Mehmet Fuat Ergün & İş Hayatında Nankörlük ve Emeğin Görünmezliği

Dil Seçin
Haberi Rumence okuyun
Romanya’da Türk firmalarından ve çevrelerinden ne yazık ki inanılmaz seviyede nankörlüğe uğradım. Son bir yıl içinde yaşadığım iki somut örnek, bu durumun ne kadar yaralayıcı olduğunu açıkça gösteriyor:
Yakın bir arkadaşım, kendisinin senede bir kez uğradığı Romanya’daki şirket çalışanı hakkında bir yolsuzluk ihbarı almıştı. Benden yardım rica etti. Arkadaşım telefonda adeta deliriyor; "Ben kimseye paramı yedirmem, oradaki sorumluyu hemen işten at, lojmanı ve şirket arabasını elinden al" diye bana talimatlar yağdırıyordu. Kendisine bu konularda yasal bir yetkim olmadığını söylememe rağmen ısrarla, "Ben o adamı artık orada görmek istemiyorum" diyerek baskı yaptı.
Yolsuzluk şüphesi olan şirket sorumlusunu ve tüm şirket evraklarını tam bir ay boyunca didik didik ettim. Sonuçta her şey tertemiz çıktı. Arkadaşıma açıkça, kendi anlayacağı dilde; "Ben yaparım, ama bu arkadaş bu yolsuzluğu yapmaz" dedim. Kendisi bir ay sonra Romanya'ya geldi. Benim işim bittiği için beraber dönmeyi teklif ettim ancak incelemeye bir ay daha devam etmemi rica etti.
Toplamda iki ayımı bu işe harcadım. Bu süreçte zaruri ihtiyaçlarım için sadece 800 Euro gibi küçük bir harcamam oldu.
Sonuç: Para ve mal varlığıyla şımarmış arkadaşım bana bir teşekkürü bile çok gördü. Bırakın teşekkür etmeyi, bir de "Sen orada iki ay ne iş yaptın?" diyerek serzenişte bulundu.
Referansların Unutulduğu Nokta
Bir diğer örnek ise yine bir Türk firması... Kendilerine hem Türkiye’de hem de Romanya’da çok ciddi iş olanakları sundum. Türkiye’de referans olduğum firma sayesinde büyük projelere imza attılar. Romanya ayağına gelirsek; onları burada ciddi projelere imza atmış, uluslararası arenada sözü ve hatırı sayılır bir dostumla tanıştırdım. Vize almaları normalde en az üç ay sürecek olan bu firmanın elemanlarına, dostum referansıyla anında vize alınmasını sağladı.
Sonuç: Tanıştırdığım o değerli insanı kendi portföylerine kattıktan sonra, bana selam bile vermez oldular.
İnanın, yakın zamanda uğradığım bu nankörlüklerin hiçbirinde kendilerinden en ufak bir maddi beklentim veya para talebim olmadı. Hayatta en çok nefret ettiğim insan tipi; çıkarı için şirin görünen nankörlerdir. İnancım gereği bilir ve inanırım ki nankörlerin asla yüzü gülmez. İlahi adalet, eninde sonunda mutlaka tecelli eder.
Maskeli Profesyonellik
İş hayatında nankörlük, belki de insanı en çok yıpratan ve "profesyonellik" maskesi arkasına en kolay gizlenen kötülük türüdür. İş dünyasında nankörlük; emeğin görünmez kılınması, referansların unutulması ve zirveye çıkarken basamak olarak kullanılan insanların ilk fırsatta gözden çıkarılmasıdır.
İş dünyası rasyoneldir; sayılarla konuşur, performansı ölçer. Ancak bu soğuk çarkların arasında insanı ayakta tutan en büyük güç "takdir edilmek" ve "emeğe saygıdır." Bugün en küçük işletmeden en büyük holdinge kadar her yerde karşımıza çıkan en büyük motivasyon katili, ne yazık ki bu nankörlük duygusudur.
Burada nankörlük genellikle maskelidir. Adı bazen "rekabet" olur, bazen de "işin gereği..."
Kendisine işi öğreten, her krizde arkasını toplayan kıdemli meslektaşına, ilk yetkiyi aldığı gün yabancılaşanlar...
Bir projenin arkasındaki asıl gizli kahramanların emeğini sahiplenip, sahne ışıklarının altında tek başına duranlar...
Yıllarca omuz omuza çalıştığı çalışma arkadaşlarını, bir üst basamağa adım atarken feda edilecek birer "istatistik" olarak görenler...
Oysa iş hayatındaki nankörlük, uzun vadede şirketleri ve organizasyonları da çürütür. Liyakatin yerini nankörlüğe bıraktığı kurumlarda bağlılık biter; yerini "günü kurtarma" soğukluğuna bırakır. İnsanlar artık işlerini severek değil, sadece birer zorunlu görev olarak yapmaya başlar.
Profesyonel dünyada zirveye çıkmak bir başarı hikayesi olabilir; fakat oraya çıkarken kimlerin omuzlarına bastığınızı unutmak, o zirvede yapayalnız ve güvensiz kalacağınızın garantisidir. Çünkü nankörlükle inşa edilen hiçbir taht, kalıcı bir saygınlık getirmez.
54 Yıllık Tecrübenin Sözü ve Bir Tavsiye
Ben 54 senelik iş hayatım boyunca Romanya’da yardımcı olduğum hiçbir arkadaştan veya firmadan, "komisyon" adı altında boğazımdan geçecek tek bir kuruş talep etmedim, almadım. Menfaatlerini ve çıkarlarını her şeyin önünde tutanların, ilahi adaletle mutlaka buluşacaklarına inancım sonsuzdur.
Nankörlüğe uğramış tüm dostlarıma 54 yıllık tecrübemle bir tavsiyem olacak:
Nankör birinin içini gerçekten acıtmak istiyorsanız, ona öfkeyle laf sokmak yerine hiç yokmuş gibi davranın. Hayatınıza kaldığınız yerden, çok daha huzurlu ve mutlu bir şekilde devam etmek onlara verilecek en büyük cevaptır. Sizin yokluğunuz ve o yokluktaki huzurunuz; eğer biraz vicdanı varsa, ona kendi nankörlüğünü her gün sessizce fısıldayacak, içini için için kanatacaktır.
AI Sesli Okuma
Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma