Karadeniz’de gemi saldırıları Türkiye’nin güvenlik gündeminde

Dil Seçin
Haberi Rumence okuyun
*Avrasya analisti Eşref Yalınkılıçlı, Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların bölge ülkelerinin güvenliğini tehdit ettiğini belirterek Türkiye’nin askeri ve ekonomik güvenliğe öncelik vermesi gerektiğini değerlendirdi
BÜKREŞ – Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’de deniz taşımacılığına ve bölgesel güvenliğe etkileri, Türkiye’nin diplomasi ve güvenlik politikalarındaki önemini koruyor. Avrasya analisti Eşref Yalınkılıçlı, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde, Ankara’nın Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne dayanan tutumunun ve savaşın taraflarıyla sürdürdüğü diyaloğun bölgedeki gerilimin azaltılmasında önemli olduğunu vurguladı.
Yalınkılıçlı, Türkiye’nin çatışmaların doğrudan tarafı olmadan barış girişimlerini sürdürmesi, Karadeniz’deki ticaret yollarının ve seyrüsefer güvenliğinin korunmasına öncelik vermesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
ROMANYA VE BULGARİSTAN AÇIKLARINDAKİ SALDIRILAR
Analizde, Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların ağustos ayından bu yana arttığına dikkat çekildi. Yalınkılıçlı, 5 ve 6 Ekim’de Romanya ve Bulgaristan kara sularında gerçekleştiğini belirttiği saldırılar konusunda Rusya ve Ukrayna’nın birbirini suçladığını aktardı.
Ankara’nın gerilimi düşürmek amacıyla Sofya ve Bükreş ile istişarelerde bulunduğunu belirten Yalınkılıçlı, Türkiye’nin Kiev ve Moskova’dan ticari gemilerin hedef alınmaması ve seyrüsefer güvenliğinin sağlanması konusunda güvence talep ettiğini kaydetti.
Yalınkılıçlı’ya göre, savaşın taraflarının limanlara, ticaret gemilerine, enerji tesislerine ve lojistik unsurlara yönelik saldırıları, yalnızca iki ülkeyi değil bütün Karadeniz havzasını etkiliyor. Bu durum, bölgesel ticaretin yanı sıra gıda, enerji ve çevre güvenliği açısından da riskleri artırıyor.
ANKARA’NIN ARABULUCULUK ROLÜ
Türkiye’nin savaşın başlangıcından itibaren diplomatik çözüm arayışını sürdürdüğünü hatırlatan Yalınkılıçlı, Rusya ve Ukrayna temsilcilerinin 2022’de Antalya ve İstanbul’da bir araya getirilmesini bu çabanın önemli adımları arasında gösterdi.
Analizde, Türkiye’nin arabuluculuğuyla gerçekleştirilen esir değişimleri ve Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nın, Ankara’nın her iki tarafla kurduğu diyaloğun somut sonuçları olduğu belirtildi.
Yalınkılıçlı, Ukrayna’nın olası bir barış düzenlemesinde Türkiye’nin garantörlüğüne yönelik yaklaşımı ile Rusya’nın Ankara’nın müzakerelerdeki rolüne ilişkin olumlu açıklamalarını, Türkiye’ye duyulan güvenin göstergeleri olarak değerlendirdi.
MONTRÖ VE KIYIDAŞ ÜLKELERİN İŞBİRLİĞİ
Karadeniz’in güvenliğinin kıyıdaş ülkelerin işbirliğiyle sağlanması gerektiğini savunan Yalınkılıçlı, Türkiye’nin bu konudaki temel hukuki dayanağının Montrö Boğazlar Sözleşmesi olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin Boğazlardan geçiş rejimini sözleşme çerçevesinde uygulamasının bölgedeki askeri dengenin korunması açısından önem taşıdığını belirten Yalınkılıçlı, kıyıdaş olmayan aktörlerin bölgeye yönelik askeri girişimlerinin gerilimi artırabileceği görüşünü dile getirdi.
Yalınkılıçlı, Romanya ve Bulgaristan’ın NATO ve AB üyelikleri ile Ukrayna ve Gürcistan’ın Batı kurumlarıyla bütünleşmesine ilişkin tartışmaları da Karadeniz’de Rusya-Batı rekabetini şekillendiren unsurlar arasında değerlendirdi.
RUSYA İLE DİYALOG, UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE DESTEK
Analizde, Türkiye’nin Rusya ile işbirliğini sürdürürken Ukrayna’nın Kırım dahil toprak bütünlüğü ve egemenliğine verdiği desteği koruduğuna dikkat çekildi.
Yalınkılıçlı, Ankara ile Moskova arasındaki tarihsel rekabetin her iki ülkeye de maliyet getirdiğini savunarak, Karadeniz’de kalıcı istikrar için Türkiye-Rusya diyaloğunun sürdürülmesini gerekli gördüğünü ifade etti.
Türkiye’nin NATO’nun Karadeniz’deki faaliyetleri kapsamında Rusya ile doğrudan karşı karşıya gelme riskini gözetmesi gerektiğini belirten Yalınkılıçlı, Ankara’nın bölgedeki gelişmeler karşısında kendi güvenlik ve ekonomik çıkarlarını esas almasını önerdi.
ÇATIŞMALARIN DURDURULMASI İÇİN DİPLOMASİ VURGUSU
Türkiye’nin savaşı tek başına sona erdirmesinin gerçekçi olmadığını belirten Yalınkılıçlı, Ankara’nın kalıcı barış hedefini korurken çatışmaların durdurulmasına yönelik ara çözümler için de çalışabileceğini kaydetti.
Bu kapsamda sorunun en azından “dondurulmuş çatışma” statüsüne taşınmasının bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini savunan Yalınkılıçlı, Türkiye’nin Rusya ile Batı arasındaki uzun süreli gerilimin doğrudan tarafı haline gelmekten kaçınması gerektiğini ifade etti.
Yalınkılıçlı, Türkiye açısından önceliğin Karadeniz’de askeri ve ekonomik güvenliğin korunması, ticaretin sürdürülmesi ve diplomatik kanalların açık tutulması olması gerektiğini vurguladı.
AI Sesli Okuma
Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma