Nazım Turan & Bir Millet Önce Sınıflarında Kazanılır

Dil Seçin
Haberi Rumence okuyun
Değerli dostlar,
Romanya’da yaşıyor, çocuklarımızın geleceğini burada kuruyoruz. Bu nedenle Romanya’da eğitime yapılan her yatırım, özellikle Türkiye ile Romanya arasındaki dostluğu güçlendiren her yeni okul, hepimizi yakından ilgilendiriyor.
Geçtiğimiz günlerde Köstence’den hepimizi sevindiren güzel bir haber aldık. Türkiye Maarif Vakfının Bükreş’te başarıyla sürdürdüğü eğitim faaliyetlerine yeni bir halka daha ekleniyor. Köstence’nin Ovidiu bölgesinde inşaatı hızla ilerleyen yeni Maarif Kampüsü, öğrencilerine kapılarını açmaya hazırlanıyor.
Anaokulundan liseye kadar eğitimin bütün kademelerine hizmet vermesi planlanan bu kampüs, yalnızca yeni bir okul binası değildir. Çocuklarımızın geleceğine, Türkiye ile Romanya arasındaki dostluğa ve eğitim yoluyla kurulacak yeni gönül köprülerine yapılan önemli bir yatırımdır.
Bu haber üzerine düşündüm: Bugün geldiğimiz noktayı konuşurken geçmişi de hatırlamak gerekmez mi? Bundan yaklaşık 130 yıl önce, Osmanlı Devleti’nin son döneminde eğitim alanındaki durumumuz nasıldı?
1897 yılına ait bir tablo, bu konuda oldukça düşündürücü bilgiler veriyor.
Tabloya göre Osmanlı sınırları içinde gayrimüslim topluluklara ait toplam 6.473 cemaat okulu bulunuyordu. Bunların 4.390’ı Rumlara, 851’i Ermenilere, 693’ü Bulgarlara, 331’i Yahudilere aitti.
Aynı dönemde yabancı devletlere bağlı 384 okul vardı. Amerika’nın 131, Fransa’nın 127, İngiltere’nin 60; Almanya ve İtalya’nın ise 22’şer okulu bulunuyordu.
Elbette bu rakamlar, Osmanlı Devleti’ndeki bütün okulların sayısını göstermiyor. Yalnızca cemaatlere ve yabancı devletlere bağlı okulları kapsıyor. Ayrıca bugünkü Türkiye sınırlarından değil, üç kıtaya yayılan geniş Osmanlı coğrafyasından söz ediyoruz. Küçük mahalle ve cemaat mekteplerinin de bu sayılara dâhil olabileceğini unutmamak gerekir.
Ancak tablo yine de önemli bir gerçeği ortaya koyuyor.
Osmanlı’nın son döneminde eğitim, yalnızca çocuklara bilgi verilen bir alan değildi. Okullar aynı zamanda dilin, kültürün, kimliğin ve siyasî düşüncenin şekillendiği merkezlerdi. Yabancı devletler ve yükselen milliyetçi hareketler, okullar üzerinden toplumlar üzerinde nüfuz kurmaya çalışıyordu.
Çünkü bir çocuğa hangi tarihin anlatıldığı, hangi dilin öğretildiği ve nasıl bir gelecek gösterildiği, zamanla onun kendisini hangi topluma ve hangi millete ait hissettiğini de belirler.
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’i kurarken eğitimin bağımsızlık açısından taşıdığı hayati önemi çok iyi biliyordu. Bu nedenle 3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat Kanunu, yani Öğretim Birliği Kanunu kabul edildi. Ülkedeki eğitim kurumları ortak bir sistem içinde devletin gözetim ve denetimi altında birleştirildi.
Atatürk’ün eğitim devrimi yalnızca yeni okullar açmak değildi.
Asıl amaç; aklını başkasına teslim etmeyen, tarihini bilen, bilimle düşünen, sorgulayan ve Cumhuriyet’e sahip çıkan özgür yurttaşlar yetiştirmekti.
Bugün Köstence’de yükselen Maarif Kampüsü’ne bu açıdan da bakmak gerekir. Bu okul yalnızca yeni bir bina değildir. Çocuklarımızın geleceğine, Türkiye ile Romanya arasındaki dostluğa ve eğitim yoluyla kurulacak yeni gönül köprülerine yapılan önemli bir yatırımdır.
Dün yabancı devletler Osmanlı coğrafyasında okullar açarak kendi dillerini, kültürlerini ve dünya görüşlerini geleceğe taşımaya çalışıyordu. Bugün ise Türkiye, dünyanın farklı coğrafyalarında kendi eğitim tecrübesiyle varlık gösteriyor; bulunduğu ülkelerin çocuklarına nitelikli eğitim sunuyor.
Zaman değişiyor, ülkeler değişiyor; fakat eğitimin önemi değişmiyor.
Çünkü bir ülke önce sınıflarında kazanılır. Sınıflarında kaybedilirse cephede kazanmak çok daha ağır bir bedel ister.
Kaynak: Mustafa Önder, Türk Eğitim Tarihi, s. 156; Millî Eğitim Bakanlığı 11. Sınıf Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi ders materyali.
AI Sesli Okuma
Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma