Ana Sayfa / Yazarlar / HAMDİ YILMAZ & Neredeen nereye: Romanya’nın Bechtelli yılları

HAMDİ YILMAZ & Neredeen nereye: Romanya’nın Bechtelli yılları

21 Eylül 2026 13:36
HAMDİ YILMAZ & Neredeen nereye: Romanya’nın Bechtelli yılları
Tahmini okuma süresi: 0 dakika

Dil Seçin

Haberi Rumence okuyun

Bugünkü gazetemizde okuduğunuz ya da okuyacağınız “Transilvanya Otoyolu’nda 22 yıllık bekleyiş kasımda bitebilir” başlıklı haberi hazırlarken ABD’nin Ekonomik CIA’sı olarak nitelendirdiğim inşaat firması Bechtel’i hatırladım. Haberde de göreceğiniz gibi Romanya hala Bechtel’in pisliğini temizleyememiş.

Ve karşıma kendi imzamı taşıyan iki geçmiş zaman yazısı çıktı. Lütfen okuyunuz, okuduğunuza pişman olmayacaksınız.

***

Birinci yazı:

ARAPLAR, İSRAİL, FİLİSTİN VE EFELİK

Ham petrolü ucuza alıp, dilediği fiyata dünya piyasalarına süren aç gözlü ve “7 kız kardeş” olarak nitelendirilen büyük petrol şirketlerine karşı petrol üreticisi ülkeler tarafından OPEC karteli kurulup, bu kartel 1973 yılında petrol ambargosu uygulayınca, başta son imparatorluk olmak üzere batılı zenginlerin etekleri tutuştu.

Ve küresel imparatorluğun merkezi “Washington böyle bir ambargoya bir daha fırsat vermemeye yemin etti.”

Tetikçi John Perkins, o günleri aktarırken şunları söylüyor:

“Ambargo, dünya siyasetinde Suudi Arabistan’ın konumunu yükseltip bizim ekonomimiz için stratejik önemini fark etmemize yol açtı.”

“Ambargo biter bitmez Washington, Suudi Arabistan’la görüşmelere başladı. Petro dolarlar ve bir daha ambargo olmaması karşılığında onlara teknik yardım, askeri teçhizat / eğitim ve modern tesisler önerdi. Müzakereler JECOR (Amerika- Suudi Arabistan Ortak Ekonomik Komisyonu) adlı sıra dışı bir organizasyonun kurulmasıyla sonuçlandı.”

“MAIN’in elemanı olarak görevim, muazzam paraların nerelere harcanabileceğini gösteren senaryolar yazmaktı. Kısacası, Amerikan mühendislik ve inşaat firmalarının milyarlarca dolar kazanabilmesi için yaratıcılığımı kullanacaktım. Bir taraftan Suudi ekonomisi bizimkine bağımlı hale gelirken bir taraftan da ülke Amerika’nın sadık dostu olacaktı.

Yaptığım planlara göre çölde dev rafineriler, petrokimya kompleksleri, teknoparklar, elektrik santralleri yükselecek, ülke boydan boya elektrik hatları, otoyollar, boru hatları, iletişim ağları, ulaşım sistemleri, bunları çalıştırmak için gelecek yabancı işçiler için konutlar, alışveriş merkezleri, hastaneler, deniz suyu arıtma tesisleri ile donatılacaktı. Hepsi son teknolojiye dayalı olduğu için yıllar boyu bakım ve teknik servis gerekecekti. Böylece MAIN, Bechtel, Brown&Root, Halliburton, Stone&Webster ve diğer Amerika firmaları yıllarca para kazanmaya devam edecekti. Suudi Arabistan’ın düşmanlarından korunmak için savunma sanayimiz de en pahalı araç gereci satarak ve bakımını yaparak nemalanacaktı. Suudi Arabistan bundan böyle hiçbir şekilde ambargo konmasına mahal vermeyecekti”

“Tuhaf olan şuydu ki tutucu Vahabi ilkelerine dayanan bir krallığın bütün geleceğini bir grup yabancı (onların gözünde kafir) belirleyecekti.”

Gerçek olan da şu ki, daha çok üretip ve ürettiğinizi satarak Sudilerinkine benzer bağımlılıktan kurtulmadığınız sürece küresel imparatorluğu tasmasından yakalamış olanlara karşı (şart olsa da) efelenmeler sizi asla başarıya götürmez ve Filistinlileri kurtarmaya yetmez. (1 Şubat 2009)

***

İkinci yazı:

HAMDİ YILMAZ & BECHTEL’İN KUYRUĞUNA TAKILMADAN!

TARİH: 16 Mart 2012

Geçen yıl şubat ayı ortalarında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Bükreş’e gelmişti. Romen mevkidaşı ile birlikte ortak basın toplantısı yapacakları salonda beklerken, koca salonun duvarlarını dolduran proje ozalitleri dikkatimi çekmiş, anladığım kadar ile hepsini tek tek incelemiştim.

Altlarında “Tecuci Çevre yolu- proje safhasında”, “Braşov çevre yolu- ihale aşamasında” gibi proje adı ve projenin ne safhada olduğu yazılıydı.

Bakan’ın ziyaretinin ardından TİAD yönetimi ile bir kez daha gittik Ulaştırma Bakanlığı’na. Orada da izlenimlerimiz olmuştu.

Sonraki günlerde ümitsizlikten kıvranan ekonomik kriz kıskacındaki iş adamlarımıza hep o proje ve izlenimlerimi aktarmaya çalıştım. Romanya’nın gelecekle ilgili potansiyeli vardı ve karamsar olmaya gerek yoktu. Bu projeler AB fonlarından besleneceği için o paralar Romanya piyasasına girecek, ekonomi önce soluklanacak, sonra güçlenecekti.

***

Geçen yaz aylarında da nasıl oldu, nasıl becerdilerse, Romen hükümeti Uluslararası Tahkime rağmen, girdiği ülkelerin kaynaklarını yanlış kullandırmaktan ve israf sağlamaktan öte marifeti olmayan Amerika’nın ekonomik CIA’sı Bechetel’in soygun projesinin sözleşmesini iptal etti. Görünüşe göre, Bechtel kuzu kuzu teslim oldu. Oysa kilometresi 6 milyon euro civarında mal olan otoyolu Bechtel kilometresi 20 milyon Euro’ya yapacaktı. Daha doğrusu Bechtel’in aldığı ihale ortak veya taşeron sıfatı ile uluslararası üne sahip bir Türk firması tarafından yapılacaktı. Bechtel kaybedince doğal olarak bizimki de kaybetmiş olmalı.

***

Aradan 13 ay geçti. O gün bizim iş adamlarına moral olsun diye günde en az üçbeş kez anlattığım şimdilerde gerçek oldu. Son bir ay içinde neredeyse 1 milyar euroluk oto yol projesi ihale edildi, sözleşmeleri imzalandı. 13 km, 16 km gibi kısa kısa projelerin her biri ayrı ayrı ihale ediliyor ve proje süreleri ise 12 ay, 18 ay gibi kıza zaman dilimlerinden oluşuyor. Yani en azından bugün itibarı ile yüzde 69,25 oranında AB fonlarından finanse edilen otoyol projeleri dolayısı ile önümüzdeki bir yıllık süre içinde bir milyar euro harcanacak. Ekonomist olmadığımız için bu paranın ne kadarı Romen iç piyasasında kalır bilmem. Bu proje ihaleleri de yoğunlaşarak devam edecek. Çünkü, Romen hükümeti geçen iki yıl içinde bunların hazırlığı ile uğraştı. Bu yıl da AB fonlarından 6 milyar emmeyi planlıyor. Bu paranın önemli bir kısmı da belli ki bu otoyol projelerinden dolayı Romanya’ya gelecek.

Ancak bildiğim bir şey varsa o da bu oto yol ihalelerinde bizimkilerin olmadığı. Hiç mi ihaleye girmiyorlar, giriyorlar da alamıyorlar mı bilmem. Bu durum üzücü olduğu kadar da düşündürücü. Acaba, Bechtel’in kuyruğundakinin bedelini mi ödüyoruz?

Romen Ulaştırma Bakanı geçen Cumartesi- Pazar böyle üç projenin sözleşmesine imza attı. Portekizli bir firmaya da “yerel taşeron firma kullanın” diye ricada bulundu.

Kısacası bizimkiler niye yok anlamıyorum. Ama, Romanya ve bu ülkenin ekonomisine kaderini bağlamış iş adamlarımız adına seviniyorum.

(Bu yazı 16 Mart 2012 tarihinde yayınlanmıştır)

Paylaş:

AI Sesli Okuma

Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma

Premium

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz