Ana Sayfa / Yazarlar / Mehmet Fuat Ergün & KENDİNİ BİLENLERE

Mehmet Fuat Ergün & KENDİNİ BİLENLERE

1 Eylül 2026 11:00
Mehmet Fuat Ergün & KENDİNİ BİLENLERE
Tahmini okuma süresi: 0 dakika

Dil Seçin

Haberi Rumence okuyun

Yazılı ve görsel basını yakından takip etmeye çalışıyorum ve yaşantımda ilişkide bulunduğum kişi ve kuruluşları... Her kesimde bir telaş.

    Çocukluğumdan beri duyduğum ve aklımın köşesine yazılan “Kıyamet alametlerinde bir yıl bir ay, bir ay bir hafta, bir hafta bir gün gibi geçecek” sözü...

    Bir de rahmetli Manisalı Şekerci Hüseyin Dede’nin dedikleri:

    “İnsanlara şefkat, hayvanlara merhamet olduğu sürece Allah bu dünyanın defterini dürmez.”

    Kur'an’ımız kıyameti, kitap sayfalarını dürme diye nitelemiyor mu? Ya şimdinin ilmi, sonsuz paralel evrenleri bir kitabın sayfalarına benzetmiyor mu?

    Evet, hepimiz bu enerji yutan zamanın içerisinde sanki bir oyuncağız.

    Yaşam denen oyuncağımızla oynuyor ve oyalanıyoruz.

    Sonuç; en dindarından en inançsızına kadar temelinde madde yatıyor. Maddeyi meydana getiren parçaların özünde ise o acımasız, o zalim, o kardeşi kardeşe düşman eden, o makam ve mevki hırsıyla; bir vahşi hayvanın zavallı, aciz, güçsüz, derdi bir lokma yiyecek olan avına saldırarak kan emmeye doyamayanların temelinde para hırsı yatıyor.

    Bakıyorum çevreme, haşa, parası ilah olmayan çok az kimse görüyorum.

    Seneler önce evlenecek oğlum için birikimlerimle iki odalı daire almak istedim. Paramızın dörtte birini karşılayamadım. "Tamam, kredi alır, oğlum çalışarak öder" dedim. Bu ara, zamanında benim için "Fuat’ın bir isteği olsun, miktar sormadan geri ödemesini düşünmem" diye haber gönderen ülkemizin zenginlerinden çocukluk arkadaşıma geri ödemek kaydıyla yazdım. Önce cevap vermedi. Sonra eline geçmemiş diye bir daha yazdım. Yüzsüzlük edip lütuf buyurdular, Amerika’da olduklarını söylediler. ”Kusura bakma Fuat, şu an paraya benim ihtiyacım var” demez mi?

    O kadar iyi biliyorum ki ödemek şartıyla borç istediğim miktar onun bir aylık geçici zevk gideri bile değil.

    Hayatımda kimseden para istemedim. Özellikle bu çocukluk arkadaşım bana "Fuat’ın ihtiyacı olursa" diye haber gönderdiğinden, biraz da test etmekti amacım.

    İşte böyle bu dünya.

    Yazılarımın çoğunda konu ettim; ne oluyor bize?

    Yine bir yazımda ülkemizde yirmi beş zenginin mal varlığının on milyon yoksula eşit olduğunu yazmıştım.

    Ben onu bunu bilmem; isterseler dünya değil, kainatın anahtarı ellerinde olsun. Yaş altmış beşi geçince gayrimenkulünü, arabasını satacağı zaman "aklı başında mı" diye belge istenen bir dünyada yaşıyoruz.

    En canlı örneği rahmetli babamın senelerce önce küçük bir birikimiyle aldığı iki buçuk dönüm, yolu olmayan dağ başındaki yerine, emeklilik döneminde verilen sekiz dairesi... (Rahmetli her evladına sağlığında ikişer daire verdi. Kendisine kalan birini ihtiyaçları için sattı, diğeri kendisine kaldı.) Yüz günlük yatalak hasta döneminde çocukları 24 saat nöbetleşe babalarının başından ayrılmadılar.

    Bunları biz babamıza şöyle yaptık, böyle yaptık diye yazmıyorum. Babamın sekiz dairesi olsa bile ne fayda!

    Ey tıksırana kadar yiyenler! Ey gözü mal, mülk, paraya doymayanlar! Şu an kaç yaşında olursanız olunuz, ortalamanız elli-altmış yaşlarında olsa bile çok değil, bir on-yirmi sene sonra o canınızdan çok sevdiğiniz, taptığınız mal, mülk ve paranız size bakıp acınacak halinize gülecek.

    Bankada paranızı bile çekmeye gidemeyeceksiniz. Hele malınızı satmak için vekalet verseniz noter kabul etmeyecek; önce "aklı baliğ mi" diye rapor isteyecek.

    Ne olur eliniz yetiyor, gözünüz görüyorken Yaratan’ın emrettiği gibi paylaşın! Ne olur verseniz... Ne olur o kalbinizin "para, para" diye atan damarlarını temizleseniz?

    Tamam, her şeyiniz var. Lüks içindesiniz. Herkesin en model arabası var, siz de modelin modelini aldınız. Yok, yok, bu yetmez, bir de uçağım olsun dediniz; hatta yurt içi için önce bir helikopter... Neye yarar ölüm korkunuz oldukça? O uçak, o helikopter bir düşerse bana mezar olacak korkusunu yenmedikten sonra...

    ​Ülkemizin ilk on zengini arasına giren bir patronla o zamanlar uçak kiralayarak bir saatlik yurt dışı iş seyahatinde bulunmuştum.

    İbadetini yapmayan biriydi. Bu yolculuğumuzda kırkın üzerinde Ayetel Kürsi okuduğunu dün gibi hatırlıyorum.

    Şekerci Hüseyin Dede anlatmıştı Manisa’da meczubun biri "ÖLÜM DE VAR" diye dolaşıp durduğunu...

    Evet, sevgili okuyucularım, ölüm de var.

    Bunu sakın aklınızdan çıkarmayın; ister inanın, ister inanmayın. Hangi yolda olursanız olun; inanırsanız paylaşıp dağıtmadıysanız ayrı hesap, inanmaz yine paylaşıp dağıtmadıysanız sizden sonra mirasçılarınız arasında yok olacak gözünüzden çok esirgediğiniz, içi boş madde diye taptığınız varlıklarınız...

    Ne güzel söylenmiştir: "Öldükten sonra ilk gün ağlayacaklar, birkaç gün üzülecekler, sonra övecekler, daha sonra bölüşecekler. En sonunda ne kadar az mal bıraktı diye küfür edecekler."

    “Malda yalan, mülkte yalan; haydi biraz sen de oyalan.”

    İnsan ömrü boyunca mal biriktirir, mülk edinir, daha fazlasına sahip olmanın peşinden koşar. Oysa hayat dediğimiz şey, sahip olduklarımızdan çok daha kısa.

    Bugün “benim” dediğimiz evler, arsalar, paralar ve makamlar yarın başkasının olacaktır. Dünyaya gelirken hiçbir şey getirmedik; giderken de hiçbirini yanımızda götüremeyeceğiz.

    Asıl mesele geride ne kadar mal bıraktığımız değil, ne kadar güzel iz bıraktığımızdır.

    Öyleyse sahip olduklarımızla övünmek yerine sahip olduklarımızın kıymetini bilelim. Kırmadan, incitmeden, paylaşarak yaşayalım.

    Önemli olan bu kısa hayatı nasıl yaşadığımızdır.

    ​İşte mala, mülke, paraya tapıp paylaşmayı bilmeyenlerin acı sonunun ne olduğunu görmüyor musunuz?

    Gençliğimde hiç ölüm aklıma gelmezdi. Yaşlanınca sevdiklerimin birer birer yok olduklarını gördükçe; hele sosyal medyada sayfa sayfa ölüm haberlerini okudukça; mal, mülk, paraya tapanların sonlarının kara toprak olacaklarını düşünmediler mi diye kendisine sormaz mı insan?

Paylaş:

AI Sesli Okuma

Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma

Premium

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz