Ümit Batmaz & PİLDER, Bilişim Vadisi’nde Pil Teknolojileri Zirvesi Düzenledi

Like it?
0 Liked   0 Didn't like

PİLDER tarafından 25-26 Eylül 2024 tarihlerinde Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde ikinci Pil Teknolojileri Zirvesi düzenlendi. Kısa adı PİLDER olan Pil ve Pil Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği, 2022 yılında yedi firmanın iş birliği ile kurulmuş ve kuruluşunun hemen ardından 2023 yılında pil teknolojileri zirvesini düzenlemiştir. Bu yıl ikincisi düzenlenen bu zirve, Türkiye’deki batarya ekosisteminin gelişimi için çok önemli bir adım olarak görülmektedir. Batarya ve batarya bileşeni üreticilerinin ve tasarımcılarının bir araya geldiği platformda, Türkiye’nin uluslararası oyuncularla ortak iş birliği ve yatırım fırsatları teknoloji tabanlı bazda ele alınıyor.

Bu yılki zirvenin açılış konuşmalarını Pil Teknolojileri Zirvesi 2024 Zirvesi Komite Üyesi Emin Mert Uygun, PiLDER – Hücre, Pil Paketi Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kadem Usta ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İlker Murat Ar. Açılış konuşmalarında hücre üretimi ve toplam kapasite yer alan konular arasında yer aldı. 2030 yılına kadar Türkiye’nin yaklaşık 80 gigavat (GWh) pil üretim kapasitesine ulaşması bekleniyor. İngilizce konuşma ve sunumların yapıldığı zirvede yer alan firmalar ve faaliyet alanları şu şekilde oldu:

Konuşmacıların altını çizdiği ana başlıklar şu şekilde özetlenebilir:

  • Batarya teknolojilerinde hızlı gelişmeler bekleniyor. Bununla birlikte, lityum-iyon pil talebinin önemli bir kısmı elektrikli otomobillerden gelecek ve buradaki hücre kimyası NMC veya LFP olarak devam edecek. Otomobil üreticileri, kanıtlanmamış teknolojiler için uzun vadeli yatırımlarından hızlı bir şekilde vazgeçmeyecekler.
  • Enerji depolama alanında da önemli fırsatlar var ve bunların hücre kimyası elektrikli otomobiller kadar yüksek performanslı ürünler olmayabilir. Burada öne çıkan noktalar maliyet ve karbon salınımı olarak vurgulanıyor. Yine bu alana yapılan yatırımlar ani kararlarla değiştirilemeyeceği için bu teknolojilerle enerjinin uzun süre depolanacağını kabul etmek gerekiyor.
  • Lityum iyon pil pazarının dünya çapındaki işlem değerinin 2020’de 20 milyar avrodan 2030 yılına kadar 550 milyar avroya ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bu yeni pastadan pay alacak ülke ya da şirketlerin yatırım alanlarını iyi belirlemeleri ve kapsamlı programlarla ilerlemeleri gerekiyor.
  • Türkiye’nin hücre üretimi ve hammaddede pazar derinliği yaratamadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra ESS veya elektrikli araç bataryalarının tescili için yetkili ve donanımlı, uluslararası yeterliliğe sahip ve tanınmış test laboratuvarlarına ihtiyaç olduğu belirtilmektedir.
  • Pillerin yönetimini sağlayan yazılımların geliştirilmesi, değiştirilmesi veya yenilenmesi için de bir pazar vardır. Bu pazar sadece otomotiv için değil, aynı zamanda enerji depolama için de gerekli görünüyor.
  • Pil geri dönüşümü de üzerinde durulması gereken stratejik konular arasında yer alıyor. Günümüzdeki pillerin 15-20 yıl aralığında birincil (otomotiv) ve ikincil (enerji depolama) ömürlerini tamamlayarak geri dönüşüme gelmesi bekleniyor. Ancak pil geri dönüşümünde Avrupa’da kurulan mekanik tesislere eklenecek hidro-metalurjik geri dönüşüm tesislerine ihtiyaç duyulmaktadır.
  • 80 Gigawatt-saat kapasite Türkiye için yeterli olmayacak gibi görünüyor. Avrupa’nın batarya ithalatının 300-500 gigavat civarında olması beklenirken, en yakın tedarik merkezi olan Türkiye’nin bu ihtiyacı karşılamak için çok daha kapsamlı bir strateji geliştirmesi gerekiyor.

Etkinliğe Romanya’dan katılan konuşmacılardan Ümit Batmaz, otomotiv alanındaki gelişmeler ve otomotivde batarya kullanımı ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi. Gelecekteki pillerin bugünkünden daha yüksek performansa ve daha düşük maliyetlere sahip olmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Batmaz konuşmasında, otomotiv sektörünün mühendislik gücünün çok güçlü olduğunu ancak mevcut durumda mühendislerden beklentilerin çok yüksek olduğunu ifade etti. Bu doğrultuda, otomotiv mühendisleri bir yandan batarya teknolojisini otomobillere adapte ederken, bir yandan da karbon salınımını azaltarak maliyet kaygısıyla birçok farklı sektörde üretim teknolojilerini ve süreçlerini yeniden tanımlamakla meşguller.

0 Paylaşımlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir