Ana Sayfa / Yazarlar / Nazım Turan & Ateşle Oynama

Nazım Turan & Ateşle Oynama

20 Ağustos 2026 08:20
Nazım Turan & Ateşle Oynama
Tahmini okuma süresi: 0 dakika

Dil Seçin

Haberi Rumence okuyun

Geçenlerde Amerikan yapımı bir gizli servis filmi izledim. Devlet, son derece tehlikeli bir kimyasal silah üzerinde çalışmalar yapmış; fakat sonuçların vahametini görünce projeyi iptal etmişti. Yıllar sonra terörist bir örgüt bu gizli formüle ulaşıyor. Silahı üretip üçüncü dünya ülkelerine satmayı planlıyorlar.

Ancak hesaba katmadıkları bir şey oluyor: Ürettikleri kimyasal silah, daha deneme aşamasında kendilerini öldürüyor.

Filmi izlerken Erol Evgin’in o meşhur şarkısı geldi aklıma:

“Ateşle oynama, ellerin yanar.”

Aslında hayatın değişmeyen kurallarından biridir bu. İnsan bazen hırsına, bazen ihtirasına, bazen de gücün verdiği sarhoşluğa kapılır. Girdiği yolun sonunda başına neler geleceğini bile bile yürümeye devam eder. Bir süre sonra elindeki ateşi yönettiğini sanır. Oysa ateş, sahibini tanımaz.

Film bitti, ardından haberler başladı. Daha filmdeki “ateşle oynayanın sonunda kendini yakması” düşüncesinden kurtulamamıştım ki karşıma benzer bir haber çıktı.

Tarikat lideri olduğu söylenen bir kişi tutuklanmış; evinde ve işyerinde yapılan aramalarda silahlar, deste deste paralar ve külçe külçe altınlar bulunmuştu.

Filmle gerçek hayat, sanki aynı cümlenin devamı gibiydi.

İnsan ister istemez soruyor:

Yahu, ne yaptın da bu kadar servet biriktirdin? Ne zaman kazandın? Kaynağı nedir? Maneviyat anlatırken bu kadar dünyalığı nereye sığdırdın?

Bir söz vardır:

“Devrim önce kendi evlatlarını yer.”

Yanlış bir düzen de günün sonunda kendi kurucularına döner. Başkalarını korkutmak için biriktirilen silahlar, gizlenen paralar, kurulan kirli ilişkiler ve siyasetten devşirilen güç, sonunda sahibinin başına bela olur.

Burada siyasete girmek istemiyorum. Meselem insanların dinî inançları da değildir. Temiz niyetle inanan, ibadetini yapan, kimsenin hakkına el uzatmayan dindar insanlarımızı elbette ayrı tutuyorum.

Fakat “Biz dinî bir yapılanmayız” diyerek yola çıkanlara sormak gerekir:

Sizin silahla, siyasetle, para kasalarıyla ve külçe altınlarla ne işiniz var?

Madem amacınız dini öğrenmek ve öğretmek; oturun, öğrenin ve öğretin. İnsanlara güzel ahlakı, adaleti, merhameti ve kul hakkını anlatın. Saraylar, servetler, silahlar ve siyasi pazarlıklar hangi manevi öğretinin gereğidir?

Ne yazık ki bazıları için din, inanç olmaktan çıkıp güç toplamanın aracına dönüşüyor. Dillerinde iman, akıllarında para; kürsülerinde ahlak, kapalı kapılar ardında ise ihtiras var.

Fakat tarih bize defalarca gösterdi: Ateşle oynayan, bir süre ateşi kontrol ettiğini sanabilir. Çevresine korku da salabilir. Kendisine dokunulamayacağına da inanabilir.

Ama sonunda o ateş döner, sahibinin ellerini yakar.

Bazen yalnızca ellerini de değil…

 

Paylaş:

AI Sesli Okuma

Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma

Premium

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz