Nazım Turan & ANKARA’DA NATO (1) Dünya İki Günlüğüne Ankara’daydı

Dil Seçin
Haberi Rumence okuyun
Geçtiğimiz hafta dünyanın gözü Ankara’daydı.
NATO Liderler Zirvesi nedeniyle dünyanın en güçlü ülkelerinin devlet ve hükümet başkanları Türkiye’de buluştu. Romanya’yı Cumhurbaşkanı Nicușor Dan temsil etti. Gelecek yıl ise zirveye Arnavutluk ev sahipliği yapacak.
Önce kısaca NATO’yu hatırlayalım.
1949 yılında kurulan NATO, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sovyetler Birliği’ne karşı oluşturulan askerî bir ittifak. Türkiye ise 1952 yılından beri bu ailenin önemli üyelerinden biri.
Aradan onlarca yıl geçti.
Sovyetler Birliği dağıldı.
Soğuk Savaş sona erdi.
Dünya değişti.
Ama NATO hâlâ dünyanın en önemli güvenlik platformlarından biri olmayı sürdürüyor. Bugün gündeminde Rusya var, Çin var, Orta Doğu var, siber güvenlik var, yapay zekâ var… Kısacası dünyanın bütün sıcak dosyaları bu masada konuşuluyor.
Ankara, bu büyük organizasyona gerçekten iyi hazırlanmıştı.
Şehrin birçok noktasında ciddi bir çalışma vardı.
Yollar düzenlenmişti.
Çevre temizlenmişti.
Bazı kötü görüntüler panolarla kapatılmış, üzerlerine Ankara’nın güzel fotoğrafları yerleştirilmişti.
İnsan ister istemez düşünüyor…
Demek ki oluyormuş.
Keşke bu özen sadece yabancı devlet başkanları geldiğinde değil, Ankara’da yaşayan vatandaşlarımız için de her zaman gösterilse.
Yine de hakkını teslim etmek gerekir.
Türkiye, organizasyon açısından başarılı bir sınav verdi.
Karşılama törenleri de dikkat çekiciydi.
Turkuaz halılar…
Mehter takımı…
Yeniçeri kıyafetleri…
Türkiye, misafirlerini karşılarken sadece bir protokol uygulamadı; tarihini ve kültürünü de sahneye çıkardı.
Bence en doğru yaklaşım da buydu.
Her ülke misafirini kendi kimliğiyle ağırlar.
Fransa saraylarını gösterir.
İngiltere kraliyet geleneklerini yaşatır.
Japonya kendi kültürünü öne çıkarır.
Türkiye’nin de mehteriyle, turkuazıyla ve devlet geleneğiyle dünyayı karşılaması son derece doğal.
Mehter marşını dikkatle dinleyen, cep telefonlarıyla görüntü alan liderleri izlerken şunu düşündüm:
Bazı şeylerin dili yoktur.
Tarih bazen tek kelime etmeden de kendini anlatır.
Zirvenin ev sahibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı.
İki gün boyunca yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Bir yandan ikili görüşmeler yaptı, diğer yandan Türkiye’nin Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir ülke olduğu mesajını verdi.
Bu konuya yarın daha ayrıntılı değineceğim.
Çünkü Ankara’daki zirvenin asıl konuşulacak tarafı sadece toplantılar değildi.
Benim ilk izlenimim şu oldu…
Türkiye, böylesine büyük bir organizasyonu başarıyla gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip olduğunu bir kez daha gösterdi.
Ankara iki gün boyunca sadece Türkiye’nin başkenti değildi.
Dünyanın diplomasi merkeziydi.
Ama işin asıl ilginç kısmı henüz başlamamıştı.
Çünkü bazen bir zirvenin gerçek hikâyesi toplantı salonlarında değil, aile fotoğrafında, liderlerin bakışlarında ve kameraların yakaladığı birkaç saniyelik görüntüde gizlidir.
Yarın:
ANKARA’DA NATO (2)
Bir fotoğraf karesi bin mesaj
AI Sesli Okuma
Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma