Ana Sayfa / Yazarlar / Mehmet Fuat ERGÜN & ÖLÜM YOK OLMAK DEĞİL

Mehmet Fuat ERGÜN & ÖLÜM YOK OLMAK DEĞİL

17 Ağustos 2026 09:28
Mehmet Fuat ERGÜN & ÖLÜM YOK OLMAK DEĞİL
Tahmini okuma süresi: 0 dakika

Dil Seçin

Haberi Rumence okuyun

Romanya'da canımdan çok sevdiğim, bir önceki köşe yazımda sevgimin nedenlerini dile getirdiğim, tam köşe yazımın yayınlandığı gün sevgili eşinin rahmete kavuştuğu kara haberini benimle paylaşan can kardeşimin eşinin anısına bu satırları kaleme almak istedim.

    İster inanın ister inanmayın.

    Teorik olarak dünyamızda,

    bu kâinat düzeninde hiç kimse ölmüyor.

    Fuat saçmaladı diyeceksiniz.

    Ben bunu 1965 yıllarında,

    tam 61 sene önce okuduğum ve etkilendiğim

    "Geleceğin Teknik Çehresi"

    kitaba, akademik kariyerim, şahsi kütüphanemdeki okuduklarım ve edindiğim birikimlerimle sizlerle paylaşmak istedim.

SEVDİKLERİMİZ ÖLMEDİ, YAŞIYOR.

    Önce gelmiş geçmiş en büyük bilim adamı Einstein'nin

    o meşhur izafiyet

    E=mc2

    formülünü hatırlayalım.

    E=enerji

    m=kütle

    c= ışık hızı

    Kâinatta ışık hızına asla ulşılamaz. Ulaştığımızda kütlemiz sonsuz olur.

    Şunu aklımızdan asla çıkarmayalım.

    Kâinatta en yüksek hız ışık hızıdır.

    Işık bir saniyede yaklaşık 300 000 km.

    yol alır.

    Dünyamıza 150 milyon km. uzaklıkta olan güneşimizin ışığı bize sekiz dakikada gelir.

    Bir ışık yılının trilyonlarca km.olduğu

    60x60x24x365x300 000 çarparak hesaplayabiliriz.

    Yani şu an güneşimiz yok olsa biz daha onu sekiz dakika var olarak göreceğiz.

    Fazla sizi rakamlara boğup akıl karıştırmak istemem.

    Kısaca bize yakınlığı beş yüz ışık yılı uzakta bir yıldızdan, dünyamıza teleskopla bakan biri

    dünyamızda beş yüz sene geçmişimizi

    yani Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul kuşatmasını canlı olarak görecektir.

    Yedi sene önce ölen, doyamadığımız bir yakınımızı, on ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızdan bize teleskopla bakan biri, canlı olarak yaşadığını görür.

    Biz ölmedik. Sevdiklerimiz ölmedi yaşıyor.

 ÕLÜM YOK OLMAK DEĞİL, GELDİĞİMİZ YER OLAN YARATANINA KAVUŞMAKTIR.

    Yüce Kitabımız, birkaç yerde,

    "Sizin zamanımıza göre benim katımda bin sene"

    "Melekler ve ruhlar elli bin senede benim katıma ulaşır" demekle tam 1400 sene önce bu konuya değinmiştir.

    Bu konuyu bilimsel olarak hesaplamış burdan ışık hızını bulmuş ve bir köşe yazımda matematiksel ispatını yapmıştım.

    Hep aklıma takılmıştı.

    "Sadaka ver ömrün uzasın" sözü.

    Peki kaderimiz biz doğmadan önce yazıldığına göre nasıl sadakayla ömrümüz uzuyor?

    Biz üç boyutlu bir dünyada yaşıyoruz.

    En boy yükseklik ve derinlik.

    13,8 milyar sene önce Big Bang, büyük patlamayla, maddeyle beraber zaman yaratılarak üç boyutumuza dördüncü boyut olarak eklenmiştir.

    Madde ile enerji birbirini tamamlarlar.

    Zamanın özünde enerji vardır.

    Biz insan zaman enerjisini tüketerek ölümle buluşuruz.

    Ruhumuz sonsuz enerjinin dünyadaki cesedimizle bütünleşmiş halidir.

    Tek boyutlu dünyada çizgi olan biri, iki boyutlu kare olan dünyayı hayal edemez.

    İki boyutlu dünyada yaşayan biri ise üç boyutlu bizim dünyamızı aklına bile getiremez.

    Hatta tek boyutlu biri iki boyutta kare olan bankanın içine girip paraları alamaz. Ama üç boyutlu biri ise banka içine girip paraları alsa iki boyutlu göremez ve anlayamaz.

    Matematik formüller on bir boyuttan bahseder.

    Dört boyut bizim yaşam alanımız, geri kalan yedi boyut kainat yaratılışında saklı duruyor.

    Yaratanımız sonsuz boyutta.

    Onun katında, biz insanlar için yaratmış olduğu zaman yok. Geçmiş ve gelecek kavramları yok onun katında.

    Biz insanlar için zaman ve geçmiş gelecek kavramları var.

    Bize göre kader biz doğmadan yazıldı düşüncesi; Yaratan katında şimdi yazıldığı için sadaka verince ömrümüz uzuyor.

    Yüce Yaratan bizim her saniyemizi kontrol altına alarak gelmiş geçmişimizi her anımızı gözetmektedir.            

ÖLÜM YOK OLMAK DEĞİLDİİR.

Ölüm, sadece bedenin sona ermesi anlamına gelir. Ruhumuz ise hatıraları ve bıraktığı izlerle varlığını sürdürmektedir. Beden bir madde, geldiği yer toprağa karışarak şekil değiştirir. Madde yok olmaz, sadece şekil değiştirir. Kainatta hiçbir şey yok olmaz. Enerjinin ve maddenin korunumu yasası bunu söyler. Madde yani cesedimiz  yok olmaz, sadece şekil değiştirir. Enerji yani ruhumuz yok olmaz, sadece başka bir enerji türüne dönüşür. Bir odun yandığında yok olmuyor, ısı enerjisine, ışığa, su buharına ve karbon bileşiklerine dönüşüyor. Evrendeki her şey dönüşüm halinde; yok oluş gibi gördüğümüz şey aslında başka bir varoluş biçimidir.          Yani ölüm bir son değil, dünyada bedenimiz içinde hapsolmuş ruhun kafesinden uçmasıdır.

İnancım gereği ben iki dünyalıyım. Biri yalan olan dünyamızdaki hayatımız, diğeri öldükden sonra yaşayacağımız ahiret hayatımız.

KISACA ÖLÜM YOK OLMAK DEĞİL YENİ BİR HAYATA SDIM ATMAKTIR

Paylaş:

AI Sesli Okuma

Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma

Premium

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz