Ana Sayfa / Yazarlar / Mehmet Fuat Ergün & Polis oğlu olmakla gurur duyduğum babam

Mehmet Fuat Ergün & Polis oğlu olmakla gurur duyduğum babam

14 Nisan 2026 11:38
Mehmet Fuat Ergün & Polis oğlu olmakla gurur duyduğum babam
Tahmini okuma süresi: 0 dakika

Dil Seçin

Haberi Rumence okuyun

“Baba Tevfik” “Tevfik Baba”

40 yıllık emniyet mensubu, hayatı boyunca insanlara yardım etmeyi düstur edinmiş, her görev aldığı ilde “Baba Tevfik”, “Tevfik Baba” olarak anılmış bir polisin evladı olarak; babamın Rabbine kavuşmasının üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen onu rahmetle anmak istedim.

Babamın ardından öğrendiklerim:

Siyatik teşhisiyle yattı. Bir hafta sonra siyatik geçti ancak yaşlılığa bağlı olarak kaslar iflas etti. Tam yüz gün yataktan kalkmadı.

İlk otuz günde baldırında yaralar oluştu. Mısır patlağı gibi.

Derhal deniz yatağı gibi plastik, şişme hava yatağı aldık.

Havalı yatak, yaraların çoğalmasını hemen önledi.

Devletin ve belediyenin evde hasta hizmetine başvurduk.

Her ikisi de anında müdahale etti.

Belediye ile devam ettik. Üç günde bir yara pansumanına geldiler.

85. günde yaralar tamamen kayboldu.

Babam yatakta ancak sağa sola dönebildiği için alt temizliği çok zor oluyordu.

Yerine göre günde üç defa altını temizliyorduk.

Alt temizliği sırasında yüzünü görseniz, adeta ölüp ölüp diriliyordu.

“İstersen yüzlerce kez temizleyelim, sen bizi Allah’ımıza yaklaştırıyorsun.” dememize rağmen yine de içi eriyordu.

100 gün banyo yapmamasına rağmen en ufak bir koku duymadık. Tabii zaman zaman kolonyalı mendil veya sabunlu suyla tüm vücudunu temizliyorduk.

Takma dişlerini yıkayın demiyordu; çünkü bize kıyamıyordu. Ama her yemek sonrası mutlaka dişlerini alıp yıkıyorduk. O an yüzündeki mutluluğu görmeliydiniz.

Babam, belki birkaç yıldır “Artık benim zamanım geldi. Niye gençler? Beni al Allah’ım.” diye dua ediyordu.

Babam ölmek istiyordu. “Yeter, Yaratan’ıma kavuşayım.” diyordu.

Açıkça söylüyorum; babamın biraz yaşama sevinci olsaydı ayağa kalkar, hastalığını da yenerdi.

Bir ay içerisinde gazete okumayı ve TV seyretmeyi bıraktı.

Daha az tuvalete çıkmak için yemeğini azalttı. Su ve meyve suyuyla beslemeye başladık.

Son 15 gün ağzında güç kalmadı. Ağız içi yara oldu. Artık sadece sulu gıdaları zor da olsa verebiliyorduk.

Her derdine anında önlem aldık ama artık yatakta sağa sola dönmesi de zorlaşmıştı.

Alt temizliği için mutlaka sağa sola döndürmemiz gerekiyordu; aksi hâlde imkânsızdı.

İş icabı bir günlüğüne bile ayrılabiliriz diye son on gün bir yardımcı tuttuk. O kişi de “Bakalım, içim bulanmazsa devam ederim.” dedi.

Ben ve kardeşim, ne zaman babamızın altını temizlesek, burnumuz sanki bir sıvıyla kapanırdı. Temizlik bitene kadar koku almazdık. İşimiz bitince odanın ne kadar kötü koktuğunu fark ederdik.

Ölümüne bir hafta kala hepimizi topladı: “Bir hafta ömrüm kaldı.” dedi. Ve dediği gibi oldu.

Ölmeden dört saat önce, ağzına pamuk ve şırıngayla su verdikten sonra iki eliyle elimi tuttu, ağzına götürerek öptü.

Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece saat 13.07’de “Allah” nidâsıyla ruhunu teslim etti.

“Ölümün de güzeli vardır.” derler. Güzel öldü babam. Özlediği Rabbine kavuştu.

Ama gelin bana sorun… Akşam eve gidince o gün yaşadığım güzellikleri kiminle paylaşacağım? İçimden bir can parçam yok artık.

Ey büyük ülkem, büyük Türkiye’m! Ne olur bu mübarek vatanımızın kıymetini bilelim.

Hasta yatağında evde bakım hizmetinden, babam vefat ettikten sonra cenazenin evden alınması, yıkanması, kefenlenmesi, evde son yolculuğu, camide namazı, mezarda defni; kabir tahtaları ve cenazeye katılanlara verilen etli pide ve ayran dâhil her şeyi devletimiz ve belediyemiz karşıladı.

Babam 90 dopdolu yılını tamamladı ve bu rüya âleminden göçüp gitti; ama bizlere hayat dersleri bırakarak…

Mekânın cennet, ruhun şad olsun babam…

30.03.2013

Not: Bu anlattıklarım, hepimizin başına gelebilecek bu durumdan ders çıkarmak içindir. Asla ego gereği değildir.

Tabii bu 100 gün içerisinde doktorların ve profesörlerin müdahalesini ayrıca anlatmama gerek yok.

Uzun süre Bursa Üniversitesi Patoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı yapmış olan Prof. Dr. Oktan Erol arkadaşımın şu sözü hiç aklımdan çıkmadı:

“Fuat’cığım, benim her türlü imkânım olmasına rağmen anneme tam iki sene bu şekilde, hem de evde baktım.”

“Yarabbi, bizleri elden ayaktan düşürmeden hayırlı ölümler nasip eyle…” Âmin.

Paylaş:

AI Sesli Okuma

Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma

Premium

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz