Nazım Turan & Beyaz Saray’da Bir Romanyalı Lider: 1978’de Söylenen Sözler

Dil Seçin
Haberi Rumence okuyun
Tarih bazen insanın önüne öyle görüntüler çıkarır ki, o görüntüler sadece geçmişi değil bugünü de düşündürür.
1978 yılında Romanya lideri Nicolae Ceaușescu, Washington’da Jimmy Carter ile birlikte White House’ta kameraların karşısına çıktığında dünya hâlâ iki kutupluydu. Doğu Bloku ve Batı Bloku birbirine karşı konumlanmıştı.
Romanya ise bu denklemde ilginç bir yerde duruyordu. Sovyet sisteminin bir parçasıydı ama aynı zamanda Batı ile konuşabilen nadir ülkelerden biriydi.
İşte o ziyarette Çavuşesku’nun söylediği bir cümle bugün hâlâ dikkat çekicidir.
Orta Doğu’daki barışın sağlanması için şu çerçeveyi dile getiriyordu:
“Kalıcı bir barış için İsrail’in 1967 savaşında işgal ettiği topraklardan çekilmesi, Filistin sorununun çözülmesi ve bölgedeki tüm devletlerin egemenliğinin güvence altına alınması gerekir.”
Bugün kulağa alışılmış bir diplomatik cümle gibi gelebilir. Ancak 1978 yılı için bu sözlerin farklı bir ağırlığı vardı.
Çünkü o dönemde dünya henüz Camp David sürecine bile girmemişti. Arap–İsrail meselesi son derece sert bir uluslararası kriz olarak görülüyordu. Filistin meselesi ise bugünkü kadar geniş bir diplomatik çerçevede konuşulmuyordu.
Romanya’nın o yıllardaki pozisyonu da dikkat çekiciydi.
Bükreş yönetimi hem Arap dünyasıyla yakın ilişkilere sahipti hem de İsrail ile diplomatik bağlarını koparmamış nadir Doğu Avrupa ülkelerinden biriydi. Bu nedenle Romanya zaman zaman Orta Doğu konusunda bir ara kanal olarak görülüyordu.
Tarihsel bir tesadüf mü, yoksa diplomatik bir strateji mi bilinmez ama aynı yılın sonunda ABD’nin arabuluculuğunda Camp David süreci başladı. 1979’da ise Mısır ile İsrail arasında ilk barış anlaşması imzalandı.
Bugün bu görüntülere yeniden bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Soğuk Savaş’ın ortasında bir Romanya lideri Beyaz Saray’da Orta Doğu barışından söz edebiliyorsa, bu gerçekten ne kadar mümkündü?
Dahası, küçük ya da orta büyüklükte bir ülkenin küresel diplomasi içinde bu kadar görünür bir rol oynayabilmesi bugün de mümkün mü?
Tarih bazen tuhaf aynalar tutar.
Bir zamanlar Doğu Bloku’ndan gelen bir lider Washington’da konuşabiliyordu. Dünya siyaseti keskin bloklara bölünmüş olsa bile diplomatik kanallar tamamen kapanmıyordu.
Bugün ise dünya yeniden büyük güç rekabetlerinin içine girmiş durumda. Yeni dengeler kuruluyor, yeni ittifaklar oluşuyor.
Belki de asıl soru şu:
1978’de Beyaz Saray’da söylenen bu sözler gerçekten bir diplomatik vizyon muydu, yoksa sadece dönemin politik dengelerinin bir parçası mıydı?
Bunun cevabını ben veremem.
Ama yukarıdaki soruya, yani ‘Bugün böyle bir şey olur mu?’ sorusuna cevabım çok net: Kesinlikle hayır, olmazdı.
Barışla kalın.
AI Sesli Okuma
Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma