Ana Sayfa / Türkiye / Sahte ürün Türkiye’nin ihracatını vuruyor

Sahte ürün Türkiye’nin ihracatını vuruyor

1 Eylül 2026 11:46
Sahte ürün Türkiye’nin ihracatını vuruyor
Tahmini okuma süresi: 0 dakika

Dil Seçin

Haberi Rumence okuyun

*Bu yıl başından buyana Türkiye’den çıkan TIR ve otobüslerde 430 binden fazla sahte ürün yakalandı

Bulgaristan ve Romanya makamlarının 2026 yılı başından bu yana açıkladığı operasyonlar, Türkiye çıkışlı TIR ve yolcu otobüslerindeki sahte ürün trafiğinin ulaştığı boyutu ortaya koydu.

Gazete Balkan’ın resmî açıklamalardan yaptığı derlemeye göre, iki ülkede 430 binden fazla sahte veya sahte olduğundan şüphelenilen ürün ve marka etiketi ele geçirildi. Romanya’da değer açıklanan yakalamaların toplamı 18 milyon leyi geçti. Kayıt dışı üretim devleti vergi ve prim gelirinden mahrum bırakırken, dürüst Türk ihracatçısının rekabet gücünü ve “Türk malı” imajını da zedeliyor.

Türkiye’den Avrupa’ya giden TIR ve yolcu otobüslerinde yakalanan sahte ürünlerin miktarı, tehlikenin bavul ticaretinin çok ötesine geçtiğini gösterdi.

Gazete Balkan’ın Bulgaristan Gümrük Ajansı ile Romanya Sınır Polisinin 1 Ocak–31 Ağustos 2026 döneminde yayımladığı açıklamalardan yaptığı taramaya göre, Türkiye’den çıkan araçlarda miktarı belirlenebilen operasyonlarda 430 binden fazla ürün ve sahte marka etiketi ele geçirildi.

Yakalanan mallar arasında kıyafet, çorap, spor ayakkabısı, çanta, kemer, güneş gözlüğü, parfüm, kozmetik, ilaç ve tıbbi ürünler bulunuyor.

Sahte ürün ticareti yalnızca uluslararası markaları zarara uğratmıyor. Malların Türkiye’de kayıt dışı üretilmesi, paketlenmesi veya ticarete hazırlanması hâlinde Türkiye vergi ve sosyal güvenlik primi kaybına uğruyor; yasal Türk üreticileri haksız rekabetle karşı karşıya kalıyor. Avrupa sınırlarında arka arkaya yapılan yakalamalar, Türkiye’den çıkan tekstil ürünlerine yönelik güveni de aşındırıyor.

BULGARİSTAN’DA 353 BİN 700 ÜRÜN

Bulgaristan’ın Türkiye sınırındaki Kapitan Andreevo Gümrük Kapısı, sahte ürün yakalamalarının en yoğun yaşandığı noktalardan biri oldu.

Bulgaristan Gümrük Ajansının açıklamalarından yapılan hesaplamaya göre, 2026 yılının ilk yedi ayında Kapitan Andreevo’da Türkiye’den gelen araçlarda en az 353 bin 700 sahte veya fikrî mülkiyet hakkını ihlal ettiğinden şüphelenilen ürün ve marka etiketi yakalandı.

Bulgaristan makamları, yalnızca yılın ilk üç ayında yaklaşık 130 bin ticari ürünün alıkonulduğunu açıkladı.

Nisan ayı başında Türkiye’den Belçika, Hırvatistan ve Kuzey Makedonya’ya giden üç TIR’da yapılan kontrollerde yaklaşık 54 bin tekstil ürünü, ayakkabı ve çanta bulundu. Ürünlerin dünyaca tanınan markaların isim ve logolarını taşıdığı bildirildi.

Aynı ay içindeki başka operasyonlarda Türkiye’den Almanya ve Polonya’ya giden TIR’lar ile İstanbul–Bükreş seferini yapan bir otobüste binlerce kıyafet, çanta, ayakkabı ve güneş gözlüğü ele geçirildi.

Haziran ayında Kapitan Andreevo’da yaklaşık 100 bin ticari ürün, temmuz ayında ise ürünlerle birlikte 26 bin sahte marka etiketi yakalandı.

Temmuzdaki operasyonlardan birinde Türkiye’den Ukrayna’ya giden bir TIR’da, 745 koli içerisindeki 400 ayrı pakete yerleştirilmiş 24 bin 510 tekstil etiketi bulundu. Aynı araçta sahte marka işaretleri taşıyan kıyafet, terlik ve çantalar da ele geçirildi. Türkiye’den Sırbistan’a giden başka bir TIR’da ise kıyafet ve çantaların yanında 1.500 sahte marka etiketi yakalandı.

Bulgaristan makamları yakalanan malların parasal değerini çoğunlukla açıklamadığı için 353 bin 700 ürünün toplam piyasa değeri belirlenemedi.

ROMANYA’DAKİ DEĞER 18 MİLYON LEYİ GEÇTİ

Romanya’da özellikle Giurgiu–Bükreş güzergâhında yapılan kontroller, Türkiye–Romanya arasında çalışan yolcu otobüslerinin sahte ürün taşımacılığında yoğun şekilde kullanıldığını ortaya koydu.

Romanya makamlarının kamuoyuna açıkladığı ve miktarı belirlenebilen operasyonlarda en az 80 bin ürün ele geçirildi. Değer açıklanan dosyalardaki malların, orijinal ürün olarak satılması hâlindeki tahmini piyasa değeri ise 18 milyon leyi, yaklaşık 3,5 milyon avroyu geçti.

26 Nisan’da Türkiye–Romanya seferini yapan bir otobüste 9 bin 870 kıyafet, kozmetik ve parfüm bulundu. Ürünlerin, otobüste yolculuk yapan 25 yaşındaki bir Türk vatandaşına ait olduğu açıklandı. Yolcunun malların kaynağına ve gerçekliğine ilişkin belge gösteremediği belirtildi.

Romanya Sınır Polisi, söz konusu ürünlerin orijinal olarak satılması hâlindeki değerini yaklaşık 2 milyon 586 bin lei olarak hesapladı.

30 Temmuz’da Türkiye plakalı bir otobüsün bagaj bölümünün duvarlarında özel olarak hazırlanmış gizli bölme bulundu. Bu bölmeden 6 bin 991 kıyafet, ayakkabı ve deri ürün çıktı. Malların tahmini piyasa değeri 1 milyon 305 bin 500 lei olarak açıklandı.

2 Ağustos’ta Türkiye’den Romanya’ya giden üç otobüste yapılan aramalarda 2 bin 760 ürün yakalandı. Bu malların değerinin yaklaşık 740 bin lei olduğu bildirildi.

26–27 Ağustos günlerinde kontrol edilen Türkiye–Romanya otobüslerinde ise yolcuların bagajları, araçların çeşitli bölmeleri ve özel hazırlanmış gizli yerlerde 2 bin 735 ürün bulundu. Yaklaşık 864 bin lei değerindeki ürünlerin bazı yolcu ve şoförlere ait olduğu açıklandı.

TIR’DAN BİNLERCE SAHTE İLAÇ ÇIKTI

Yakalamalar kıyafet, ayakkabı ve parfümle sınırlı kalmadı.

16 Ağustos’ta Türkiye’den gelen bir TIR’da, taşınan ticari malların arasına yerleştirilmiş bir kutuda yaklaşık 8 bin 776 ilaç tableti ile 50 enjeksiyon cihazı bulundu.

Romanya Sınır Polisi, sahte olduğundan şüphelenilen ilaç ve tıbbi ürünlerin yaklaşık 360 bin lei değerinde olduğunu açıkladı. TIR şoförünün ürünlerin kaynağına ilişkin belge sunamadığı belirtildi.

Olay, sahte ürün ticaretinin yalnızca ekonomik kayıplara yol açmadığını; sahte ilaç, parfüm ve kozmetik ürünlerin insan sağlığı açısından da ciddi risk oluşturduğunu gösterdi.

TÜRKİYE HER AŞAMADA KAYBEDİYOR

Türkiye’den çıkan sahte ürünlerin tamamının Türkiye’de üretildiğine ilişkin kesin bir veri bulunmuyor. Uluslararası kaçakçılık şebekeleri, ürünlerin gerçek üretim yerini gizlemek amacıyla transit ülkeler, sahte belgeler, yeniden paketleme merkezleri ve ayrı marka etiketi sevkiyatları kullanabiliyor.

Buna karşılık OECD ile Avrupa Birliği Fikrî Mülkiyet Ofisinin 2025 yılında yayımladığı rapor, sahte tekstil ürünlerinde Türkiye’den Avrupa ülkelerine uzanan güzergâhın başlıca rotalardan biri olduğunu ortaya koydu. Rapora göre, yakalanan sahte tekstil ürünlerinin değeri bakımından Türkiye’den Fransa ve Bulgaristan’a yapılan sevkiyatlar öne çıkıyor.

Türkiye Ticaret Bakanlığının yayımladığı AB Bülteni’nde de Türkiye’nin, AB’ye giren sahte ürünlerin kaynakları arasında Çin ve Hong Kong’un ardından üçüncü sırada yer aldığı belirtildi. Türkiye’den gelen sahte ürünlerin sayı itibarıyla AB’deki yakalamaların yüzde 8’ini oluşturduğu, bu ürünlerin çoğunluğunun giyim eşyası olduğu aktarıldı.

Bu tablo, sahte ürün ticaretinin Türkiye ekonomisine verdiği zararın farklı alanlara yayıldığını gösteriyor.

DEVLETİN VERGİ VE PRİM KAYBI

Sahte ürünlerin Türkiye’de kayıt dışı üretilmesi hâlinde devlet, üretimin farklı aşamalarındaki vergi ve sosyal güvenlik gelirlerinden mahrum kalıyor.

Kayıt dışı işletmeler işçilerini sigortasız çalıştırabiliyor; gelir veya kurumlar vergisi ödemiyor; kumaş, iplik, kimyasal madde, ambalaj, enerji ve nakliye zincirindeki işlemleri faturalandırmıyor. Böylece hem vergi hem de Sosyal Güvenlik Kurumu prim kaybı doğuyor.

İhracat teslimleri genel olarak KDV’den istisna olduğu için yakalanan malların Avrupa’daki tahmini satış değeri üzerinden doğrudan KDV kaybı hesaplamak mümkün değil. Buna karşılık üretimin ve girdilerin kayıt dışına çıkarılması, iç piyasadaki vergi zincirini bozuyor.

Gümrüğe bildirilmeyen ihracat, Türkiye’nin resmî ihracat rakamlarına ve ülkeye kazandırılan kayıtlı döviz gelirine de yansımıyor.

DÜRÜST İHRACATÇI HAKSIZ REKABETLE KARŞI KARŞIYA

Sahte ürün üreticisi marka, tasarım, kalite kontrol, ürün güvenliği, sertifika, sigortalı işçilik ve satış sonrası hizmet maliyetlerini üstlenmiyor.

Vergisini ödeyen ve sigortalı işçi çalıştıran Türk üreticisi ise bütün bu yükümlülükleri yerine getirerek ihracat yapmaya çalışıyor. Sahte ürünlerin çok düşük fiyatlarla Avrupa pazarına sürülmesi, yasal Türk şirketlerinin sipariş ve pazar kaybetmesine neden oluyor.

Bu durum üretimin azalması, yeni yatırım kararlarının ertelenmesi ve istihdam kaybı sonucunu doğurabiliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin uğradığı ekonomik zarar, ele geçirilen ürünlerin üretim maliyetiyle sınırlı kalmıyor.

“TÜRK MALI” İMAJI ZEDELENİYOR

Türkiye açısından en büyük ve hesaplanması en zor kayıplardan biri de ülke imajında ortaya çıkıyor.

Avrupa gümrüklerinde Türkiye’den gelen TIR ve otobüslerde sürekli olarak sahte ürün bulunması, Türkiye çıkışlı tekstil ve hazır giyim sevkiyatlarının yüksek riskli görülmesine yol açabilir.

Türkiye ile yasal ticaret yapan firmaların yüklerinin daha sık ayrıntılı kontrole alınması; sınırda bekleme sürelerinin uzamasına, ürün teslimatlarının gecikmesine ve lojistik maliyetlerinin artmasına neden olabilir. Zamanında teslimatın büyük önem taşıdığı tekstil ve hazır giyim sektöründe gecikmeler, Türk firmalarının Avrupa’daki müşterilerini kaybetmesiyle sonuçlanabilir.

Sahte ürün ticaretini yapanlar kısa vadede haksız kazanç sağlarken, bunun ekonomik ve itibari bedelini Türkiye’nin bütün ihracatçıları ödemek zorunda kalıyor.

YAKALANAN ÜRÜNLERE NE OLUYOR?

Sahte olduğundan şüphelenilen ürünler ilk aşamada serbest bırakılmıyor. Mallar gümrük veya sınır polisi tarafından alıkonularak delil deposuna götürülüyor ve ilgili markanın hak sahibine haber veriliyor.

AB’nin 608/2013 sayılı Tüzüğü uyarınca marka sahibi ürünlerin sahte olduğunu bildirip imha edilmelerini kabul ederse, mal sahibi veya beyan sahibi de belirlenen süre içinde itiraz etmezse ürünler mahkeme kararı beklenmeden gümrük gözetiminde imha edilebiliyor.

Mal sahibi imhaya karşı çıkarsa, fikrî mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesi için adli veya idari süreç başlatılıyor. Sahte olduğu kesinleşen malların yeniden satılmasına veya başka bir ülkeye gönderilerek ticarete sokulmasına izin verilmiyor.

ŞOFÖR DE YOLCU DA SORUŞTURULUYOR

Sahte ürünün TIR veya otobüste bulunması, şoförün otomatik olarak suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Yetkililer öncelikle malın kime ait olduğunu, şoförün ürünlerden haberdar olup olmadığını, araçta gizli bölme bulunup bulunmadığını ve taşımanın organizasyonunda kimlerin rol aldığını araştırıyor.

Ürünlerin bir yolcunun bagajında bulunması hâlinde soruşturma öncelikle yolcu hakkında yürütülüyor. Malların otobüsün duvarlarına, bagaj bölümündeki özel bölmelere veya TIR yükünün arasına gizlenmesi durumunda ise şoför ve taşıma şirketi de soruşturmaya dâhil edilebiliyor.

Romanya’da başkasına ait tescilli bir markayı taşıyan sahte ürünlerin ticari dolaşıma sokulması suç oluşturuyor. Şüpheliler hakkında ceza dosyası hazırlanarak savcılığa gönderiliyor. Suçun sabit görülmesi hâlinde hapis veya adli para cezası uygulanabiliyor; mallara el konuluyor ve marka sahipleri uğradıkları zarar için tazminat talep edebiliyor.

Foto Galeri

Paylaş:

AI Sesli Okuma

Google WaveNet yapay zeka sesi ile doğal okuma

Premium

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz