AB'nin yeni göç ve iltica reformu yürürlüğe girdi: neler değişti?

Dil Seçin
Haberi Rumence okuyun
*Avrupa Birliği'nin yıllardır tartışılan yeni Göç ve İltica Paktı yürürlüğe girdi. Reform paketi, sınır kontrollerinin sıkılaştırılmasını, iltica başvurularının hızlandırılmasını ve göç baskısı altındaki ülkelere destek için zorunlu dayanışma mekanizmasını öngörüyor
BRÜKSEL – Avrupa Birliği'nin göç ve iltica sistemini köklü biçimde değiştirmeyi hedefleyen yeni Göç ve İltica Paktı yürürlüğe girdi. Aylar süren siyasi müzakerelerin ardından kabul edilen düzenleme, düzensiz göçle mücadelede sınır kontrollerini artırırken, iltica süreçlerini yeniden şekillendiriyor.
Avrupa Komisyonu'nun Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner, yeni sistemin AB ülkelerine dış sınırlar üzerinde daha fazla kontrol sağlayacağını belirterek, "İlk kez kapsamlı bir Avrupa göç sistemine sahibiz" değerlendirmesinde bulundu.
SINIRLARDA SIKI DENETİM
Yeni düzenlemeye göre Avrupa Birliği'ne düzensiz yollarla giriş yapan göçmenler, yedi güne kadar sürebilecek kimlik ve güvenlik taramasından geçirilecek.
Bu süreçte yüz ve parmak izi gibi biyometrik veriler merkezi veri tabanına kaydedilecek. Yapılacak değerlendirme sonucunda kişilerin hızlandırılmış iltica prosedürüne, normal iltica sürecine veya geri gönderme mekanizmasına tabi tutulmasına karar verilecek.
İLTİCA BAŞVURULARINDA HIZLANDIRILMIŞ SÜREÇ
Euronews’in aktardığına göre Reform paketinin en dikkat çekici unsurlarından biri de iltica başvurularında karar alma süreçlerinin hızlandırılması oldu.
Özellikle güvenlik riski taşıdığı değerlendirilen veya iltica talebinin kabul edilme ihtimali düşük olan kişilerin dosyaları öncelikli olarak incelenecek. Fas ve Bangladeş gibi vatandaşlarının büyük bölümünün iltica başvuruları reddedilen ülkelerden gelenler için sınır bölgelerinde en fazla 12 hafta sürecek özel prosedür uygulanacak.
Diğer başvuru sahipleri ise mevcut standart iltica sistemine tabi olmaya devam edecek.
ÜYE ÜLKELERE ZORUNLU DAYANIŞMA
Yeni sistem, Akdeniz üzerinden gelen düzensiz göçün yükünü büyük ölçüde taşıyan İtalya, Yunanistan ve Malta gibi ülkelere destek sağlamayı amaçlıyor.
Bu kapsamda AB ülkeleri, belirli sayıda sığınmacıyı kabul etmek veya her bir kişi için 20 bin euro mali katkı sağlamak zorunda olacak. Dayanışma mekanizması çerçevesinde her yıl en az 30 bin sığınmacının üye ülkeler arasında yeniden dağıtılması öngörülüyor.
GÖÇ KRİZLERİ İÇİN ACİL DURUM MEKANİZMASI
Paket kapsamında ayrıca ani göç dalgaları veya göçün siyasi baskı aracı olarak kullanıldığı durumlarda devreye girecek özel bir kriz mekanizması oluşturuldu.
Bu düzenleme sayesinde üye ülkeler, olağanüstü koşullarda sığınmacılara yönelik bazı koruma tedbirlerini sınırlandırabilecek ve dış sınırlardaki merkezlerde daha uzun süre tutulmalarına izin verebilecek.
AB yönetimi özellikle Belarus ve Rusya'nın göçü siyasi baskı unsuru olarak kullandığı yönündeki iddiaları bu mekanizmanın gerekçeleri arasında gösteriyor.
İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİNDEN TEPKİ
İnsan hakları kuruluşları ise yeni düzenlemelerin göçmenlerin haklarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Sivil toplum kuruluşları, çocuklar dahil çok sayıda göçmenin süreç boyunca fiilen gözaltı koşullarında tutulabileceğini ve hızlandırılmış prosedürlerin bireysel başvuruların yeterince incelenmesini zorlaştırabileceğini savunuyor.
Öte yandan bazı AB ülkelerinin yeni sistem için gerekli altyapıyı henüz tamamlayamadığı, özellikle biyometrik veri tabanları ve sınır tarama merkezleri konusunda hazırlık eksikliklerinin bulunduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, Avrupa'da son yıllarda sertleşen göç tartışmalarının etkisiyle kabul edilen reformun, güvenlik öncelikleri ile insani sorumluluklar arasındaki denge konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getireceğini ifade ediyor.
AI Sesli Okuma
Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma