyesi

Gün boyunca Barbados’un tarihi bölgelerini de gezdik. Bridgetown ve çevresindeki kolonyal mimari, adanın İngiliz geçmişini hâlâ net biçimde taşıyor. İngilizlerin adaya ilk çıktığı Needham’s Point’te durduk; ardından adanın en yüksek noktası olan Mount Hillaby’ye çıktık. Yukarıdan bakınca Barbados küçük ama kendinden emin duruyor.

Barbados, rom üretiminin dünyadaki en önemli merkezlerinden biri. Şeker kamışıyla başlayan bu hikâye bugün dünya markalarına dönüşmüş. Üretim tesislerini gezdik, süreçleri dinledik; ardından romlarını da test ettik. Kıyıda, plajın hemen yanında kurulu küçük bir açık hava barda, deniz manzarasına karşı oturduk. Bir yandan tadım, bir yandan dinlenme… Resmî programların temposundan sonra bu sade mola gerçekten iyi geldi.

George Washington’dan Rihanna’ya

Barbados’un hoş sürprizlerinden biri, George Washington’un Amerika dışına çıktığı tek yerin Barbados olması. Washington’un adada kaldığı ev bugün hâlâ ziyaret edilebiliyor ve ülkenin tarih anlatısında özel bir yere sahip. Bu zarif yapının hemen yanında çok keyifli bir kafe var. Bir sabah orada oturup kahvemizi içtik. Tarihin içinden geçip sakin bir Barbados sabahında kahve içmek—akılda kalan anlardan biri.

Diğer uçta ise modern zamanların küresel yıldızı Rihanna var. Doğduğu ve büyüdüğü mahalleleri görmek, ada halkının ona duyduğu gururu hissetmek mümkün. Ben özellikle merkez pazar çevresinde dolaşmayı sevdim. Turistik vitrinlerin dışında, halkın arasına karışmak, sokakları adımlamak… Daha sakin, daha gerçek bir Barbados hissi oradaydı.

Batı Kıyısı: Lüksün Adresi

Günün ilerleyen saatlerinde adanın West Coast olarak bilinen batı kıyısına geçtik. Burası Barbados’un lüks vitrini. Dünyanın en pahalı otelleri, özel villalar ve malikâneler bu hatta sıralanıyor. Bazı otellerde gecelik konaklama 3.000–5.000 dolar bandına kadar çıkıyor. Rakamlar yüksek ama manzara ve hizmet çıtası da aynı ölçüde.

Barbados’u Böyle Kapattık

Bu günü aceleye getirmeden, plan yapmadan, adanın ritmine uyarak tamamladık. Barbados bizim için sadece toplantılarla hatırlanacak bir durak olmadı; deniziyle, tarihiyle, insanıyla ve sakinliğiyle zihnimizde yer etti.

Barbados ayağını bu şekilde kapattık.

Keyifli, hafif, insana iyi gelen bir final oldu.

Yarın istikamet: Saint Vincent & the Grenadines.

Yeni bir ada, yeni bir hikâye…

0 Paylaşımlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir