Ana Sayfa / Yazarlar / Mehmet Fuat Ergün & BU YAZIM, OKUYAN, DÜŞÜNEN, AKLINI KULLANLAR İÇİN

Mehmet Fuat Ergün & BU YAZIM, OKUYAN, DÜŞÜNEN, AKLINI KULLANLAR İÇİN

20 Ağustos 2026 08:26
Mehmet Fuat Ergün & BU YAZIM, OKUYAN, DÜŞÜNEN, AKLINI KULLANLAR İÇİN
Tahmini okuma süresi: 0 dakika

Dil Seçin

Haberi Rumence okuyun

Hemen hemen yazılarımda hep söylerim. Her türlü inanca saygım var, ateist olsa bile. Ama bilim, ilim olunca İslam kitabı Kur'an'dan bahsetmeden duramayacağım.

    ​Kızım doğduğu seneler 1976... Anam babam Müslüman olduğu için mi ben Müslümanım? O zamanlar Diyanet'in Türkçe mealini okudum. Haşa hikâye anlatıyormuş gibi geldi.

    ​Ne zaman ki Neml Suresi 88. ayete (yaklaşık 384. sayfa civarı) geldim, "Dağları görürsün de onları yerinde durur sanırsın; oysa onlar bulutların geçer gibi geçişiyle (yer değiştirip) giderler" cümlesini okudum, inanamadım.

    ​Galileo Galilei, Dünya'nın güneş etrafında döndüğünü savunan Kopernik teorisini desteklediği için 1633 yılında Katolik Kilisesi'nin Engizisyon mahkemesinde yargılanmıştır. Sonuç: Galileo'ya ölüm cezası verilmemiş, ömür boyu ev hapsine mahkûm edilmiş ve kitaplarının basılması yasaklanmıştır. Kilisenin baskısı altında görüşlerinden vazgeçmek zorunda kalmış, kalan ömrünü Toskana'daki villasında geçirmiştir.

    ​Kur'an ise 1633'ten yaklaşık 1200 sene önce dünyanın hareket halinde olduğunu söylemektedir. İşte o zaman Kur'an'ın meallerini okumaya başladım.

    ​Çok enteresan... Hele Kur'an'ın ilk emri olan "Oku!" kelimesini gördükten sonra şaşkınlığım daha da arttı. Kur'an bize yalnızca kâğıt üzerindeki kitabın sayfalarını okumayı değil, kâinatın sayfalarını da okumayı öğretir. Gökyüzüne bak, yıldızları gör; yeryüzüne bak, yaratılışı gör; olaylara bak, ibret al; kendi içine bak, kendini tanı. Çünkü Kur'an'ın diliyle bunların hepsi insana hakikati gösteren işaretlerdir.

    ​Bunu geniş anlamıyla düşündüğümüzde Kur’an insanı dört alanda okumaya yöneltir:

       ​Kâinatı oku: Güneş, yıldızlar, dağlar, gece-gündüz, canlılar… Bunların nasıl yaratıldığı ve nasıl işlediği üzerinde düşün.

        ​İnsanı oku: Kendi bedenini, ruhunu, aklını, duygularını ve insanın yaratılışını düşün.

        ​Olayları oku: Tarihten, toplumların yükseliş ve çöküşlerinden, başımıza gelenlerden ders çıkar.

        ​Ayetleri oku: Allah'ın vahyettiği sözleri oku; fakat sadece kelimeleri değil, anlamını, mesajını ve işaret ettiği hakikati kavramaya çalış.

    ​Aslında Kur’an'da “ayet” kavramı çok geniştir. Yazılı vahiydeki ayetlerin yanı sıra, kâinattaki varlıklar ve olaylar da Allah'ın kudretine ve düzenine işaret eden “ayetler/işaretler” olarak anlatılır. Kur’an, insanı sadece “inan” demiyor; akletmeye, düşünmeye, ibret almaya ve sorgulamaya defalarca çağırıyor. "Akletmek" Kur'an'da 49 kez geçer.    Yunus suresinin 100 cü ayetinde ise "AKLINI KULLANMAYANLARIN BAŞINA ÇİRKEF BOCA EDERİM" der. Yüce Yaratan.

    İlk vahyin başlangıcı “İkra” (Oku!) emridir. Ardından Kalem Suresi'nin “Nun. Kaleme ve yazdıklarına andolsun” diye başlaması da son derece dikkat çekicidir. Yani Kur'an'ın başlangıcında: Oku, Kalem,Bilgi, Akıl Düşünme, İbret zincirini görmek mümkündür.

    ​Kâinatı Okumak ve Kozmik Gerçekler

    ​Şimdi gelelim Kur'an emri olarak kâinatı okumaya...

    ​Gözlemlenebilir kâinat demek, kâinatın tamamı demek değildir. Belki gözlemleyebildiğimiz bölgenin çok ötesinde milyarlarca, trilyonlarca ışık yılı daha uzanan bölgeler vardır. Belki kâinat sonsuzdur, belki sonludur ama kenarı yoktur. Bugünkü bilim bunlardan hangisinin doğru olduğunu kesin olarak söyleyemiyor. NASA da kâinatın doğası ve geleceği konusunda hâlâ önemli bilinmezlikler bulunduğunu vurguluyor.

    ​Biz 13,8 milyar yıllık bir kâinatın içinde, yaklaşık 93 milyar ışık yılı çapındaki gözlemlenebilir bölümün küçücük bir noktasında yaşıyoruz.

        ​Aklımıza hemen şu soru gelebilir: Kâinatın yaşı 13,8 milyar yıl iken, görülebilen evren nasıl olur da 93 milyar ışık yılı çapındadır?

        Bunun temel nedeni, kâinatın genişlemesidir. Kur'an-ı Kerim'de Zâriyât Suresi 47. ayette buyrulduğu gibi: “Biz göğü kudretimizle kurduk ve şüphesiz bizim onu genişletme gücümüz vardır.” Kâinat, ilk andan (Big Bang) bu yana uzay dokusunun kendisinin genişlemesiyle büyümüştür. Işık 13,8 milyar yıldır bize ulaşmaya çalışırken, ışığın çıktığı kaynak o sürede uzayın genleşmesiyle bizden çok daha uzağa (bugünkü hesapla yaklaşık 46,5 milyar ışık yılı yarıçapa, yani 93 milyar ışık yılı çapa) taşınmıştır. Yani evrenin yaşı ile görülebilir evrenin çapı arasındaki bu büyüklük farkı, bizzat kâinatın genişleme yasasının bir sonucudur.

    ​Hareket Halindeki Bir Kozmos

    ​Kur'an'ın dağların hareketine dikkat çekmesi gibi, modern astronomi de kâinattaki muazzam hareketliliği gözler önüne sermektedir:

        ​Dünya'nın Kendi Etrafındaki Hızı: Ekvator bölgesinde saatte yaklaşık 1.670 kilometre/saat hızla döner.

        ​Dünya'nın Güneş Etrafındaki Hızı: Güneş'in çevresindeki yörüngesinde saatte ortalama 107.200 kilometre (saniyede yaklaşık 29,8 kilometre) hızla yol alır.

        ​Güneş Sistemi'nin Samanyolu İçindeki Hızı: Güneş sistemi, Samanyolu Galaksi merkezinin etrafında saatte yaklaşık 828.000 kilometre (saniyede yaklaşık 230 kilometre) gibi baş döndürücü bir hızla dönmektedir.

        ​Samanyolu'nun Kâinattaki Hızı: Samanyolu galaksimiz, Yerel Galaksi Grubu ve komşu yapılarla birlikte uzay boşluğunda, Kozmik Mikrodalga Arka Plan radyasyonuna göre saatte yaklaşık 2,1 milyon kilometre (saniyede yaklaşık 600 kilometre) devasa bir hızla hareket etmektedir.

    ​Sonsuzluğun Yanında İnsan

    ​Hubble gözlemlerinden yapılan modellemelerde, gözlemlenebilir kâinatta yaklaşık 2 trilyon galaksi bulunabileceği tahmin edilmektedir.

    ​Bir insan 70 yıl boyunca, saniyede bir galaksi saysa, ömrü boyunca ancak yaklaşık 2,2 milyar galaksi sayabilir. Oysa tahmin edilen galaksi sayısı 2 trilyon civarındadır. Yani insan ömrü, bu kozmik sayının yanında adeta bir göz kırpmasıdır.

    ​Üstelik insanın bütün bildiği madde, kâinatın yalnızca yaklaşık yüzde 5'ini oluşturuyor. Belki de insanın kâinat karşısındaki en büyük özelliği, onun büyüklüğünü ölçebilmesi değil; kendi küçüklüğünü fark edebilmesidir.

    ​Bu konu, bir önceki köşe yazımda ele aldığım "Ölüm yok olmak mıdır; madde, enerji ve ruh açısından insanın kâinattaki yeri nedir?" düşüncesiyle de çok güzel birleşmektedir. Kur'an'ın işaret ettiği gibi okuyan, düşünen ve idrak eden bir akıl için kâinat, silinmez ayetlerle dolu muazzam bir kütüphanedir.

Paylaş:

AI Sesli Okuma

Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma

Premium

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz