Ana Sayfa / Avrupa / AB’de 48 saatte dijital şirket kurma girişimi

AB’de 48 saatte dijital şirket kurma girişimi

4 Şubat 2026 12:280 görüntülenme
AB’de 48 saatte dijital şirket kurma girişimi

*Ursula von der Leyen, Avrupa’nın parçalı pazarını birleştirmeyi amaçlayan, 48 saat içinde dijital şirket kuruluşu vaat eden EU-INC girişimini duyurdu

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda "Avrupa Birliği Şirketleşmesi"ni (European Union Incorporation / EU-INC) tanıttı. Bu, Avrupa’nın startup operasyonlarını blok genelinde köklü biçimde basitleştirmeyi ve AB’nin ABD ile Çin’in teknoloji ekosistemleri karşısındaki rekabet gücünü artırmayı hedefleyen bir plan.

Von der Leyen, yasal adıyla "28. Rejim" olarak anılan bu girişimi, fiilen kurucuların şirketlerini kaydedebileceği “28. bir üye devlet” gibi işleyebilecek olması nedeniyle destekledi.

Aralarında teknoloji CEO’ları, girişimciler ve risk sermayedarlarının da bulunduğu bir kalabalığa hitaben konuşan von der Leyen, "Girişimcilerimiz ve yenilikçi şirketler, herhangi bir üye devlette bir şirketi 48 saat içinde ve tamamen çevrimiçi olarak kurabilecek," dedi.

Avrupalı yeni iş girişimlerinin, "AB genelinde aynı sermaye rejiminden yararlanacağını" vurgulayan von der Leyen, "Şirketlerin, ABD ya da Çin gibi tek tip pazarlarda olduğu kadar kolay biçimde Avrupa genelinde iş yapıp finansman toplayabileceği bir sisteme ihtiyacımız var,” dedi.

-Peki AB, 27 farklı düzenleyici pazarı tek bir pan-Avrupa sistemine nasıl dönüştürmeyi planlıyor?

EU-INC’in arkasındaki isimlere göre, Avrupa’nın “Silikon Vadisi” vizyonuna giden ilk adım parçalanmışlığı azaltmak ve dijitalleşmeyi artırmak.

Avrupa Startup Ağı’nın (European Startup Network) COO’su ve EU-INC’in ortak yürütücülerinden Robin Wauters, Euronews’e "Fikir, standartlaştırılmış bir AB tüzel kişiliği ve merkezi, dijital öncelikli bir sicil oluşturmak. Böylece sadece startup’lar değil şirketler de hızlı ve uygun maliyetle kayıt olabilecek," dedi.

-EU-INC nedir?

Avrupa’da 27 farklı şirketler hukuku sistemi var; bu da girişimlerin büyümesini zorlaştırıyor. Erken aşamadaki şirketler, kafa karıştırıcı dijital hizmetler, katı uyum gereklilikleri, vergi gecikmeleri ve birbiriyle çelişen hisse opsiyonu politikalarıyla karşılaşıyor. Ölçeklenme, finansman bulma ve yetenekleri elde tutma konusunda da ciddi engeller yaşıyor.

İlk alarm 2024’te verildi; Avrupa Merkez Bankası’nın eski başkanı Mario Draghi, Avrupa’daki aşırı düzenleme ve parçalı girişim pazarının, birliğin rekabet gücü için risk oluşturduğu uyarısında bulundu.

Aşırı düzenleme, Avrupa’nın ABD ve Çin’le ölçek büyütme farkını kapatmasının önündeki başlıca etkenlerden biri.

Von der Leyen’in Davos’ta EU-INC’e verdiği destek, mevcut ulusal sistemlere paralel, yeknesak ve ölçeklenebilir bir Avrupa şirket yapısını ilave seçenek olarak sunarak bu idari sürtünmeleri azaltmayı hedefliyor.

Bu, ABD’nin kurumsal oyun kitabının doğrudan bir yansıması. Delaware Genel Şirketler Hukuku’nu andırıyor; "ABD yenilik yapar, Çin kopyalar, AB düzenler" deyişinin bir başka örneği.

Özetle, EU-INC kurucular için yeni bir alternatif yaratıyor.

Girişimciler şirketlerini 27 üye devletten birinde kurabilecekleri gibi, 28’inci seçenek olarak EU-INC kapsamında da kayıt edebilecek.

Bu girişim, fikir aşamasından finansmana kadar Avrupa genelinde yeni bir startup ölçekleme yapısı oluşturmayı ve blok genelindeki girişimler, kurucular ve risk sermayedarları için köklü bir değişim yaratmayı hedefliyor.

Yeni süreç çok daha basit olacak şekilde tasarlandı. Kurucular, tek bir AB düzeyindeki portal üzerinden ve tamamen çevrimiçi olarak 48 saat içinde şirket kurabilecek.

Bu, otomatik olarak tüm üye ülkelerde faaliyet gösterme hakkı veren tek ve birleşik bir süreçle sağlanacak. Kurucular, 27 farklı mevzuat yerine tek bir standartlaştırılmış kural seti altında tüm kurumsal yapılarını yönetebilecek.

Kurucular açısından bu, bugün son derece parçalı olan ortamı tek bir ortak sicil, tek bir yönetişim kuralları seti ve hisse senedi opsiyonları da dahil olmak üzere öz sermaye ihraç ve yönetim sistemi olan bir yapıya dönüştürüyor.

Bu sistem, çalışanların nerede bulunduğuna bakılmaksızın aynı şekilde işleyecek. Yeni pazarlara açılmak için artık ek yan kuruluşlar kurmaya, belgeleri çoğaltmaya ya da her ülkede ayrı bir hukuki altyapı oluşturmaya gerek kalmayacak.

Finansman tarafında ise Avrupalı girişimlerin karşılaştığı en büyük engellerden biri, yatırımcıların onlarca farklı ulusal düzenlemeyle uğraşmak zorunda kalmasıydı.

EU-INC sayesinde yatırımcılar tek ve tutarlı bir kurumsal yapıyı inceleyebilecek; böylece yatırım fırsatları AB genelinde birleşik hale gelecek.

Bu aynı zamanda Avrupa genelinde yetenek istihdamının da kolaylaşması anlamına geliyor. Şirketler, insan kaynakları, bordro ve çalışan katılımı süreçleri için kurumsal kimliklerini değiştirmek zorunda kalmadan her yerde aynı öz sermaye ve idari süreçleri kullanabilecek.

Kurucular ve Avrupalı vatandaşlar bundan memnun olmalı; çünkü EU-INC kapsamında şirketler bürokratik gecikmeler olmadan AB genelinde faaliyete geçebilecek ve bu da daha fazla hizmet ve ürün anlamına geliyor.

Tüketiciler de sınır ötesi rekabetten fayda görecek. Örneğin Wise bankasının yaşadığı durumda olduğu gibi, bir fintech şirketinin birden fazla ülkede ayrı lisanslar ve yapılar kurmak için 14 yıl harcamasına gerek kalmayacak; gelecekte benzer bir şirket düşük ücretli uluslararası transferleri hemen sunabilecek.

Bu durum Avrupalı tüketiciler için daha ucuz, daha hızlı ve daha yenilikçi hizmetler anlamına geliyor; ancak ulusal otoritelerin denetim yetkilerinin zayıflaması riski de bulunuyor.

(Euronews / Foto: AP)

Paylaş:
Avrupa Komisyonu

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz