İlmia Süleyman Kılıç & Etügen'in Son Tohumu

Dil Seçin
Haberi Rumence okuyun
Dinleyin hanlar, beyler...
Ben söylemeyeyim, Ötüken söylesin.
Ben anlatmayayım, boz yel anlatsın.
Kayın ağacı köklerinden, akarsu gözlerinden, kartal kanadından işittiğim sözü dile getireyim.
Gök, mavi otağını yere kurduğu çağlarda, dağların dili, ırmakların türküsü vardı.
O vakit insan, toprağa basmazdı; toprağın elini öperdi.
Çünkü bilirdi...
Her taşın bir hatırası, her ağacın bir ruhu, her pınarın bir sahibi vardı.
İşte o çağlarda Ötüken'in yüreğinde bir Ana yaşardı.
Adına Etügen derlerdi.
Ne doğmuştu ne de ölecekti.
O, kara toprağın nefesi, baharın ilk kokusu, sonbaharın sabrıydı.
Kamlar davullarını onun adına çalar, çocuklar ilk adımlarını atarken avuçlarına bir tutam toprak konurdu.
Çünkü insan, toprağın evladı olduğunu unutmasın isterlerdi...
Yıllar sonra insanlar doğadan kopmaya başlar. Etügen dünyayı terk etmez; çünkü Toprak Ana terk etmez, bekler. Fakat bereketini geri çeker. Bozkırlar sararır, pınarlar susar, kuşlar göç yollarını şaşırır. Ardından Etügen, insanların arasında dolaşır ve hala toprağın sesini duyabilen tek bir yürek arar.
Derler ki...
Bir ağaca yaslandığında sebepsiz bir huzur duyarsan...
Yağmur yağarken burnuna gelen toprak kokusuyla çocukluğunu hatırlarsan...
Bir serçenin susuzluğunu kendi susuzluğundan önce düşünürsen...
Bil ki Etügen Ana, avucuna görünmeden kut bırakmıştır.
Toprağı koruyan insan dünyayı değil...
Kendi soyunu korur.
Söz burada biter.
Rüzgar alır, dağlara götürür.
Dağlar taşlara söyler.
Taşlar da bir gün, yeniden insana anlatır.
Foto Galeri
AI Sesli Okuma
Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma