Ana Sayfa / Yazarlar / Nazım Turan & Bir Toplumu Korumak, Çocuklarını Korumakla Başlar

Nazım Turan & Bir Toplumu Korumak, Çocuklarını Korumakla Başlar

18 Nisan 2026 23:07
Nazım Turan & Bir Toplumu Korumak, Çocuklarını Korumakla Başlar
Tahmini okuma süresi: 0 dakika

Dil Seçin

Haberi Rumence okuyun

Son dönemde Türkiye’de yaşanan elim ve talihsiz olaylar…
Okullarda şiddetin gündeme gelmesi,
çocukların ellerine silah alıp arkadaşlarına yönelmesi…

Bunlar artık münferit başlıklar değil; üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir tablo.

***

Türkiye’ye gittiğimde, memleketim olan Anadolu’daki küçük bir ilde bir berbere uğramıştım.
Sıradan bir gündü. Ama yaşadığım diyalog hiç de sıradan değildi.

Orada çalışan genç bir kalfayla sohbet ederken, yabancı olduğumu fark etti.
“Nerelisin?” diye sordu.
“Romanya’dayım” dedim.

Bir an durdu, sonra şöyle dedi:
“Ben oradan birilerini tanıyorum… Daha doğrusu takip ediyorum.”

“Kim?” diye sordum.

Uluslararası basına da konu olmuş, sosyal medyada hızla ünlenen, lüks yaşamı ve güç gösterisini ön plana çıkaran iki kardeşten bahsetti.
Ve ardından hiç tereddüt etmeden ekledi:
“Onlara çok hayranım.”

İşte mesele tam da burada başlıyor.

***

Bugün Anadolu’nun herhangi bir şehrinde bir genç;
başarıyı emekle değil,
güç gösterisiyle,
saygıyı karakterle değil,
korkuyla ölçmeye başlıyorsa…

Bu bir tesadüf değildir.
Bu; yıllardır inşa edilen bir algının sonucudur.

***

Yıllardır televizyon dizilerinde ve dijital platformlarda;
savaş, mafya, silah ve yeraltı dünyası güçlü ve cazip bir hayat tarzı gibi sunuluyor.
Özellikle Kurtlar Vadisi gibi yapımlarla başlayan ve zamanla benzer içeriklerle devam eden bu anlatı dili;
gücü hukukta değil silahta,
saygıyı karakterde değil korkuda arayan bir “rol model” üretimi yarattı.

Elbette hiçbir dizi tek başına bir çocuğu bu noktaya getirmez.
Ancak sürekli tekrar edilen mesajlar,
zamanla normalleşir.
Ve bir süre sonra yanlış olan, sıradan görünmeye başlar.

***

Bugün birçok çocuk ve genç, çok erken yaşlardan itibaren kontrolsüz bir dijital dünyanın içinde büyüyor.
Aileler yoğun, denetim zayıf.
Çocuklar saatlerce telefon ve bilgisayar başında…

Şiddet içerikli oyunlar, savaş senaryoları ve agresif rekabet dili;
zamanla duyarsızlaşma yaratıyor, empatiyi zayıflatıyor.

***

Eğitim tarafında da ciddi bir boşluk oluşuyor.
Bilgi veriliyor ama değerler yeterince aktarılmıyor.

Spor, sanat, disiplin, ekip ruhu, kardeşlik ve birlikte hareket etme kültürü geri planda kalıyor.
Gençler enerjilerini doğru alanlara yönlendiremediğinde,
en kolay ve en görünür olanı seçiyor.

***

Ama burada net olmak gerekir:

Sorun gençler değil.
Gençler, kendilerine sunulan dünyanın aynasıdır.

Aile zayıflarsa,
eğitim karakter inşa etmezse,
medya sorumluluk almazsa,
sosyal medya kontrolsüz kalırsa…

Sonuç değişmez.

***

Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi:
“Milletin geleceği çocuklardır.”

Ve bugün o geleceğin neyi izlediğine bakarsanız,
yarının nasıl şekilleneceğini de görürsünüz.

***

Çünkü mesele artık çok açık:

Çocuklara neyi gösterirsek,
yarın ona dönüşecekler.

Ve eğer bir toplumu korumak istiyorsak,
önce çocuklarını korumak zorundayız.

Paylaş:

AI Sesli Okuma

Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma

Premium

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz