Ana Sayfa / Yazarlar / Mehmet Fuat Ergün & Ne insanlar gördüm

Mehmet Fuat Ergün & Ne insanlar gördüm

8 Kasım 2026 11:38
Mehmet Fuat Ergün & Ne insanlar gördüm
Tahmini okuma süresi: 0 dakika

Dil Seçin

Haberi Rumence okuyun

İnsan yaşlandıkça hayatın ne olduğunu daha iyi anlıyor; tabii anlamak isteyenler için. Hele benim gibi yetmiş yedi yaşına gelmiş, binlerce, on binlerce insanla muhatap olmuş biri, bu hayal ve yalancı dünyaya artık başka bir gözle bakıyor.

Kendi kendime sordum: “Hayatın boyunca ne insanlar gördün? Şöyle bir sırala bakalım.”

Ne insanlar gördüm. Namaz kılıp eğilip kalkanları.

Ne insanlar gördüm. Oruç ibadetini yerine getirmek yerine, orucu yalnızca diyet amacıyla tutanları.

Ne insanlar gördüm. Zekâtını gıdım gıdım verenleri, hatta hiç vermeyenleri.

Ne insanlar gördüm. Hac ve umreye manevi yolculuktan çok, gösteriş ve turistik amaçlarla gidenleri.

Ne insanlar gördüm. Müslüman geçinip garibanı, yoksulu, fakiri, yetimi, ihtiyaç sahibini, dul kalanı, düşkünü, yolda kalanı ve akrabalarını gözetmeyenleri.

Ne insanlar gördüm. Kendini Yaratan'ın yerine koyup kendinden olmayanlara cehennemlik gözüyle bakanları.

Ne insanlar gördüm. Öldüğünde bir günde kokmaya başlayacak bedenine hayattayken tapanları.

Ne insanlar gördüm. Mala, mülke, paraya, makama ve şehvete kul olanları.

Ne insanlar gördüm. Aklını kiraya vererek birilerinin arkasından gidenleri.

Ne insanlar gördüm. Sağlığında Yaratan'ı aklına getirmezken hastalandığında “Hayır dualarınızı bekliyorum.” diyenleri.

Ne insanlar gördüm. Lüks bir restoranda yediği akşam yemeğinin parasının, ihtiyaç sahibi bir ailenin bir aylık geçimine denk geldiğini bilmeyenleri.

Ne insanlar gördüm. Küçücük yavrularını bırakıp sırf kendi zevki için, evli olduğu hâlde başka biriyle kaçanları.

Ne insanlar gördüm. Sanki yarına garantisi varmış gibi “Dağları ben yarattım.” diyerek böbürlenen acizleri.

Ne insanlar gördüm. Ellerindekilerin kıymetini bilmeyip kaybettikten sonra ah vah ederek pişmanlık duyanları.

Ne insanlar gördüm. İğneyi kendine batırmadan başkasına çuvaldız batıranları.

Ne insanlar gördüm. Kendinden başkasını düşünmeyenleri.

Ne insanlar gördüm. Kendi çıkarı için yalan söyleyip iftira atanları.

Ne insanlar gördüm. İlim ve bilimi yok sayarak sahte hocaların üfürükleriyle şifa arayanları.

Ne insanlar gördüm. Bir gülümsemeyi bile karşısındakinden esirgeyenleri.

Ne insanlar gördüm. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” diyerek vurdumduymaz olanları.

Ne insanlar gördüm. Hiçbir sebep yokken cana kıyanları.

Ne insanlar gördüm. Kumarı, içkiyi ve seksi hayatlarının başlıca zevki hâline getirenleri.

Ne insanlar gördüm. İnsana, hayvana, bitkiye, hatta cansız denilen taşa ve toprağa şefkat, merhamet, sevgi ve saygı duymayanları.

Ne insanlar gördüm. Başkalarının eksiklerini öne sürerek, bu eksiklerin yanında bulunan yüzlerce olumlu özelliği görmeyenleri.

Ne insanlar gördüm. Hep “Ben, ben!” diyerek hava atarken bir gün kendilerine “Sen de kimsin?” denilebileceğini düşünmeyenleri.

Ne insanlar gördüm. Menfaati bitince selamı sabahı kesenleri.

Ne insanlar gördüm. Senelerdir aramadığı arkadaşını, işi düşünce yüzsüzce arayanları.

Ne insanlar gördüm. Bir tırnağı olmadığında gömleğini bile ilikleyemeyeceğini bilmeyenleri.

Ne insanlar gördüm. Her şeyin aşırısına kaçarak normal hayatın tadını alamayanları.

Ne insanlar gördüm. Gözünden esirgediği vücudunun toprak bileşenlerinden oluştuğunu bildiği hâlde, öldüğünde yine aynı bileşenlere ayrılacağını düşünmeyenleri.

Ne insanlar gördüm. İki dünyasını, inanmayanların tek dünyasına tercih edenleri.

Ne insanlar gördüm. Gül gibi eşi ve yavruları varken Romanya'da bir restoranda sevgilisiyle yemek yiyen, masasında içkisi olduğu hâlde yiyeceği etin İslami usullere göre kesilip kesilmediğini, domuz eti olup olmadığını soranları.

Ne insanlar gördüm. İşçisinin asgari ücretine göz dikenleri.

Ne insanlar gördüm. “Eşleriniz sizin emanetinizdir.” diyen bir dinin mensubu olmamıza rağmen eşine, hatta yavrularına şiddet uygulayanları.

Ne insanlar gördüm. Eşinin, annesinin, bacısının, teyzesinin, halasının, kızının ve peygamberini dünyaya getiren annenin kadın olduğunu bildiği hâlde karısına şiddet uygulayanları.

Ne insanlar gördüm. Aza kanaat etmeyip çokla da yetinmeyenlerin, sonunda rezil rüsva olup yokluk ve sefalet içinde öldüklerini.

Ne insanlar gördüm. Kul hakkı yiyen, insanları yalanlarla dolandıran, haksız kazançla kâr ettiklerini sananların ilahi adaletin pençesinden kaçamadıklarını.

Ne insanlar gördüm. Zenginlik içinde yüzerken öldüğünde bütün nimetlerini iki metrelik mezarında bulamayacağını düşünüp kahrolan, ölüm korkusuyla yaşamdan zevk alamayanları.

Ne insanlar gördüm. İlahı para olan, kısacası paraya tapan, çalışanına köle muamelesi yaparak hakkını vermeyenleri.

Ne insanlar gördüm. Ömrünü başkalarına kendisini beğendirmek için tüketirken kendisiyle baş başa kaldığında mutlu olmayı beceremeyenleri.

Ne insanlar gördüm. Bir insanın gönlünü kırarken hiç düşünmeyen, fakat kendi kalbi kırıldığında dünyayı ayağa kaldıranları.

Ne insanlar gördüm. Kendi kusurlarını görmeden başkalarının kusurlarını büyüteçle arayanları.

Ne insanlar gördüm, ne hayatlar tanıdım!

Kimi servetiyle büyüdüğünü sandı, kimi makamıyla, kimi ibadetiyle, kimi bilgisiyle...

Oysa insanı büyüten ne parasıdır ne makamı ne de başkalarına gösterdiği üstünlüktür. İnsanı insan yapan; vicdanı, merhameti, adaleti, dürüstlüğü ve geride bıraktığı güzel izlerdir.

Unutmayalım ki bu dünyaya gelirken elimiz boştu, giderken de elimiz boş olacak. Yanımızda götürebileceğimiz tek şey, yaşarken yaptığımız iyilikler ve insanların gönlünde bıraktığımız izlerdir.

Bir gün herkesin son durağı aynı toprak olacak.

Önemli olan, o toprağa nasıl bir insan olarak girdiğimiz değil, yaşarken nasıl bir insan olduğumuzdur.

Paylaş:

AI Sesli Okuma

Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma

Premium

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz